Medistate

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Çocukluk Çağında Skolyoz

Çocukluk Çağında Skolyoz

Çocukluk Çağı Skolyozunu Tespit Etmenin 8 Yolu

Normal sağlıklı bir bireyde baş, omurga, pelvis(leğen kemiği) ve ayakların orta noktası aynı dikey hizada bulunmaktadır ve normal bir omurganın önden görünümünde sağa veya sola doğru bir eğimi yoktur. Omurganın önden bakışta sağa veya sola doğru eğrilmesi ve çoğunlukla beraberinde kendi ekseninde dönmesine skolyoz adı verilir. 10 yaş altında görülen skolyozun yetişkinlik çağındakinden farklı özellikler taşır ve genellikle devam eder.

Her 100 Çocuktan 3’ünde Görülüyor

Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişim hızıdır. Her 100 çocuktan 3’ünde çocukluk çağı skolyozu görülebilir, kalçaların asimetrisi, sırtta kaburgaların bir tarafta daha fazla kıvrılmış olması, bir omuzun daha alçak seyirli olması gibi dış görünümde erkenden göze çarpan bulgular ile şüphelenilebilir.

Çocuklarda en sık görülen skolyozun nedeni belli olmayan idiopatik skolyoz tedavi edilmediği takdirde akciğer ve solunum problemleri, kalp problemleri, yeti kayıpları, nadiren çok ileri deformitelerde omurilik basısı ve felç, ciddi kozmetik ve psikolojik sorunlara yol açabilir.

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyoz un tedavi süreci nasıldır?

Çocuklarda skolyozun tedavi şeklini belirleyecek olan kriterlerin hastada var olan skolyoz eğriliğinin ve rotasyonun derecesine ve yerine bağldır. 20 º’nin altındaki eğriliklerde fizik tedavi ile egzersiz tedavisi ve ev programı ağırlıklı olarak tercih edilir. 20 º’ nin üzerindeki açılarda rijit korse kullanımı yanı sıra fizik tedavi ile konservatif olarak tedavi önerilir. Açı 40 º’ nin üzerinde ise amaç seri alçılama veya rijit korse kullanımı ile 40 º’ nin altına indirmektir. 60 º ve daha yüksek ilerleyici derecelerde ise cerrahi müdahale ve ardından fizik tedavi tercih edilmektedir.

Çocukluk döneminde ortaya çıkan skolyozda erken teşhisin önemlidir. Erken teşhis edilen vakaların tedavisinin  çoğu zaman başarılı olduğunu, aileler tarafından yapılabilecek küçük testlerle skolyozu tespit edilen çocukların en kısa sürede Fizik Tedavi Kliniği’ne başvurmaları gerekir.

Skolyozu tespit etmenin 8 yolu

  • Ayakta duruş pozisyonunda sırt duvara yaslı iken omuzların yükseklikleri farklı mı ?
  • Çocuk dizleri düz bir şekilde öne eğildiğinde sırt kısımları farklı yükseklikte mi ?
  • Kürek kemiklerinden biri diğerinden belirgin mi?                             
  • Kalça kemiklerinde asimetri var mı?                       
  • Ayakta iken kollar yavaşça öne sarkıtıldığında, bir taraf diğer tarafla karşılaştırıldığında kol ve vücut arasında daha fazla mesafe mi mevcut?                              
  • Çocukta belirgin bir sırt kamburu mevcut mu?                    
  • Bel çukurları kıyaslandığı zaman doku kıvrımları asimetrik mi? 
  • Çocuk otururken ya da ayakta iken bir tarafa doğru eğik mi duruyor?

Giriş

Giriş

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Medistate Kavacık Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği, kas-iskelet sistemi hastalıklarında tanı ve tedavi; ortopedik, nörolojik, kardiyak, solunum sistemi hastalıkları ve rehabilitasyon tedavisinde, yüksek teknolojiye sahip fizik tedavi ve rehabilitasyon cihazlarıyla  dünya standartlarında bir hizmet vermektedir. Temel olarak hastalarımızın bağımsız hareket potansiyellerinin arttırılması, ağrılarının giderilmesi, maksimum hareket kabiliyetinin kazandırılması için modern rehabilitasyon teknikleri uygulanmaktadır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kliniğimizde, ortopedik rehabilitasyon kapsamında, spor yaralanmalarının rehabilitasyonu, kırık sonrası rehabilitasyon, menüsküs ameliyatı sonrası rehabilitasyonu, protez ameliyatı geçirmiş hastaların rehabilitasyonu gibi alanlarda hizmet verilmektedir.

Kas hastalıklarının rehabilitasyonla tedavisi kapsamında, eklem problemlerinin önlenmesi veya eklem kısıtlılığının açılması, bel ve boyun ağrılarının tedavisi, romatizmal hastalıkların rehabilitasyonu gibi alanlarda uluslararası fizyoterapi protokolleri ile tedavisi yapılmaktadır.

Nörolojik rehabilitasyon alanında, kas, tendon ve sinir yaralanmaları sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon, tam veya kısmi felçli, omurilik yaralanmalı hastaların rehabilitasyonu hizmetleri verilmektedir.

Osteoporoz ve dejeneratif eklem hastalıklarının rehabilitasyonu, omurga eğriliği (Skolyoz) tedavisi, solunum rehabilitasyonu, el yaralanmaları için Mikrocerrahi ameliyatları sonrası rehabilitasyonu, özellikle kadınlarda obstetrik ve üro-jinekolojik fizyoterapi, eklem içi enfeksiyon, Nöralterapi, mezoterapi ile ağrı tedavisi , gibi geniş bir yelpazede fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri de sunulmaktadır.

Ayrıca FTR Ünitemizde;

  • Osteoartrit (kireçlenme],
  • Osteoporoz (kemik erimesi),
  • Boyun, bel fıtığı, sırt ağrıları,
  • İnflamatuar eklem  hastalıkları (romatoid  artrit, ankilozan spondilit),
  • Yumuşak doku hastalıkları (fibromiyalji, miyofasial ağrı sendromu],
  • Kırık, çıkık nedeniyle  operasyon veya alçılama sonrası oluşan eklem  sertliği  ve dolaşım bozukluğu,
  • Menisküs, bağ yaralanmaları ve diğer sporyaralanmaları,
  • Skolyoz ve omurga eğrilikleri,
  • Düz tabanlık, topuk dikeni ve ayak problemleri,
  • Ortopedik operasyon,
  • İnme, beyin hasarı ve omurilik yaralanması,
  • Spastik  çocuklar,
  • Yüz felci, sinir yaralanması,
  • Kas hastalıkları rehabilitasyonu,
  • Parkinson rehabilitasyonu,
  • Kalp hastalıkları sonrası kardiak  rehabilitasyon,
  • İdrar kaçırmaya yönelik stres inkontinan programı,   Hamilelik pilates egzersizleri,
  • Estetik  operasyon sonrası,
  • Diyaliz hastalarında rehabilitasyon,
  • Ağrılı nokta enjeksiyonu (Kuru iğneleme, lokal anestezik enjeksiyonu),
  • Nöralterapi
  • Spinal manipülasyon
  • Ağrılı nokta enjeksiyonu (Kuru iğneleme, lokal anestezik enjeksiyonu),
  • Sprey ve germe tedavisi,
  • Botox enjeksiyonları,
  • Eklem içi enjeksiyonları,
  • Kinezyoteyp ve Klinik Rijit Bantlama
  • Ozon ve PRP tedavileri
  • Klinik masaj uygulamaları
  • Klinik pilates uygulamaları
  • Lenfödem tedavisi başarıyla uygulanmaktadır.

Fizik Tedavi Ünitesi hafta içi 08:00 ile 21:00 saatleri arasında hizmet vermektedir.

Hamilelikte Pilates

Hamilelikte Pilates

Hamilelikte döneminde egzersizin yararları yıllardır zaten  bilinir ve önerilir.  Son yıllarda bu egzersizlere bir alternatif olarak  pilates de yaygınlaşmaktadır.

Bu sayede normal doğumun kolaylaştırılması ve teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

Hamile olanların veya olmayanların her sporda olduğu gibi pilatesi  de yetkili uzmanlar denetiminde yapması önemlidir. Hamile bayanların doktorlarından izin almadan ve gebeliğin  durumu hakkında bilgi sahibi olmadan pilates yapmaları kesinlikle önerilmez. Hamileliğin her ayında pilates yapılabilmektedir ancak gebeliğin  ayına göre hareketler değişmektedir.

Pilates de bir çeşit egzersizdir. Bu nedenle hamilelere ve doğumdan sonra annelere pilates ve uygun diğer egzersizler, doktor ve fizyoterapistler kontrolünde olmak şartıyla  önerilmektedir.

Pilatesin Gebelik  ve Doğum Konusunda Faydaları

  • Vücutta artan endorfin  hormonu fiziksel ve psikolojik rahatlama sağlar, güçlü hissettirir.
  • Hamilelikten kaynaklanan bel ve sırt ağrılarını  bu bölgeleri güçlendirerek azaltır.
  • Kol ve bacaklardaki ödem ve şişlikler azalır.
  • Hamilelerin karın kaslarını güçlendirir ve denge- konsantrasyon kontrolünü arttırır. Bu sayede anne adayı normal doğuma daha  iyi konsantre olur, bebeğin doğumuna yardımcı olur.
  • Doğumdan sonra vücudun ve karın bölgesinin normale dönmesini hızlandırır.
  • Gebelikte  ve sonrasında oluşan idrar kaçırma problemleri ortadan kalkar.
  • Gebelikte  görülebilen, hazımsızlık  ve ödem gibi sorunların azalmasına yardımcı olur.
  • Anne doğum  sırasında gerekli  soluma ve gevşemeleri daha  güzel yapabilir.
  • İçerdiği nefes  egzersizi sayesinde annenin, gebelik sürecinde yaşadığı duygusal  dalgalanmalardan daha az etkilenmesine yardımcı olur.
  • Anne adayı, yaptığı egzersiz sayesinde uykuya daha çabuk dalar,  gününü zinde ve motive şekilde  geçirir.
  • Doğum sırasında oluşabilecek yırtıklar azalır.
  • Cinsel yaşamın  doğum  sonrası normale dönmesini kolaylaştırır.
  • Hormonların etkisiyle zayıflayan göğüs  kaslarının kuvvetlenmesini sağlar.

Ayrıca, yapılan araştırmalarda, hamilelik  sürecinde egzersiz yapan annelerin bebeklerinin yaşam fonksiyonlarının egzersiz yapmayanlara göre daha  iyi çalıştığı kanıtlanmıştır.

Kas ve İskelet Sistemi Problemi Olan Gebeler ve Lohusalarda Pilatesin Yararları

Omurga  eğriliği, fıtık, kas problemleri, doğuştan kalça

çıkığı gibi rahatsızlıkları olan gebelerin, hamilelik süreçlerinde ve sonrasında vücutlarında hissettikleri şikayetleri artabilir.

Pilates egzersizleri düzenli olarak  yapıldığında iskelet ve kas sisteminde büyük değişiklikler sağlar. Anne adaylarının rahatsızlıklarından dolayı hissettikleri ağrıların azalmasına yardımcı olur. Bu tip problemleri olan kişiler için en ideal yöntem, hamilelik öncesi  pilates egzersizlerine başlayıp vücutlarını hamilelik  süresince yaşayacakları fiziksel değişime hazırlamaktır.

Medikal Pilates

Medikal Pilates

Pilates Nedir?

Pilates, tüm dünyada kabul gördüğü üzere fizyoterapi temelli bir rehabilitasyon yöntemidir. Kas ve iskelet sisteminde oluşabilecek problemleri engellemek için koruyucu olarak uygulanabileceği gibi kas ve iskelet sisteminde meydana gelen problemler (bel fıtığı, boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, skolyoz, kifoz, lordosis v.b.) sonrasında doktor ve fizyoterapistlerin tedavileri ardından tedaviyi destekleyici amaçlı egzersizlerin sürekli hale getirilmesi amacıyla uygulanabilmektedir.

Pilates Egzersizleri Zayıflatır Mı?

Pilates direk olarak kilo vermeye yönelik bir sistem değildir. Ama dolaylı olarak pilatesin kilo vermeye ve incelmeye katkı sağladığı tespit edilmiştir. Pilates yapan kişilerin dayanıklılığı artar ve metabolizması hızlanır. Her 10 kişiden 8'i, yaşamının bir döneminde, iskelet ve kas sistemi sorununun etkisi altında kalıyor. Omurganın düzgün kullanılmadığı, vücut dengesinin bozuk olduğu oturuş şekilleri, duruş bozuklukları, yanlış oturuş pozisyonlarında uzun süre kalınması ve tekrarlanan hareketler; kaslarda gerilme, yorgunluk ve stres giderek ağrılı kas spazmlarına yol açıyor. Sonucunda kişilerde sırt ve boyun ağrıları şikayetleri ortaya çıkıyor. Bütün bu problemler için pilates egzersizlerinin çeşitli faydalar sağladığı tespit edilmiştir.

Sık Rastlanan Sorunlar ve Pilates ile Gelen Çözümleri

Skolyoz

Pilates ile core bölgesi kasları denen vücudun merkez kaslarını herhangi bir egzersizle olamayacak kadar çalıştırarak omurganın stabilizasyonu ile kuvvet ve esnemesi sağlanarak omurganın olması gereken şekline kavuşması sağlanır. Özellikle ergenlik çağında hızlı gelişmeyle başlayan skolyoz konusunda Pilates ile net sonuçlara ulaşılmıştır.

Hernia (Fıtık)

Kişinin doktorunun verdiği bilgi ve talimatlara paralel, omurları destekleyen doğru programla tüm sırt kaslarının çalıştırılarak skolyozda olduğu gibi Pilates ile net sonuçlara ulaşılmıştır.

Osteoporoz

Kalıtsal ya da yaş ve hormonel gelişmelere paralel olarak gelişen kemik erimesi özel muayene sonucu ortaya çıkar. Genelde her sene belli oranlarda artış gözlenen kemik erimesinde; çok özel hazırlanmış programlarla ilerlemenin önüne geçildiği hatta çok yeni ve özel vakalarda gerilemelere rastlanmıştır.

Doğum Öncesi ve Sonrası

Özellikle Pelvis bölgesi ve vücudun arkasının güçlendirilmesi ile kontrollü bir hamilelik, rahat doğum ve sonrasında çabuk form tutma sağlanılır.

Sporcu Performansı

Ne kadar yetenekli olsa da vücudunun her iki yanını eşit kullanamayan sporcuların bu yüzden oluşan denge (balance) bozukluğu genel performansı etkiler. Pilates ile vücudun dengesinin yani her iki tarafının eşit kuvvetinin (balancing) sağlanmasıyla yetenek - kuvvet dengesi gelişir ve üstün performans sağlanır.

Duruş (Postür) Bozuklukları

Günümüzün en büyük derdi olan, sürekli stres altında ve çoğunlukla hareketsiz, hatta zamanın çoğunu bilgisayar ekranına bakarak geçirmek, merdiven yerine asansör kullanmak, akşam iş dönüşü yorgun ve bitkin halde genellikle koltuk kanepe üzerine şekilsiz uzanıp televizyon seyretme ya da günlük yaşantıda vücudun tek yanını kullanarak çalışma gibi sorunlardan; vücudun bazı kasları kısalırken bazılar uzun ama güçsüz ve sert hale gelir. Bu omurganın doğal pozisyonunun bozulmasına yol açar. Bu durum beraberinde ağrı getirir. Pilates ile vücudun her iki yanının eşit çalıştırılması ve dengeli gelişim sağlanması ile duruş bozukluklarının tedavisi sağlanır.

Pilatesin Faydaları

Pilates ile skolyoz sorununu çözmek,

Osteoporoz vakalarında kemik erimesinin önüne geçmek,

Sporcuysanız, başarı grafiğinizi yükseltmek,

Vücudunuzun her iki yanını eşit güçlendirmek,

Günlük performansınızı arttırmak,

Bilgisayar başında çalışmanın verdiği duruş bozukluklarını gidermek ve bunların yol açtığı ağrılardan kurtulmak,

Hücre yaşlanmasının önüne geçmek/geciktirmek isteyen herkese uzmanlar tarafından pilates tavsiye edilmektedir.

Çene Eklemi Tedavisi

Çene Eklemi Tedavisi

Çene Eklemi Ağrısının Tedavisi

Çene eklemine temporomandibüler (TME) eklem diyoruz. TME eklem makara şeklinde hareket eder ve aynı zamanda kayma hareketi yapar. Bu eklem aynı zamanda menisküsü bulunan bir eklemdir. Temporomandibüler eklem ağrısı sık karşılaşılan bir hastalıktır. Temporomandibüler eklem ağrısı; yemek yerken, konuşurken, çene açılıp kapandığında, şakaklarda, çenenin yanlarında ağrı olmasıdır. Bu hastalar aynı zamanda sinirli ve sık sık baş ağrısı çeken hastalardır. Daha sık genç insanlarda görülen bir hastalık olan temporomandibüler eklem ağrısı; diş ağrıları, baş ve boyun ağrılarından sonra baş ve boyun bölgesini en sık etkileyen hastalıklardan biridir.

Temporomandibüler eklem, komşu yapılardaki bozukluklardan etkilenebileceği gibi, sistemik romatizmal hastalıklardan da etkilenebilir. Sistemik sebepler kapsül içi yapıları bozarken, yerel faktörler kapsül dışında sorun oluşturur. Bu nedenle tedavisi bazen çok zor olabilen temporomandibüler ağrı sendromunda rahatsızlığın kaynağının iyi bilinmesi ve buna yönelik tedavi uygulanması gerekir. Çene eklemi ağrısının tedavisinde; romatolog, çene cerrahı, diş hekimi, psikiatrist, ortopedist, KBB uzmanı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı birlikte rol alırlar.

Böyle bir rahatsızlığı olan kişilerde görülen belirtiler;

çene hareketleri sırasında ve sert lokmaları çiğnerken artan künt bir ağrı, çenede kıtırtı, bazen açıldığında çenenin ağrılı tarafa doğru kayması, açılıp kapanırken takılması ve tutukluk, bu kişilerin uyurken dişlerini fazla sıkmaları, dişlerini birbirine sürtmeleri ve tırnaklarını yeme, çene etlerini, dudaklarını ısırma gibi alışkanlıklar göze çarpabilir. Yaşam biçimlerinde ve doktorun hastada aldığı öyküde de özellikler olabilir. Aşırı endişelilik, depresyon, uyku bozukluğu ve strese bağlı baş ağrıları bunlardan bazılarıdır.

Eğer, dişlerden doğan bir sebep yoksa ve gerekli, incelemeler yapıldıktan sonra TM eklem içindeki menisküs ile ilgili bir patoloji bulunamamışsa, yukarıdaki alışkanlıklar ve ekleme sürekli darbe veren travmalar nedeni ile eklem içi yapılarda bir zedelenme olabilir. Uykuda ve stres durumunda sürekli dişlerin sıkılması, çene etrafındaki çiğneme kaslarında kasılmaya sebep olup ağrıya yol açabilir.

FTR Ünitemizde Yapılan Tedaviler:

  • Manuel tedaviler (manipulasyon, mobilizasyon, post-izometrik relaksasyon gibi)
  • İlaç tedavileri
  • Kuru iğneleme
  • Lokal enjeksiyonlar
  • Eklem lavajı (yıkama)
  • Eklem-içi enjeksiyonlar
  • Botulinum toksini enjeksiyonları
  • Özel çene egzersizleri
  • Çeneye yönelik fizik tedavi ve özel materyallerle eklem germe
  • Splintler (çene içi plastik materyeller)
  • Gerekli diş tedavileri (diş hekimliğinde yapılır)
  • Psikiyatrik ilaç tedavileri ve psikoterapi (psikiyatri)
  • Cerrahi tedaviler (plastik cerrahi)

Osteoporoz

Osteoporoz

Osteoporoz nedir?

Halk arasında “Kemik Erimesi” olarak bilinen bir hastalıktır. Zaman içinde kemiklerin kalsiyum kaybederek delikli, zayıf ve kolay kırılabilir hale gelmesidir. Osteoporoz sadece kadınlarda değil erkeklerde de görülür. Osteoporoz tedavi edilebilen ve daha ortaya çıkmadan gerekli önleyici yaklaşımlarla tedavisi başlayan bir hastalıktır.

Osteoporoz için risk faktörleri nelerdir?

Osteoporoza neden olan çok sayıda risk faktörü bilinmektedir. Bu risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilemez (yaş, ırk, genetik yapı gibi), bir kısmı ise değiştirilebilir (beslenme, sedanter yaşam, sigara gibi) faktörlerdir. Yeterli kalsiyum alımının büyüme ve gelişme döneminde sağlıklı kemik gelişimi açısından önemli olduğu kadar, ileri yaşlarda da kemik kütlesi korunması açısından da büyük öneme sahiptir.

Yetersiz miktarda alınan çeşitli vitamin ve mineraller (magnezyum, çinko, bakır, fluorid, vitamin C,K, A gibi) veya aşırı miktarda tüketilen protein, sodyum, kafein, alkol, sigara gibi maddeler osteoporoz yönünden önemli risk faktörleri oluşturabilmektedir. Düzenli egzersizde kemik mineral yoğunluğunu arttırmaktadır.

Osteoporozda tanı yöntemleri nelerdir?

Osteoporoz tanısı kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile konur, kısa süren ağrısız bir ölçümdür. Kemik mineral yoğunluğuna göre kişi üç kategoriden birine sokulur: Normal, düşük kemik kütlesi (osteopeni) ve osteoporoz. Kemik mineral yoğunluğu ne kadar düşükse kırık riskinin o kadar yüksek olduğu kabul edilir.

Osteoporozdan nasıl korunulur?

Osteoporozdan korunma çocukluk çağında başlar ve yaşam boyu devam eder. Korunma, yeterli bir kalsiyum alımı, düzenli egzersiz ve kadınlarda yeterli östrojen erkeklerde ise yeterli testosteron düzeylerinin sağlanmasını kapsar. Çocukluk, adolesan dönem ve genç erişkinlik dönemlerinde güçlü kemikler oluşturulması ileri yaşlarda osteoporoz gelişiminden korunmak için önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, örneğin yürüyüş, aerobik veya merdiven inme-çıkma, kemik kuvvetini arttırmada önemlidir.

İleri yaşlarda kemik kaybından korunma nasıl olur?

Kadınlarda kemik kaybı genellikle kırklı yaşlarda başlar. Kronik hastalığı olan, kemik kaybını arttırıcı ilaç kullanan veya diğer risk faktörlerine sahip kişilerde daha erken yaşlarda başlayabilir. Kemik kaybı menopoz sonrası ilk birkaç yılda en hızlıdır. Erkeklerde ise kemik kaybı ellili yaşlarda başlar. Yaşlı kadın ve erkekler için yeterli kalsiyum (1200mg/gün) ve D vitamini (400–800 IU/gün) alımı büyük önem taşır. Ayrıca fiziksel olarak aktif kalma, kasların kuvvetli kalması, eklemlerin esnekliği ve kemik kuvveti açısından önemlidir.

Diyetsel kalsiyum ve D vitamini kaynakları nelerdir?

Dengeli bir diyette süt ürünlerinin yanında yeşil yapraklı sebzelerde bulunmalıdır. Günlük önerilen 1 bardak süt, 1 bardak yoğurt, en az bir kibrit kutusu kadar peynir ve bir tabak yeşil yapraklı sebzedir. Bazı yiyecekler kalsiyum ile etkileşerek vücuttan emilimini azaltabilirler. Yüksek miktarda oksalat (ıspanak, pancar gibi) ve fitat (bakla, bazı fasulye ve tahıllar) içeren besinler aynı anda alındığında kalsiyum emilimini bozarlar.

D vitamini normal gün ışığına maruz kalma sonucu deride sentezlenir. Günde 15 dakika güneş ışığına maruz kalma vücudun yeterli D vitamini oluşturma ve depolaması için yeterlidir. Deri tarafından D vitamini yapımı yaşla birlikte azalır.

FTR ünitemizde ;

  1. Osteoporoza yönelik egzersiz uygulamaları
  2. Medikal tedavi
  3. Korse ve splint uygulamaları
  4. Ozon tedavisi
  5. Klinik pilates
  6. Klinik masaj
  7. Kemik ve eklem ağrıları için fizik tedavi uygulamaları uzman kadromuzla başarıyla yapılmaktadır.

Bel Fıtığı Nedir?

Bel Fıtığı Nedir?

Bel Fıtığı Nedir?

Bel omurları arasında destek görevini yapan kıkırdak dokunun çeşitli nedenlerle yırtılarak omurilikten çıkan kalçaya ve bacağa yayılan sinirlere baskı yapmasına bel fıtığı denir. Çoğu zaman şiddetli bel ağrısı, bacağa ve kalçaya yayılan ağrıyla ortaya çıkar.

Ağır kaldırma, uzun süre oturarak çalışma, fazla kilo, düzenli egzersiz yapmama bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynamaktadır.

Bel Fıtığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur.. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasın, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.

Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Sinire olan bası bacağa dek vuran ağrılara (siyatalji) ve bel ağrısına neden olur.

Bel Fıtığı Belirtileri

  • Belde ve bacakta oluşan ağrı
  • Bacakta uyuşma, güç kaybı, aksama
  • Daha önce yapılan hareketleri yapmada zorlanma
  • İdrar kaçırma (çok sık değildir)

Yapılan Tetkikler

Tanıda klinik muayene çok önemlidir. Detaylı bir muayene ile ağrının kaynağının saptanması mümkün olabilmektedir. Tanının kesinleştirilmesi MRI incelemesi ile sağlanır. Şüpheli vakalarda EMG adı verilen sinir ölçümü de tanıya yardımcı olarak yapılmalıdır.

Tedavi yöntemleri

Disk hernisinin tedavisindeki birinci amaç hastanın ağrısının giderilerek günlük normal yaşantısına geri döndürülmesinin sağlanmasıdır. İlk olarak uygulanması gereken yatak istirahati ve ilaç tedavileri ile birlikte hastaların eğitilmesidir. Hekimin hastasına ağrının oluşma nedenlerini ve hastalığının tekrarlamaması için yapması gerekenleri anlatması gerekir.

Fizik Tedavi uygulamaları ile omurga çevresindeki yapılar güçlendirilerek vücut kütlesinin daha dengeli dağılımı sağlanır ve diske binen yük belli ölçüde azaltılarak şikayetlerin hafiflemesi amaçlanır. Epidural enjeksiyonlar veya bloklar, hastaların ağrılarının giderilmesi amacıyla kullanılan bir diğer yöntemdir. Bunlar, spinal sinirler etrafındaki boşluğa yapılan kortikosteroid enjeksiyonları ile sağlanır.

Eğer bacakta ve ayakta kuvvet ve his kaybı gibi durumlar ortaya çıkarsa ya da konservatif tedavi yöntemleri ile hastaların şikayetleri giderilemezse, fıtıklaşmış disk materyalinin cerrahi olarak boşaltılması ile sinir rahatlatılma yoluna gidilir. Lomber disk cerrahisinde açık cerrahinin yanında kliniğe ve radyolojik bulgulara göre mikroskobik ya da endoskopik cerrahi yöntemleri uygulanabilir.

FTR ünitemizde bel fıtığı hastalarına;

  • infraruj
  • ultrason
  • tens
  • hotpack,coldpack
  • lazer
  • compex
  • traksiyon(çekme) tedavisi
  • magnetik alan
  • kısa dalga diatermi
  • klinik pilates
  • klinik masaj
  • egzersiz uygulamaları
  • ağrılı nokta enjeksiyonları
  • ozon tedavisi
  • prp tedavisi
  • spinal manipülasyon uygulamaları başarıyla uygulanmaktadır.

Lenfödem Tedavisi

Lenfödem Tedavisi

Lenfödem (Fil Hastalığı) nedir?

Lenfödem, lenfatik drenajdaki anormallik sonucunda cilt altı yumuşak dokuda lenf sıvısının birikmesine bağlı vücudun bir bölümünde şişlik meydana gelmesidir. En sık bacaklarda görülmekle beraber, kolda, yüzde, boyunda ve dış genital bölgede de görülebilir. Lenfatik drenajdaki bozulma nedeni primer(doğuştan) ya da sekonder (sonradan ikincil nedenler) olabilir. Primer lenfödem en sık kadınlarda ve menstrüasyonun başladığı puberte döneminde görülür. Bu hastalarda en küçük bir travma sonucu oluşan doku sıvısı anormal lenfatikler nedeniyle uzaklaştırılamaz.

Özellikle bacakların veya kolların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalık halk arasında gelincik, fil hastalığı diye bilinen tıp literatüründe ise "elephantasis" diye bilinen lenfödem tedavisi artık çaresiz olmaktan çıktı.

Lenfödem tedavisi

Kol veya bacağın etrafını saran hava yastıklarının bir pompa aracılığıyla şişirilerek uygulanan pnömatik kompresyon tedavisinde,biriken lenf sıvısını, dışarıdan basınç uygulamak suretiyle dokulardan uzaklaştırıp dolaşıma katmak amaçlanmaktadır.

Kimler lenfödem riski taşırlar

Jinekolojik kanserler, melanom, prostat veya böbrek kanseri nedeniyle kasıklarındaki lenf bezleri ameliyatla çıkarılmış ve sıklıkla radyasyon tedavisi uygulanmış olan hastaların bacaklarında, Mastektomi (memenin çıkarılması) ameliyatına ek olarak koltuk altı lenf bezleri çıkarılmış ve genellikle radyasyon tedavisi uygulanmış olan hastaların kollarında ameliyattan hemen sonra, birkaç ay, birkaç yıl veya yirmi yıl sonra lenfödem ortaya çıkabilir.

Lenfödem kompresyon cihazı

Pnömatik Kompresyon Cihazı olarak da bilinir. Hava akımı sağlayan bir motor ve uzuv manşonundan oluşur. Kol, bacak, bel ve şort olmak üzere 4 çeşit manşon vardır. Manşon 3, 4, 6 ve 12 bölmeden oluşabilir.

Çalışma mekanizması uzvun en alt noktasından başlayarak en üst noktasına kadar kademeli olarak manşonun hava ile dolup boşalması şeklindedir.

Lenfödem kompresyon cihazı kullanım alanları;

  • Lenfödem
  • Kronik venöz (toplardamar) yetmezlik
  • Lipoödem
  • Hareketsizliğe bağlı olarak gelişen ödem
  • Travma veya cerrahi sonrası gelişen ödem
  • Selülit tedavisi şeklindedir.

Pnömatik kompresyonun lenfödem tedavisindeki yeri Kol veya bacağın etrafını saran hava yastıklarının bir pompa aracılığıyla şişirilmesiyle uygulanan pnömatik kompresyon tedavisinde, biriken lenf sıvısını, dışarıdan basınç uygulamak suretiyle dokulardanuzaklaştırıp dolaşıma katmak amaçlanmaktadır.

Klinik (Medikal) Masaj

Klinik (Medikal) MasajKlinik (Medikal) Masaj

KLİNİK MASAJ sadece keyif ya da lüks değil, TIBBİ bir İHTİYAÇ...

Masaj, bilgili ve tecrübeli uzmanlar tarafından yapıldığında, genel olarak yan etki yaratmaz. Medistate Kavacık Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. İlker GARİPOĞLU “Masaj profesyonel olmayan kişiler tarafından yapıldığında ise komplikasyonlar görülebilir” diyor.

Klinik Masaj ya da diğer bir adıyla Medikal Masaj hakkında…

Ağır bir fiziksel aktiviteden sonra, hareket etmekte isteksizlik, yetersizlik ve güçsüz¬lük hissedilir, kaslarda sertleşme olur. Bu belirtiler yorgun bir bedenin göstergesidir. Be¬den, bir savunma yöntemi olarak metabolizmayı yavaşlatmak ve enerji depolamak için daha az hareket etme stratejisini kullanır.

Masaj, deri-derialtı dokusu, kaslar, iç organlar, metabolizma, dolaşım, lenf sistemlerinin, mekanik ve sinirsel yolla, tedavi amaçlı uyarılmasıdır. Bölgesel kan dolaşımını arttırma, damarları genişleterek dokuya daha fazla kan gelmesini sağlama yöntemidir.

Klinik Masaj sadece keyif ya da lüks değil, tıbbi bir ihtiyaçtır. Masaj, düzenli aralıklarla alınması gereken koruyucu bir tıbbi tedavi olarak da görülmelidir. Hasta veya yorgun bir organın eski haline dönmesi için, organizmanın üzerinde oluşturulan mekanik enerjinin derinlerde fizyolojik etkiler oluşturması esasına dayanan bir tedavi şekli...

Klinik Masaj’ın giderilmesinde fayda sağladığı rahatsızlıklardan bazıları:

  • Felçler
  • Eklem hastalıkları
  • Yumuşak doku romatizmaları
  • Bel ve boyun ağrıları
  • Fibrozisler ve tetik noktalar
  • Kas spazmları
  • Hareketsizlik sonucu oluşan kas krampları
  • Omurga sağlığı ve sırt ağrıları
  • Tendinitler (tendonlardaki zayıflık ve incelme)
  • Uykusuzluk
  • Uzun süreli yatak istirahati
  • Tansiyona bağlı baş ağrıları
  • Adele kramplarından sonra
  • Kabızlık
  • Adele çekmesi, burkulmalar
  • Kırıklarda alçının çıkarılmasından sonra
  • Yanık dokuların iyileşmesinden sonra
  • Selülit
  • Amputasyonlarda proteze uygun hale gelmek için
  • Yatak yaralarında çevre dokulara
  • Yara izleri, dokuları ve adezyonların çözülmesinde
  • Yüz felcinde akut devre geçtikten sonra
  • Astım ve bronşektazi (bronş genişlemesi)
  • Sportif aktivite öncesi pasif ısınma ve motivasyon için
  • Sportif aktivite sonrası yorgunluğun giderilmesi için

Bel Fıtığı

Bel ağrısı
Bel ağrısı sebepleri nelerdir?
Faset sendromu nedir? Belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?
Bel fıtığı nedir? Nasıl tanı konur? Tedavi nasıl yapılır?
Kanal darlığı (spinal stenoz) belirtileri nelerdir? Tanısı nasıl konur? Tedavi nasıl yapılır?
Bel kayması (spondilolistezis) nedir? Belirtileri nelerdir? Tedavi nasıl yapılır?
Bel ağrısının nedeni enfeksiyon olabilir mi?
Bel okulu nedir?
Bel ağrısından kurtulmak ve/veya bel ağrısına yakalanmamak için uyulması gereken kurullar nelerdir?

Diz Ağrıları

Osteoartroz, patellafemoral ağrı sendromu, bağ lezyonları, meniskus yırtıkları, artritler (romatoid artrit, hemofilik artrit, piyojenik artrit, gut artriti), seronegatif poliartritler, periyodik artritik sendromlar (Behçet hastalığı, intermittent hidrartroz, palindromik romatizma), nöropatik artropati, aseptik nekrozlar (Osgood-Schlatter hastalığı, osteokondritis dissekans), bursitler, konjenital ve edinsel deformiteler, Sudeck atrofisi, pigmente villonodüler sinovit, eritema nodozum, sinovyal kondromalazi gibi hastalıklar diz ağrılarının sebepleri olabilir.

Diz osteoartriti (gonartroz); Dizin artrozu eklem hastalıkları içinde omurgadan sonra gelir. Dizinde osteoartroz olan hastanın ilk yakınması ağrıdır. Ağrı aktivite ile artar, genellikle istirahatla kaybolur. Merdiven inip çıkarken, oturup kalkarken diz ağrısı artar. Yük taşıma ve yürümeyle de ağrı artabilir ve hasta ağrı nedeniyle oturup dinlenmek zorunda kalabilir. Meteorolojik değişimler de ağrıyı artıran faktörlerdendir. Ağrıyla birlikte fakat daha az sıklıkta olan ikinci yakınma eklem tutukluğudur. Aktiviteyle kısa sürede geçer. Hasta hareketle eklemlerinden gelen kıtırtı, kütürtü şeklindeki sesten ve şişlikten de yakınabilir. Grafi ile osteoartroz tanısı doğrulanır ve derecesi tespit edilir.

Akut alevlenmelerde osteoartritik dizin istirahatı gereklidir. Ağrı ve şişlik azalıncaya kadar geçici olarak baston verilebilir. Yaşlılara ve devamlı ağrısı olanlara sürekli baston kullanmaları önerilmelidir. Baston ve koltuk değneği istirahatı sağlamanın yanında o dize binen yükü de azaltacak ve yaşlı hastaların dengede durmasına yardımcı olacaktır. Osteoartritik dizli hastaların çoğu şişmandır. Fazla kiloların diz eklemi üzerine binen yükü artıracağı, bunun da ağrıya neden olacağı hastaya anlatılmalıdır. Hastalar ayakta durmaktansa koltukta oturarak çalışmalı, çömelme ve diz çökmeden kaçınmalıdır. Kas gücünü artırmak ve eklem çevresindeki kasların erimesini engellemek için egzersizlerden yararlanılır. Fizik tedavi eklem mobilitesini artırmanın yanında ağrıyı da azaltır. Bu tedavilere cevap vermeyen, günlük işlerini yapamayan ve deformitesi olan hastalara cerrahi tedavi uygulanır.

Patellofemoral ağrı sendromu; Patella diz kapağı kemiğidir. Patellofemoral ağrı diz kapağı ile diğer kemikler arasındaki bozukluklardan kaynaklanır. Hastalar genç yaş grubundadır. Patellofemoral ağrı sendromu dizin ön tarafında ağrı ve kıtırtı sesiyle karakterizedir. Uzun süre oturduktan sonra, merdiven çıkarken ve özellikle inerken ağrı olması karakteristiktir. Dizler 90° bükülmüş olarak bir saat kadar oturmak hastayı rahatsız eder. Dizin düzeltilmesiyle yakınmalar geçer. Hasta sandalyeden doğrulma, merdiven çıkma gibi aktiviteler sırasında kıtırtı sesi duyduğunu söyler. Tedavide hasta diz çökmekten kaçınmalı, egzersiz düzenlenmelidir. Ağrı kesici ilaçlardan kısa süreli yararlanılır. Fizik tedavi uygulanır.

Meniskus yırtığı; Meniskuslar eklemlerde kemik uyumunu sağlayan kıkırdak parçalarıdır. Meniskus yırtıklarında ağrı genellikle şiddetli ve anidir. Hasta aktivitesini durdurmak zorunda kalır. Diz şişer, bazen kilitlenebilir. Diz grafileri, artroskopi ve MR tanı yöntemleridir. Diz şişliğinin kaldırılması için önce lokal buz tatbiki yapılır. Sonra sıvı aspire edilebilir veya sıcak uygulamaya geçilebilir. Hastanın meniskus yırtığı olan dizi üstüne basması koltuk değneği gibi araçlarla önlenmelidir. Dizde şişlik yoksa fizik tedavi yapılabilir. Semptomlar zamanla düzelirse hasta, ağrı olmadığı sürece, yavaş yavaş aktivitelerine dönebilir. Semptomlar ısrar ederse veya artarsa artroskopi ve cerrahi endikasyon doğar.

Diz çevresi kistleri; Sinovyal kistler sinovyal zarın eklem kapsülü yoluyla eklem çevresindeki doku içine girmesi veya fıtıklaşmasıdır. Gerçek kist değildirler. Travma, osteooartroz, kristal artropatisi, romatoid artrit gibi bir eklem hastalığı ile birliktedirler. Her eklemde rastlanabilirse de en sık dizin arka yüzünde, sıklıkla osteoartrozla birlikte, görülür. Görülme sıklığı yönünden dizi omuz ve kalça izler. Sinovyal kist eklem ağrısı, şişme, eklem hareket kısıtlılığı semptomlarıyla ortaya çıkabilir. Tedavisi lokalizasyonlarına ve eşlik eden semptomlara göre değişir. Tedavide ağrı kesici romatizma ilaçları verilir. Kist büyükse veya ilaçlara cevap alınmıyorsa, içindeki sıvı boşaltılarak kortikosteroid enjekte edilir ve bandajlanır. Bazen cerrahi gerekebilir.

Kalça Ağrıları

Kalça bozuklukları, uzun süreli ve ağır fonksiyonel sakatlığın, en önemli ve sık nedenleri arasındadır. Vücudun başka bölgelerindekinden farklı olarak, kalça patolojileri bebeklik, çocukluk, gençlik ve özellikle ileri yaşlılık gibi hayatın her döneminde görülebilir.

Kalça ağrısı; Osteoartroz (kireçlenme), artritler (seronegatif poliartritler, romatoid artrit, enfeksiyöz artritler), tümörler, metabolik kemik hastalıkları (osteomalazi, osteoporoz), yumuşak doku bozuklukları (bursit, tendinit), çocukluk çağı hastalıkları (geçici sinovit, juvenil kronik artrit, Legg-Perthes hastalığı), fasia lata fasiiti, piriformis sendromu, meraljia parestetika, osteitis pubis gibi sebeplerden kaynaklı olabilir.

Koksartroz; Çoğunlukla semptomlar ileri yaşlarda ortaya çıkar. 55 yaşın üzerindekilerin %5’inde koksartroz bulunur ve bunların yaklaşık yarısı cerrahi girişim gerektirir. Koksartrozun ana belirtisi ağrıdır. Başlangıçta sinsi, künt bir ağrı vardır. Ağrı kalçada, kasık ve uylukta hissedilir. Ağrı dize vurabilir ve sadece diz ağrısı ile ortaya çıkabilir. Hastalık ilerledikçe artar. Kalça üzerine yüklenmeyle şiddetlenir. Ağrı istirahat halindeyken de olur ve gece uyandırabilir. İstirahat ağrısı koksartroz için karakteristiktir. Hastalığın aktif ve ileri dönemlerinde oturma, kalkma ve merdiven çıkma oldukça zordur. Tedavi için şişman hastaların zayıflaması önerilir. Baston ve koltuk değneği de kalça üzerindeki yükün bir kısmını alır. Yumuşak tabanlı ayakkabılar yükün absorbsiyonunu artırarak semptomları hafifletir. Hastalar ayakta durmaktansa oturarak çalışmalı, çömelme ve diz çökmeden kaçınmalıdır. Hafif ve orta derecedeki koksartrozun tedavisinde fizik tedaviden yararlanılır. Yürüyüşler istirahat periyodları ile yapılarak semptomlar azaltılır ve daha uzun mesafe gidilebilir. Yüzme ve bisiklete binme gibi aktiviteler daha iyi tolere edilir. Ağrı kesici ve kas gevşeticiler ağrıyı azaltmakla birlikte uzun süre kullanıldıkları zaman dejeneratif değişiklikleri daha fazla ilerletebilirler. Konservatif tedaviye rağmen ağrısı geçmeyen, eklem kontraktürünün günlük yaşamı etkilediği, 60 yaşın üzerindeki olgularda uygun cerrahi girişimlerle iyi sonuçlar alınmaktadır.

Bursit; Bursa, eklem çevresindeki içinde sıvı olan keseciklerdir. Bursalar sürtünmeyi azaltırlar. Kalça eklemi çevresinde çok sayıda bursa vardır. Bursa'nın iltihabına bursit denir. Bursa içindeki sıvı anormal derecede çoğalır. Kalça çevresinde ağrı olur ve ağrı hareketle artar. İltihaplı bursa üzerine bastırıldığında ağrı şiddetlenir. Akut dönemde soğuk, kronik dönemde yüzeyel ve derin sıcak uygulanır. Ağrı kesici ilaçlar yeterli iyileşmeyi sağlayabilir. Dirençli olgularda lokal kortikosteroid enjeksiyonları yapılır.

Osteonekroz (avasküler nekroz); Osteonekroz kan azalması sonucu kemik ve komşu kemik iliğinde hücre ölümüdür. Avasküler nekroz ve aseptik nekroz adları da verilir. Osteonekrozun en yaygın ve ciddi tutuluş yeri uyluk kemiği başıdır. Hastalık erkeklerde kadınlardan çok daha sıktır. Olguların çoğu 50 yaşın altındadır. Birçok olguda hastalık tümüyle asemptomatiktir. Yani hastanın hiçbir şikayeti yoktur. Tanı çoğu kez bir başka nedenle grafi çekildiği zaman konur. Bazı hastalarda, radyografik değişiklikler görülmeden önce haftalar ve aylarca süren ağrı yakınması olabilir. Ağrılı olgularda, ağrı en sık kasıkta duyulur, ayrıca kabaya, uyluk iç yüzüne ve hatta dize vurabilir. Genellikle ağırlık binince ağrı artar, fakat çoğu zaman istirahatta da devam eder. Daha sonraları topallama ve hareket kaybı başlar. Erken dönemlerde hastalık geriye dönebildiğinden ilaç tedavisi denenebilir. Koltuk değneği kullanarak, hasta kalça üzerindeki yük, en az 4-8 hafta kaldırılmalıdır. Ağrı için analjezikler verilir. Magnetik alan tedavisi denenebilir. Erken dönemde yapılacak dekompresyon ameliyatı basıncı azaltır ve kan dolaşımını düzeltir. Böylece ameliyattan hemen sonra ağrı azalır veya tamamen kaybolur.

Legg-Perthes; Çocuklarda uyluk kemiği başının osteonekrozudur. En sık 3-12 yaş arasında görülür. Erkek çocuklarda kızlardan yaklaşık dört kat fazladır. En çok 5-8 yaşındaki erkek çocuklarda rastlanır. Legg-Perhes hastalıklı çocukların ekserisi topallar. Hastalar sızı diye tanımladıkları kasık, uyluk ve dizin iç yüzündeki ağrıdan yakınabilirler. Ağrı hareketle, yürüme ve koşmayla artar, istirahatla azalır. Birçok çocuk ağrıdan şikayet etmeden önce topallayarak yürüdükleri için topallama en önemli erken bulgudur. Legg-Perthes hastalığında tedavinin amacı uyluk kemiği başının deformitesinin önlenmesidir. Tutulumu az olan daha küçük çocuklarda semptomatik tedavi, yarışma sporlarının ve uyluk kemiği başına aşırı yük bindirecek aktivitelerin sınırlandırılmasıdır. Semptomlar şiddetlendiği zaman 1-2 hafta süreyle koltuk değneği ve geceleri evde traksiyon uygulanabilir. Çocuklar ayda bir klinik olarak, 2-3 ayda bir radyografik olarak izlenmelidir. İlerlemiş olgularda cihazlama veya alçılama, cerrahi tedavi yapılır.

Adduktor tendinit; Bacakları açarak yapılan sporla uğraşanlar adduktor tendinite daha yatkındır. Özellikle bu sporlardan önce ısınma egzersizlerini yeterince yapmayan kişilerde görülür. Kalça ve uyluk iç yüzünde hissedilen ağrı tipiktir. Tedavi akut dönemde istirahat ve buz uygulamasından ibarettir. Gerekirse ilaçlar ilave edilir. Ağır olgulara koltuk değneği verilmelidir. Akut dönemden sonra fizik tedavi uygulanır. Dirençli olgularda lokal kortikosteroid enjeksiyonu yapılır.

Boyun Ağrıları

Boyun omurgası patolojilerinde ağrı boyundan başa, sırta, göğse, kollara yayılabilir. Bazen kalp üzerinde veya sırtta kalp krizi kuşkusu uyandıracak ağrı olabilir. Boyun ağrısına çoğunlukla tutukluk, uyuşma, karıncalanma, bulanık görme, kulak çınlaması, denge bozukluğu, baş dönmesi, çarpıntı gibi semptomlar eşlik eder. Tutukluk uzun süreli ise sebebi iltihaplı bir romatizmadır. Uyuşma, karıncalanma şeklindeki yakınmalar sinir kökü sıkışmasının göstergesidir. Boyun hareketleriyle ortaya çıkan bulanık görme, kulak çınlaması, baş dönmesi, denge bozukluğu, çarpıntı, bulantı boyun patolojilerinde seyrek rastlanan semptomlardır. Erişkin insanların yaklaşık %10’u hayatlarının bir döneminde boyun ağrısı çekerler. Boyun ağrısı sadece boyuna lokalize olabileceği gibi kol ağrısıyla birlikte de olabilir. Boyun ve kol ağrılarının üçte bir kadarı tekrarlar. Bel ağrısına göre boyun ağrısının sıklığı daha az ve çok az sakat bırakıcıdır.

Çok sayıda bozukluk boyun ağrısına neden olur. Başlıca boyun ağrısı sebepleri şunlardır: Doğumsal anomaliler, tümörler, travma, osteoporoz (kemik erimesi), dejeneratif (yıpranma) bozukluklar (kireçlenme, boyun fıtığı gibi), enfeksiyöz lezyonlar (tüberküloz, bruselloz gibi), yumuşak doku romatizmaları, torasik çıkış sendromları, iltihaplı romatizmalar (romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi), psikolojik bozukluklar, iç organlardan yansıyan ağrılar (kalp, akciğer, safra kesesi hastalıkları sonucu).

Trafik kazaları sonucu boyun ağrısına sık mı rastlanır? Trafik kazalarında en çok etkilenen bölgelerden biri boyundur. Doğrudan gelen travmalar ölümcül veya sakatlayıcı olabileceği gibi doğrudan darbe gelmeden de boyun trafik kazalarında etkilenir. Genellikle trafik kazalarında görülen, başa direkt bir travma olmadan, kamçı darbesi şeklinde boyunun öne ve arkaya gitmesi sonucu meydana gelen incinmeye whiplash sendromu denir. Önceden kireçleme varsa, travma daha çok hasara yol açar. Whiplash sendromunda hafif çıkıklara ve daha sonraki dönemlerde kireçlenmeye rastlanır. Tedavi istirahat, korseleme, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, egzersizler ve fizik tedavi şeklindedir.

Boyun zorlanması; Travmalar ve kötü postür sonucu gelişen boyunda lokal ağrı ve tutuklukla karakterize bir klinik tablodur. Alışılmamış bir hareket yapmak, sportif aktiviteler, daktilo yazmak, kitap okurken yapıldığı gibi boyunu uzun süre sabit konumda tutmak, yatarak televizyon seyretmek, uygun olmayan yastık ve yatakta yatmak gibi nedenler zorlanmaya (servikal strain) yol açabilir. Boyunun arkaya doğru normal eğriliği kas spazmı nedeniyle düzleşir. Hareketler ağrılı ve kısıtlıdır. Radyolojik tetkikler genellikle normaldir. Patolojinin yumuşak dokuda ve dejeneratif değişikliklerin başlangıç döneminde olduğu düşünülür. Servikal strain kısa süreli istirahatla düzelebilirse de ağrı kesici, iltihap giderici ilaçlar ve kas gevşeticiler vermeyi gerektirebilir. Ağrı ve kas spazmının azaltılmasında, fizik tedavi araçları oldukça yararlıdır. Tekrarların önlenmesi için kötü postür düzeltilmeli ve kas gücünü arttırıcı egzersizler verilmelidir.

Boyun kireçlenmesi (Servikal Spondiloz) ; Boyun omurgasını meydana getiren yapıların dejenerasyonu sonucu ortaya çıkan ve buna bağlı sinir ve damar bozukluklarını da içeren klinik tablodur. Tıpta servikal spondiloz, servikal artroz gibi isimler verilir. Yaşlanma, günlük hayatın gerilimleri, boyun hareketleri ve pozisyonları, makro ve mikro travmalar ve ruhsal gerginlikler diskin yapısını ve beslenmesini bozmaya ve sonunda değişik derecelerde diski dejenere etmeye yönelik faktörlerdir. Kalıtım, çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar da disk dejenerasyonu yapan faktörler olabilir.

Boyun kireçlenmesinin belirtileri nelerdir?

Belirtiler 18 yaşından itibaren görülebilir ve sıklığı yaşla artar. 50 yaşından sonra iyice belirginleşir. Başlıca belirti ve bulgular boyun ağrısı, tutukluk, kas spazmı, hassasiyet ve hareket kısıtlılığıdır. Ağrı boyundan başa da yayılabilir. Spondiloza bağlı sabah tutukluğu kısa sürelidir. Çoğunlukla bir kaç dakikada geçer. Sinir kökü basısı olduğu zaman kola yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma, soğuk veya sıcak hissi, iğnelenme olur. Omurilik basısı olursa yürüme güçlüğü olabilir. Boyundan beyine giden damarların bası altında kalmasıyla baş dönmesi, kulak çınlaması, bulanık görme, baş ağrısı ortaya çıkar.

Boyun ağrılarının tanısında; Görüntüleme yöntemleri (düz grafi, bilgisayarlı tomografi, MR, ultrasonografi), sintigrafi, elektrofizyolojik yöntemler (EMG) ve laboratuvar tetkiklerinden yararlanılır.

Tedavide; Servikal spondilozlu hastaların çoğu konservatif (ameliyatsız) tedavi ile iyileşir. Bele göre boyunda daha kısa sürede daha başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Akut ağrılı dönem tedavisi istirahat, korseleme, yüzeyel ısı ve ilaçları içerir. Servikal omurganın istirahatını temin etmek, hareketlerini kısıtlamak ve boyuna binen başın ağırlığını azaltmak için servikal korse kullanılabilir. Korseliyken atrofiyi engellemek için egzersize zaman yitirmeden geçilmelidir. Ağrılı bölgelere yapılan lokal enjeksiyon ağrı ve spazmın iyileşmesine yardımcı olabilir. Subakut ve kronik dönemde yüzeyel ısıtıcılarla birlikte derin ısıtıcılar da uygulanır. Isı vazodilatasyon yaparak ve kan akımını artırarak dokunun beslenmesini ve metabolik artıkların atılımını kolaylaştırır. Böylece bir taraftan kas spazmını ve ağrıyı azaltırken bir taraftan da doku tamir sürecini başlatarak nüksleri geciktirir. Isı fibröz dokuların esnekliğini artırarak, birlikte uygulandığında traksiyonun etkisini ve hastanın traksiyona toleransını artırır. Hem akut hem de kronik ağrılı hastalarda TENS, diadinami, galvani, eksponansiyel akım gibi alçak frekanslı akımların analjezik ve trofik etkilerinden yararlanılır. Boyun ağrılı hastalarda sıklıkla verilen bir tedavi olmamakla birlikte masaj ağrılı kas spazmını hafifletir, dolaşımı artırır, kontraktürleri ve yapışıklıkları mobilize eder ve hastaya psikolojik bir rahatlık verir. Manipulasyonla dramatik iyileşme sağlanabilir. Egzersizler hastanın kendini en iyi hissettiği saatlerde yapılmalıdır. Bu genellikle sabah saatleridir. Egzersizden önce sıcak uygulama, kas gevşetici ve analjezik ilaç verilmesi egzersizin daha iyi tolere edilmesine yardımcı olur. Tekrarların önlenmesi için fizik tedavi yanında hasta eğitilmelidir. Hasta eğitimi postür ve günlük yaşam aktivitelerini içermektedir.

Boyun fıtığı; Omurgada meydana gelen fıtıkların %95’i belde, %3-4’ü boyunda görülür. Hasta çoğunlukla ani başlayan boyun ve kol ağrısından yakınır. Ağrı ile birlikte uyuşma ve karıncalanma bulunabilir. Ağrı boyun hareketleri, öksürme ve hapşırmayla şiddetlenir. Boyun fıtığı tedavisine korse, lokal enjeksiyon, ilaç ve egzersizle başlanır. Yakınması geçmeyen hastalara fizik tedavi uygulanır.

Torasik Outlet Sendromu; Kola giden damar sinir paketinin koltuk altına girmek üzere boyun ve göğüs bölgesinde katetdiği alana torasik çıkış denir. Bu alanda olabilecek yapısal veya fonksiyonel anomaliler damar sinir paketi üzerine baskı yaparak torasik çıkış (thoracic outlet) sendromları başlığı altında toplanan klinik tabloların ortaya çıkmasına neden olurlar. Hasta kolundaki, el ve parmaklarındaki ağrı, uyuşma ve karıncalanmadan yakınır. Torasik çıkış sendromlu hastalar genellikle fizik tedaviden yararlanırlar. Fizik tedaviden yararlanmayan hastalara cerrahi girişim endikedir.

Ayak ve Ayak Bileği Rahatsızlıkları

Ayak bileği ve ayak ağrısının nedenleri Aşil tendiniti, aşil bursiti, plantar fasiit (topuk dikeni), tarsal tünel sendromu, anterior kompartman sendromu, pes planus (düz tabanlık), stres (yürüyüş) fraktürleri, Morton nöroması, halluks valgus, atletik zorlanmalar, romatoid artrit, osteoartroz, Sudeck atrofisi, gut, psödogut, enfeksiyöz artritler, seronegatif poliartritler, aseptik nekroz’dur.

Bunlardan en sıklıkla karşılaşılanları şöyledir;

Aşil Tendiniti: Genellikle travma, atletik zorlanmalar veya ayağın anatomisine uygun olmayan ayakkabı giyilmesi nedeniyle ortaya çıkan Aşil tendiniti enflamatuvar hastalıkların seyri sırasında da görülebilir. Achilles tendonu ( ayak bileğinin arka kısmında) üzerinde ağrı, şişlik ve hassasiyet bulunur. Tedavisinde ilaç, istirahat, uygun ayakkabı, hafif germe egzersizleri ve bazen hafif plantar fleksiyonda splint kullanımı uygulanır. ESWT (şok dalga tedavisi) ile başka bir tedaviye gerek kalmadan da iyileşme sağlanabilir.

Plantar Fasiit (Topuk Dikeni): Tekrarlayan mikrotravmalarla plantar fasiya (ayak tabanındaki zar) üzerine binen stres plantar fasiit denilen enflamatuvar duruma yol açar. Plantar fasiit spondilartritli genç hastalarda da görülür. İstirahat, uygun tabanlık, ilaç ve lokal enjeksiyonlar en sık kullanılan tedavi modaliteleridir. Şok dalga tedavisinin (ESWT’nin) en başarılı olduğu hastalıklardan biridir. Dirençli olgulara fizik tedavi uygulanabilir.

Anterior Kompartman Sendromu: Çoğunlukla genç erişkin erkeklerde, agresif ve alışılmıştan uzun bir süre yapılan egzersizden sonra, bacağın ön yüzünde ani bir ağrı ile başlar. Zorlanmadan hemen sonra ödem sebebiyle ortaya çıkan baskıyı önlemek için baskı yapan giysiler çıkarılarak bacak istirahate alınır ve cold pack (buz)uygulaması ile akut evrede önüne geçilebilir. Durum iyiye gidiyorsa tedaviye pasif egzersiz, masaj ve alçak frekanslı akımlar eklenir. Akut evrede yapılan işleme cevap alınamıyorsa hasta cerrahiye yönlendirilir.

Pes Planus (Düztabanlık): Pes planus ayak tabanındaki medial (iç) arkın çökmesiyle oluşur. Düztabanlık çoğu kez ağrı yapmaz. Ancak uzun süreli yürüme veya ayakta durmayla ayak kaslarında yorgunluk ve ağrı olabilir. Ayrıca kişide postür (duruş) bozukluklarına yol açabilir. Ağrı yoksa pes planusda tedaviye gerek olmadığı halde ağrı ve fonksiyon bozukluğu olduğu zaman tedavi endikasyonu vardır.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--