Medistate

Beslenme ve Diyetetik

Bağışıklık Sistemi için 10 Altın Kural

Soğuk havanın yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde değişen havayla birlikte yaşanan yoğun stres, uykusuzluk ve dengesiz beslenme bağışıklık sistemini direkt olarak zayıflatıyor. Peki bağışıklık sistemimizi kışa nasıl hazırlarız? Sonbaharı ve kışı hasta olmadan, sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini desteklemek şart! Medistate Kavacık Hastanesi Beslenme Diyet ve Uzmanı Berna Çil bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek 10 öneriyi anlattı…

1)    Doğru beslenin: Tam tahıllı ürünler, karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketin. Sigara, alkol, şekerden uzak durun. Antioksidan alın. Antioksidanlar hücreye zarar veren maddeleri, serbest radikalleri yakalar ve yok eder. Soğan, sarımsak, ıspanak, dereotu, maydanoz, turunçgiller, domates, brokoli antioksidan açısından zengindir.

2)    Su için: Günde en az 1.5 litre su içmek soğuk havalara karşı cildinizi kurumasını engeller, bağırsaklarınızın düzenli çalışmasına katkıda bulunur ve bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir.

3)    Balık yiyin: Haftada en az 2 gün balık tüketin. Balık, içeriğindeki omega3 sayesinde iyi kolesterolünüzü yükseltir.

4)    Ara öğünde kuruyemiş tercih edin: Ayçiçeği çekirdeği, şam fıstığı, kavrulmamış badem, ceviz içi, kaju, fındık ve yer fıstığını ara öğün olarak tüketin.

5)    Çay tüketin: Ihlamur, adaçayı, karahindiba,papatya, ekinezya ve kuşburnu çayı tüketin. Bu çaylar hem metabolizmanızı hızlandırır hem de üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirir.

6)    Yeterli ve kaliteli uyuyun: Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar önemlidir. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesidir. Kalitesiz bir uyku verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.

7)     Haftada en az 3 gün açık havada yürüyün: Yoğun trafik ve egzoz dumanından kurtulun ve yeşil alanlara yürüyüş yapın. Özellikle açık ve temiz havada zaman geçirilmesi sağlam bir vücut ve güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça yardımcıdır.

8)     Hareketsiz kalmayın: Bilgisayar başında ve hareketsiz çok zaman geçirmeyin. 40-45 dakikaya bir ara vererek ofis içinde yürüyün veya  ufak ofis egzersizleri ve esneme hareketleri ile kan dolaşımınızı arttırın.

9)     Düzenli egzersiz yapın: Hastalıktan korunmada ve engellemede egzersizin çok büyük bir önemi var. Düzenli egzersiz bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, virüslerle ve bakterilerle savaşmayı sağlıyor.

10)Kendinizi aşırı derecede yormayın: Dinlenmek için kendinize zaman tanıyın.

Mutluluk Kaynağı BESLENME

Beslenme, insan vücudunda serotonin denen mutluluk hormonunun salınmasını uyarıyor. Böylece, kişinin sadece besin ihtiyacını karşılamaktan çıkıp, damak tadını değiştirmek, sosyal ihtiyaçlarını karşılamak, mutlu etmek için kullanılır hale gelebiliyor. Bu da, beraberinde, çağın hastalığı “Obezite”yi getiriyor.

Yediğinizi azaltın, hareketinizi artırın…

Sizi rahatsız eden fazla kilodan kurtulmanın birçok yöntemi var. Bunlar, beslenme tedavisi, fiziksel aktivitenin artırılması, davranış değişikliği terapisi, gerekli durumlarda cerrahi girişimler, ilaç tedavisi vb gibi...

Minessota Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar gösteriyor ki, bilinen en iyi zayıflama türü, kişinin aldığı günlük kalori miktarını azaltılırken, beraberinde yakılan kaloriyi artırması! Yani, kişiye özel hazırlanan bir beslenme programı, fiziksel aktiviteyle desteklendiğinde yüksek oranda kilo kaybı elde ediliyor.

“Yağ yaktıran besin” diye bir şey yok!

Yağ yakmak için yapılması gereken tek şey, diyetin yağdan gelen kalorisinin azaltılması ve beraberinde aktivitenin arttırılmasıdır. “Yağ yaktıran besin” diye bir şey yoktur.

Diyet kişinin normal yaşantısına ne kadar uyumlu olursa o kadar kolay yapılıyor ve sürdürülebiliyor. Ancak kişiyi zorladıkça yapılabilirliğini yitiriyor; kişinin diyete karşı ön yargılı olmasına, diyetten soğumasına ve diyeti bırakarak daha fazla kilo almasına sebep oluyor. Önemli olan ideal kiloya erişene kadar yaşam tarzıyla uyumlu diyeti, devamlılık arz eden bir şekilde yapmaktır.

Pastaya “hayır” demediğinizde kilo almamak!

Kilo verme tamamlandığında uygulanan koruma programı, diyet sürecinin sağlamasıdır. Koruma programında aldığınız kalori yavaş yavaş arttırılır. Böylece kişi ilk pizza yediğinde ya da pastaya "hayır" demediğinde kilo almaz hale gelir.

Şu da asla unutulmamalıdır ki, kilo verme programlarında diyetisyen size en uygun diyeti de hazırlasa, siz eğer motive değilseniz arzu ettiğiniz sonuca ulaşamıyorsunuz. Bu nedenle öncelikle kilo vermek için kesin kararlı olmalısınız

Anne Sütü ve Emzirme

Anne Sütü ve Emzirme

Anne sütü bebek için en uygun besindir. Emziren bir anne gün içerisinde yaklaşık 700- 800 ml süt salgılamaktadır. Emzirme döneminde süt salgılanması kadının normal gereksiniminden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir.

Emziren annenin normal günlük ihtiyaçlarına ilaveten yaklaşık 500 kcallik ek enerji alması gerekmektedir. Çünkü alınan enerji tam olarak süt enerjisine dönüşememekte, vücut dokuları da bir miktar harcanmaktadır.

Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa, kendi vücudundan harcar. Bunun sonucunda kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

Hamilelikte alınan kiloları çok önemsemeden özellikle ilk 3 ay enerji kısıtlaması yapılmadan annenin enerji ve besin öğesi bakımından zengin olan gıdalarla beslenmesi sağlanmalıdır. Ancak süt olsun diye gereğinden fazla kalori almak, şekerli, unlu ve yağlı besinlerle beslenmek anneye sadece gereksiz kilo yapar ve süt salınımını  artmasını sağlamaz. Süt salınımını arttıran en önemli besin ‘SU’ dur.

Besinlerin yanı sıra annenin rahat olması, yorgun olmaması, stresten ve üzüntüden uzak olması da süt salınımını  artıran etmenlerdir.

Bebek her ağladığında bebeğin emzirilmesi gerekmektedir. İlk 1 ay bu döngü sık ilerlemektedir ancak bebek büyüdükçe bu sıklık azalır. Eğer bebek ağlamıyor ise her 3 saatte bir bebek uyandırılarak emzirilmelidir. Emzirmek de annenin sütünü artıracaktır.

Beslenme Önerileri

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyum bakımından zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı da artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını artırır.  Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih sudur.

  • Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak  tüketilmelidir.
  • Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.
  • Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri; portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.
  • D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne  güneşlenmeye özen göstermelidir.
  • Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerle yeterince alınamayan iyot, ancak  iyotlu tuz kullanımıyla anne  sütünden bebeğe geçer.
  • Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.

Beslenmenin Gaz Problemine Etkisi

Bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren annelerde; operasyon sonrası beslenme, doktorun direktifi doğrultusunda, diyet uzmanı  tarafından ayarlanacaktır.

İlk birkaç gün süreyle anestezi nedeniyle oluşabilecek gaz problemini en aza indirgeyebilmek için, gaz yapıcı özelliği olan bazı yiyecekler (karnabahar, lahana, brokoli gibi bazı kış sebzeleri, kuru baklagiller, çiğ sebze ve meyve, soğuk şekersiz süt ve yoğurt vb.) diyetinizin dışında bırakılmalıdır.

Emziren annenin beslenmesinde besin öğeleri de dikkate alınarak bebeğin de gaz problemleri göz ardı edilmemelidir. Bebeklerde ilk 2-3 ay bağırsak gelişiminin devam etmesi sebebiyle gaz problemi çok görülmektedir. Anne sütünün içeriği bebeğin gaz durumunu etkilemektedir. Bu nedenle annenin beslenmesi planlanırken gaz yapıcı besinlerin neler olduğu anlatılmalı, bebeğin gaz şikâyetleri olduğu zamanlarda anneden beslenmesinde gaz yapıcı besinleri tüketmemesi istenmelidir.

Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidirler. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Emziren Annenin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar.  Bu nedenle; daha  gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlar aşağıdaki önerilere uyularak çözümlenebilir ve bebek  için gerekli  süt verimi arttırılabilir;

1. Yaşamının ilk 4-6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4–6 aylık dönemde anne sütü yeterli olduğu sürece D vitamini dışında  bebeğe hiçbir şey verilmemeli, annenin huzurlu, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.

2. Bebek her ağladığında emzirilmelidir.

3. Sık sık ve isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.

4. Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inilebilmektedir. İnilemez ise; anne ilk 4-6 aylık periyot sonrasında zayıflama diyeti uygulayabilir.

5. Gebelik sırasında önerilenden daha fazla kilo alınmışsa her ay iki kilo kaybetmek normaldir. Ayda iki kilodan fazla ağırlık kaybı doğru değildir.

6. Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalıdır ama unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye de dikkat etmelidir.

7. Çökük meme başı gebeliğin  beşinci  ayından sonra, belli aralıklarla elle masaj yaparak uzatmaya çalışılmalıdır. Bu yöntem sonuç  vermezse; emzirme sırasında, meme başını saracak şekilde  özel emzik kullanılmalıdır.

8. Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.

9. Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü  sağmak gerekmektedir.

10. Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

Bebeğinizi İlk 6 Ay Sadece Anne Sütüyle Besleyin

Doğumdan sonra bebeğin en hızlı büyüdüğü dönemde bebeğin büyümesi, gelişmesi için gereken tüm enerji ve besin öğelerini içeren ve bebeğe tek başına yeterli olan besin sadece anne sütüdür. Her annenin sütü kendi bebeğini büyütmeye yetecek  kadar  enerji ve besin öğesi içermektedir. Özel sebepler olmadığı takdirde her annenin sütü  bebeğinin büyümesi sağlar. Zaten doktor kontrollerinde belirlenen ideal kilo artışları da bebeğe anne sütünün yetip yetmediğini göstermektedir.

İlk 6 ay anne sütü bebeğin su dahil tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır. 6 aydan sonra anne ek gıdalara başladığında da emzirmeye devam edebilir. Emzirmenin bebeğe olduğu kadar anneye de faydaları vardır. Bu nedenle bebek emdiği anne de emzirmek istediği sürece 2 yıl bebek emzirilebilir. Anne sütünü fazla almanın bu zamana kadar herhangi bir sorun yarattığını gösteren en ufak bir çalışma yoktur.

Emzirmenin Anneye Olan Faydaları

  • Bebeğe sağlanan en ucuz ve faydalı besin anne sütüdür.
  • Hazırlama sorunu yoktur.
  • Bebekle arasındaki duygusal  bağı geliştirir. Pek çok anne  başka hiç bir şeyin kendisi ile bebeği arasında böyle yakın bir bağ oluşturamadığını hisseder. Bebeklerin çoğu annesinin göğsüne konarak çabucak sakinleştirilebilir.
  • Göğüs ve rahim kanserine karşı korur.
  • Araştırmalar, emzirmiş annelerin göğüs kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu göstermiştir.
  • Kemik erimesine karşı korur.
  • Rahmin iyileşmesini hızlandırır.
  • Anemiyi (kansızlığı) önler.
  • Hamilelik öncesi kilolara, emzirmeyen annelerden daha çabuk dönmelerine yardımcı olur.

İlk Salınan Sütün Önemi

Annenin her zaman bebeğini doğumdan sonra ilk 1 saat içerisinde emzirmesi tavsiye edilir. Hem bebeğin aç olmasına bağlı olarak  kan şekerinin düşmemesi için hem de annenin sütünün gelmeye başlamasında emme refleksini oluşturmak için önemlidir. İlk salınan süt bebeğin bağışıklık sisteminin güçlendirecek besin öğeleri içermektedir. Bu nedenle asla  sağıp atmak gibi eski inanışlar sürdürülmemelidir. Annenin salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Anne ne yiyor içiyor ise bebekte onlarla beslenmektedir. Bu nedenle özellikle bebeğin  sadece anne  sütü  ile beslendiği ilk 6 ay annenin beslenmesi büyük önem taşımaktadır.

Beslenme ve Diyetetik

Medistate Kavacık Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü olarak bilimsel veriler ışığında sağlıklı bir beslenme bilinci oluşturma hedefi ile çalışmaktayız. Hastanemizde poliklinik ve klinik alanlarda hizmet vermekteyiz. Hastalıkların tedavi aşamasında başarılı bir beslenme programı oluşturmak hastalığın seyrini ve iyileşme dönemini olumlu yönde etkileyebilir. Bu nedenle klinik servisi olarak hastanemizde yatan hastalarımıza hekim – hemşire ve diyetisyen olarak multidisipliner bir yaklaşım ile tedavi uyguluyoruz. Hastalarımızın alması gereken diyet hastalığına uyumlu olarak belirlendikten sonra periyodik uygulanan vizitler ile hastalara diyeti hakkında bilgi veriyoruz.

Poliklinik servisinde başvuran kilo almak veya kilo vermek ya da sağlıklı bir beslenme eğitimi almak isteyen bireyleri öncelikle özel bir tartı ile tartarak kas, yağ ve su oranını ve bunların vücuttaki dağılımlarını aynı zamanda bazal metabolizma hızlarını öğreniyoruz. Elde ettiğimiz bu veriler doğrultusunda eğer kişinin herhangi bir metabolik hastalığı yok ise kişisel özelliklerine uygun bir zayıflama veya kilo alma programı oluşturarak haftalık kilo kontrollerini yapıyoruz. Ayrıca sağlıklı beslenme eğitimi veriyoruz. Herhangi bir metabolik hastalığı var ise gerekli doktor yönlendirmesini yaparak, hastalığının gerektirdiği kuralları da dikkate alarak bir program oluşturuyoruz.

 

Özel durumlarda uyguladığımız beslenme programları:

  • Gebe ve emzikli beslenmesi,
  • Okul öncesi ve okul çağı beslenmesi,
  • Ergenlik dönemi beslenmesi,
  • Sporcu beslenmesi,
  • Yaşlılık dönemi beslenmesi,
  • Hastalıklarda beslenme
    • Kalp – damar hastalıkları,
    • Diyabet;
      • Gestasyonel diyabet
      • Tip 1 veya Tip 2 diyabet
      • İnsülin direnci
      • Reaktif hipoglisemi
    • Obezite,
    • Zayıflık
    • Yeme bozuklukları;
      • Anoreksiya Nervosa,
      • Bulimia Nervosa,
      • Bingeeating,
      • Ortoreksiya
    • Mide ve bağırsak hastalıkları,
    • Kanser,
    • Karaciğer ve böbrek hastalıkları,

Sağlıklı Zayıflama

Sağlıklı  ZayıflamaSağlıklı  Zayıflama

Sağlıklı Zayıflama

Obezite ve buna bağlı hastalıkların her geçen gün arttığı günümüzde, sağlıklı beslenme ya da kilo verme sadece estetik kaygılar nedeniyle uygulanması gereken bir sistem değil, sağlıklı bir hayat için zorunluluk!

Beslenmek insan vücudunda serotonin denen mutluluk hormonunun salınmasını uyaran etkenlerden biri. Durum böyle olunca, beslenme sadece kişinin besin ihtiyaçlarını karşılamıyor, damak tadını geliştiriyor, mutlu ediyor, sosyal ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor. Bu da beraberinde çağın hastalığı obeziteyi getiriyor... Bugün gelinen noktada sağlıklı beslenme ya da kilo verme sadece estetik kaygılar nedeniyle uygulanması gereken bir sistem olmaktan çıkıyor, sağlıklı bir hayat için zorunluluk haline geliyor. Peki ama sağlıklı bir kiloya nasıl inebilir ve bu kiloda nasıl kalabiliriz? Her pazartesi başlayıp haftanın ortasına gelindiğinde vazgeçilen diyetlerin bunun için yeterli olmadığını artık biliyoruz.

Fazla kilolarımızdan hangi yöntemlerle kurtulabiliriz?

Sizi rahatsız eden fazla kilolardan kurtulmanın birçok yöntemi var. Beslenme tedavisi, fiziksel aktivitenin arttırılması, davranış değişikliği terapisi, gerekli durumlarda cerrahi girişimler ve ilaç tedavisi bu yöntemler arasında. Bazı aletli-ilaçlı girişimlere ve uygulamalara da bu konuda başvurulabiliyor.

Biz beslenme uzmanları, hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, beslenme bilinci oluşturulmadan bu işin yarım kaldığını düşünüyoruz. Uygulanan her yöntem kişi sağlıklı beslenmeyi öğrenmezse başarısız olmaya mahkum. Kilo bir şekilde verilir. Ancak kilo verirken bedeninize de geri dönüşü olmayan zararlar verebilirsiniz. Tabii diğer bir sorun da kilo verdikten sonra sağlıksız beslenmeye geri dönmek ve verilen bütün kiloları fazlasıyla geri almak... Kişiler genellikle kendileri diyet yaptıklarında veya sağlıksız diyetleri yapmayı seçtiklerinde ‘kilo vereyim de nasılsa bir şekilde korurum’ düşüncesinde oluyor. İstedikleri kiloya indiklerindeyse ideal kiloda olmanın rahatlığıyla ya da uzun süredir beslenmelerinden çıkardıkları zararlı yiyecekleri çok özledikleri için bu yiyecekleri tüketmeye başlıyorlar. Sonrası ise kaçınılmaz olarak kilo almak oluyor.

MOTİVASYON ÖNEMLİ

Sağlıklı bir zayıflama programı nasıl olmalı?

Sağlıklı bir zayıflama programı sizi sosyal hayatınızdan uzaklaştırmadan, sevdiğiniz besinleri tüketmenize de izin vererek, tüm ihtiyacınız olan enerji ve besin öğelerini karşılayacak şekilde planlanmalı. Kilo verme tamamlandığındaysa koruma programı bu işin devamlılığını sağlamalı. Koruma programı demek, ‘kilo verme aşamasında yaptığınız diyetinize alışın, bundan sonra bu kaloride beslenin’ demek değil. Kilo verirken nasıl aldığınız kalori bir miktar azaltılıyor ise koruma programında da aldığınız kalori yavaş yavaş arttırılıyor.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda sağlıklı zayıflama veya ideal kiloda kalmanın yolu size özel hazırlanmış sağlıklı bir diyet yapmak. Bunun için de anlaşabildiğiniz, beslenme ve diyetetik bölümünden mezun doğru insanı yani beslenme uzmanını seçmekten geçiyor. Diyetisyen size en uygun diyeti bile hazırlasa, siz eğer motive değilseniz bu iş asla çözüm bulamıyor. Bu nedenle önce kendinize sonra diyetisyeninize güvenin ve sağlığınıza ve ideal hayal ettiğiniz kiloya ulaşın.

Nasıl bir sistemle çalışıyoruz?

Randevu ile gelen kişiyle öncelikle bir görüşme yapıyoruz. Bu görüşmede günlük beslenme alışkanlıkları, sağlık durumu ve yaşam tarzı hakkında sorularla bilgi sahibi oluyoruz. Hazırlayacağımız beslenme programı kişiye özel olacağı için bu bilgiler son derece önemli. Bu arada hastanın hormonal ya da bir endokrin sorunu varsa mutlaka ilgili hekimlere yönlendiriliyor. Ön görüşme sonrasında profesyonel bir tartı sistemi olan ‘Inbody 230’ yardımıyla ayrıntılı vücut analizi yapılıyor. Tartı bize kişinin metabolizma hızını, vücut yağ-kas ve su oranını gösteriyor. Tartıdan çıkan sonuç ile kişinin özelliklerine göre ideal bir kilo ve bu kiloya sahip olmak için gerçekçi bir süre belirleniyor.

Sonrasında kişinin yaşam tarzı, sağlık durumu ve alışkanlıkları -vazgeçemedikleri göz önünde bulundurularak- yaşına, boyuna, yağ oranına ve metabolizma hızına uyumlu sağlıklı bir beslenme programı oluşturuluyor. Bu beslenme programı hastalıklara yönelik, özel dönemlere (gebelik-emziklilik-sporcu-menopoz) yönelik, özel günlere (yılbaşı-bayram-tatil) yönelik, kilo alma veya kilo vermeye yönelik olabiliyor. Ya da sadece kilo koruma hedeflenip sağlıklı beslenme bilinci kazandırmak da hedeflenebiliyor.

İlk görüşme sonrasında, kişinin motivasyonu, kilo verme hızı ve diyetine uyumu göz önünde bulundurularak haftalık, 10 günlük veya 2 haftalık kontroller ile tekrar görüşme programlanıyor. Kişinin her muayenesinde vücut analizi tekrarlanıyor ve diyet listesi kişiden alınan geri bildirimlere göre yeniden oluşturuluyor.

Sağlıklı Zayıflamada 10 Adım

  1. Gün içerisinde 2.5-3 saat ara ile az az beslenin.
  2. Günlük beslenmenizde her besin grubundan bulundurun. (Et-ekmek-sebze-meyve-tahıl-yağ)
  3. Acıkmasanız ve canınız hiçbir şey yemek istemese dahi ara ve ana öğünlerinizi atlamayın.
  4. Zayıflama diyetlerinin sihirli değneği sudur. Günde en az 2-2.5 lt. su için.
  5. Haftada en az 3 gün spor yapın.
  6. Her gün en az 2-3 porsiyon taze veya kuru meyve tüketin.
  7. Gün içerisinde yediklerinizi not etme alışkanlığı kazanın. Böylelikle ne kadar yediğinizi kontrol etme imkanı yakalarsınız.
  8. Süt, yoğurt, peynir ve ayran gibi kalsiyum kaynaklarını tüketmeyi ihmal etmeyin, kalsiyum iyi bir zayıflama yardımcısıdır.
  9. Protein metabolizmayı hızlandırma özelliğine sahiptir, günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, tavuk, balık ve kuru baklagillere ölçülü bir şekilde yer verin.
  10. Haftada 1 gün hiçbir şey yemeden sabah tuvalet sonrası tartılıp not edin.

Diyete Hangi Gün Başlamalıyım?

Kilo vermeye tam bir motivasyonla başlanması gerekir. Kişinin kendini hazır hissettikten sonra diyete başlamak için herhangi bir gün saymanın ya da zaman belirlemenin bir mantığı yoktur.“Kişi isterse karar verdiği ilk andan itibaren bir uzmandan destek alıp kendisine özel hazırlanmış bir diyet programı ile akşam yemeğinden sonra bile diyete başlayabilir” diyen Dyt. Şahin görüşlerini şöyle ifade etti: “Zayıflamak için gün belirlemek veya belirli bir sürenin geçmesini beklemek bu belirlenen döneme kadar kişilerde ‘nasılsa diyete gireceğim, başlamadan istediğimi yiyeyim’ gibi bir düşünceye kapılarak sınırsız yemek yeme ile sonuçlanabiliyor. Bu durumda verilmesi gereken kilo örneğin 15 ise 17-18 kg.’lara çıkabiliyor. Kilo verme dönemi zaten kişilerde sıkılmalara yol açan bir durumken, diyete hemen başlamadan önce kilo alarak bu dönemi daha da uzatmamak gerek. Haftanın ilk günü olması sebebiyle pazartesi diyete başlamak için genellikle tercih edilen bir gün. Kişi pazartesi veya kendini iyi hissettiği ya da uğurlu olduğuna inandığı gün diyete başladığında kendini daha motive olmuş hissedecekse tabii ki o günü de diyete başlamak için seçebilir. Ancak daha önce de bahsettiğim gibi belirlediği günü bekleyerek zaman kaybedilmesine aslında hiç gerek yok.”

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--