Medistate

Kadın Doğum ve Üreme Sağlığı/ Tüp Bebek

Erkek İnfertilitesi ve Tanı ile Tedavide Yeni Bir Seçenek

Erkek İnfertilitesi ve Tanı ile Tedavide Yeni Bir Seçenek

Yapılan çalışmalara göre erkeklerde sperm sayısı dünya genelinde her sene azalmakta olup, 50 sene öncesine göre sperm sayısı yaklaşık olarak %50 azalmıştır. Bu azalma neticesi Dünya Sağlık Teşkilatı 2010 yılında normal kabul edilen sperm değerlerini düşürmek zorunda kalmıştır. Normal sperm değerlerinde kötüleşmede cep telefonları, hormonlu gıdalar, artmış yağlı beslenme ve artmış çevresel toksinlerin(ağır metaller ve haşare zehirleri) önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Dünya üzerindeki ülkeler karşılaştırıldığında, sanayileşme oranı artıkça sperm değerlerinde bozulmanın da arttığı görülmektedir.

 İstatistiksel olarak düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan (infertilite) çiftlerin %30-40’ında erkek faktörü olup, her 5 infertil çiftin birinde tek infertilite nedeni olarak erkek faktörü bulunmuştur. Her 20 erkekten birinde değişik oranlarda sperm sayı ve/veya fonksiyon problemi olduğu tahmin edilmekte olup, erkeklerde yüzde bir oranında azospermi(Menide hiç sperm bulunmaması durumu) görülmektedir.

Sperm üretiminde yetersizliğe sebep olan nedenlerin başında koromozomal ve genetik problemler, doğuştan inmemiş testis ve infeksiyöz nedenler bulunmaktadır. Genital bölgede ağrıya da neden olabilen ve halk arasında sıklıkla bilinen bir hastalık olan varikosel de sperm üretiminde düşüklüğe neden olabilmektedir. Varikosel normal erkeklerin %15’inde, infertil erkeklerin %40’ında görülür. Sperm üretimini azaltan diğer nedenler ise hormonal nedenler, ilaçlar, kimyasal madeler, radyasyon zararı, alkol ve sigaradır. Sigara içimi ile vücuda kadmiyum girer ve testislere zarar verir.

Çocuğu olmayan bir çiftin araştırılmasında kadına ait tüm bulgular normal olduğunda erkeğin sperm değerlerine göre tedavinin şekline karar verilmektedir. Tedavide en yaygın kullanılan iki yöntem intrauterin inseminasyon(aşılama) ve tüp bebektir. Hafif erkek faktöründe aşılama ile %10-15 oranında gebelik elde edilebilir. Sperm parametrelerinin belli eşik değerlerin altında olduğu durumlarda ise tek şeçilecek yöntem tüp bebek ve mikroinjeksiyondur.

Erkek infertilitesi için bilinen sebeplere son zamanlarda yeni bir tanesi eklenmiştir.  Oksidatif stres olarak bilinen bu bozukluk spermde DNA hasarı yaratarak infertiliteye neden olabilir.  Sperm kalitesi düşük olan hastalarda oksidatif strese neden olan serbest oksitatif radikallerin fazla olduğu gösterilmiştir. Yaş artıkça spermde DNA hasarı artar ve artmış DNA hasarının erkek infertilitesinde önemli rol oynadığı gösterilmiştir.

Serbest oksidatif radikaller döllenme için gerekli oldukları halde, fazla üretimi spermde hareket kaybı ve DNA hasarı yoluyla sperm fonksiyonuna zarar vermektedir. Böylelikle erkek üreme sisteminde birçok patolojik süreci başlatabilmektedir.  Sperm  DNA hasarının, infertil erkeklerin %30-80’inde önemli katkısı olduğu gösterilmiştir.  Vitamin C, vitamin E, beta-karoten gibi besin takviyeleri kullanılarak bu zararlı etkinin azaltılabileceği düşünülmektedir.

Mevcut oksidatif stres tespit modelleri tam bir ölçüm sistemi içermez ve klinik uygulamalar açısından kullanışlı değildir. Spermlerdeki DNA hasarını ölçmek için klinik kullanımı uygun cihazlar geliştirilmiştir. MİOXSYS cihazı Oksidasyon-Redüksiyon Potansiyel prensibine dayanır ve elektron alış verişini ölçer. Yaklaşık 4 dakikalık bir sürede sperm DNA hasarını öngörme olanağı bize tedavide uygun yaklaşımı seçme olanağı vermektedir. Özellikle tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon yönteminde DNA hasarı olmayan spermin kullanılması ile daha yüksek gebelik oranları elde edilebilmektedir.

Başarı Hikayeleri

zekiye erol

Doğru işlem, önsezi ve tecrübe yaşam değiştirdi!

Kesintisiz kanamadan dolayı doktora başvuran Zekiye Erol’a, yapılan tahliller sonrasında rahim kanseri teşhisi koyuldu. Ameliyat öncesi bütün test ve tahlilleri yapılan Erol, ameliyat günü geldiğinde ameliyathaneye alındı ve kendine geldiğinde ameliyatın gerçekleşmediğini öğrenince şaşkına döndü. Bunun nedenini ise operasyonu planlayan doktorun rahmin alınmasını gerektiren bu önemli operasyondan önce bebek sahibi olabilmesi için bir şans daha vermek istemesi oldu ve bu karar Zekiye Hanım’ın hayatını değiştirdi.

Hiç çocuk sahibi olmayan Zekiye Hanım, ilaç tedavisinin ardından tüp bebek denemesini Medistate Kavacık Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek uzmanı Op. Dr. Kenan Sofuoğlu ile birlikte planladılar. Yorucu ama umut dolu tüm çalışma, emek ve zamandan sonra Zekiye Hanım şimdi 4 aylık hamile olmanın heyecanını yaşıyor.

Op. Dr. Kenan Sofuoğlu; “Zekiye Hanım eğer daha önce çocuk sahibi olmuş olsaydı rahminin alınması gerekecekti ancak hiç olmadığı için şansımızı denemek istedik. 8-9 ay yüksek doz progesteron verilip endometrium baskılandı ve tekrar biyopsi alındı. Rahimde aktif kanser hücresi görünmediği için kısa bir sürede hemen tedaviye başladık. Hikayenin erkek faktörünü de unutmamak lazım. TESA yöntemi ile (ameliyatla sperm toplama) en sağlıklı spermleri topladık ve sonuçta başarılı olduk.” diyor.

Şu anda sağlıklı bir gebelik sürdüren Zekiye Erol bebeğine kavuşacağı günü iple çektiğini dile getiriyor.

Medistate Kavacık Hastanesi olarak bu mutluluğu ve heyecanı Zekiye Hanım’la paylaşıyor, bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almasını diliyoruz.

İLETİŞİM

İLETİŞİM

Medistate Tüp Bebek Merkezi

tupbebek@medistate.com.tr

Tel : 444 44 13

Rüzgarlı Bahçe Mahallesi Cumhuriyet Cad. No: 24 

PK:34805 Kavacık / Beykoz / İstanbul

Tüp Bebek Tedavisi’nde Temel Adımlar

Tüp Bebek Tedavisi’nde Temel Adımlar

tupbebek@medistate.com.tr

  • Yumurtalıkların çok sayıda yumurta üretmeleri amacıyla ilaçlarla uyarılması.
  • Yumurtaların toplanması ve embriyo oluşturmak üzere döllenmesi.
  • Döllenmeden sonra embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesi.
  • Erkekte sperm problemi olduğu durumlarda döllenme için mikro enjeksiyon yöntemi (ICSI) kullanılması.
  • Erkekte sperm yoksa cerrahi olarak sperm arama yöntemi (TESA) uygulanması.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Gebelik Kararı

Gebelik Kararı

tupbebek@medistate.com.tr

Bebek sahibi olmaya karar vermeniz, yaşamınızdaki en önemli kararlardan biridir.  Böyle bir karar veren insanlar, gebe kalma şansını artırabilmek için neler yapılması gerektiğini merak edebilir. Gebe kalma şansı, hemen bütün çiftler için son derece yüksektir. Kadınların çok büyük bir bölümü, eşlerin her ikisinde de kısırlık sorunu olmamasına rağmen, aylar hatta bazen de 1 yıla uzayabilen süreler geçtikten sonra gebe kalmaktadır. Gebe kalmak için hangi ayın en doğru ay olduğunu kimse bilemez.  Adet kanamaları son derece düzenli olan kadınlarda dahi herhangi bir ayda gebe kalma şansı, yalnızca % 25 dolayındadır. Bunun birçok nedeni vardır. Örneğin bazı yumurtalar döllenemez. Döllenen bazı yumurtalar da gebeliğin erken dönemlerinde,  gereken şekilde gelişmeyi başaramaz. Bunların hepsi de normaldir.

Çocuk sahibi olamayanların oranları yükseliyor mu?

Günümüzde çocuk sahibi olamadığı için doktora başvuran kadın sayısının arttığı bir gerçektir. Ancak bu durum, çocuk doğurma çağındaki kadın sayısının artmasına bağlı olabilir. Ayrıca günümüzde birçok kadın, evliliği ve gebeliği, 30'lu yaşların ortalarına, yani gebe kalma şansının azaldığı bir döneme ertelemektedir. Eğer gebe kalmakta güçlük çekiyorsanız, bu sorununuza çözüm olabilecek birçok yöntem vardır. Ümitsizliğe kapılmamalısınız! Yaygın olan inanışın aksine kısırlık (infertilite) tedavi servisleri her zaman "ileri teknoloji" kullanmaz ya da pahalı değildir. Infertilite merkezlerine başvuran çiftlerin çok büyük bir bölümünde bu sorun, "ileri teknoloji" ürünü tedavilere ihtiyaç kalmaksızın, başarıyla giderilebilmektedir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

İnsanlarda Üreme Sistemi

İnsanlarda Üreme Sistemi

tupbebek@medistate.com.tr

Kadınların Üreme Sistemi

Kadınların üreme sistemi, tamamen vücudun içerisindedir. Vajina, vücudun dış kısmından başlayarak rahmin boynuna (serviks) uzanır. Rahim ya da dölyatağı, bir armut büyüklüğünde olan ve döllenmiş yumurtanın içerisine yerleşerek geliştiği, kaslardan yapılı bir organdır. Rahim içyüzü endometrium olarak adlandırılır. Gelişmekte olan bir embriyonun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kanlanan bir mukozayla örtülüdür. Rahmin yukarı bölümünde, her 2 tarafta yer alan fallop boruları (tüpler), arkaya ve aşağıya doğru giderek yumurtalıkların (over) yakınına kadar uzanır. Yumurtalıklar, adlarından da anlaşılacağı gibi yumurtaları içeren, iki küçük kesedir. Bir kadın doğduğu zaman her iki yumurtalığında toplam 400.000 kadar olgunlaşmamış yumurta vardır.

Adet Siklusu

Hormon düzeylerinin her ay gösterdiği değişiklikler olarak tanımlayabileceğimiz adet siklüsü, kadının üreme yeteneğinin en önemli bölümünü oluşturur. Bu hormonlar, FSH (follikül stimülan hormon) ve LH (luteinizan hormon) olarak adlandırılır. Adet siklüsü, 3 fazda gerçekleşir:

    • Foliküler Faz

Follikuler faz sırasında FSH (follikül stimülan hormon) sağ veya sol yumurtalıktaki follikülerden birinin gelişmesini uyarır. Bu follikül, yumurtlama (ovülasyon) öncesinde gelişen bir yumurtayı besler. Folikülden salgılanan estrojen adlı hormonun birçok işlevi vardır. Bunlardan biri de, rahim boynundaki (serviks) mukusun, adet siklüsü ortalarında değişiklik geçirerek erkeğin spermini alıp besleyecek nitelik kazanmasını sağlamaktadır.

    • Ovülasyon Fazı

Adet siklusleri, tipik olarak 28 gün süren bir kadında ovülasyon fazı, yaklaşık 14. güne rastlar. Kandaki LH (luteinizan hormon) düzeyinin aşırı yüklenmesi, olgunlaşmış durumdaki yumurtanın over follikülünden serbest kalmasını sağlar (ovülasyon/yumurtlama). Serbest kalan yumurta, fallop borusuna girer ve erkeğin spermiyle döllenmeye hazır durumda, rahime doğru ilerler.

    • Luteal Faz

Yumurtlama (ovülasyon) gerçekleştikten sonra içi boşalan folikül, korpus luteun adını alarak estrojen ve progesteron salgılamaya başlar. Bunlar, endometriumun, döllenmiş yumurtanın yerleşerek gelişmesi ve bu durumunu koruması için gereken hormonlardır. Eğer yumurta döllenmezse korpus luteum, adet sıklüsünün yaklaşık 26. günü dolayında faaliyetlerini, yani hormon salgılamayı durdurur. Bu olay, endometriumun yüzeyel bölümünün parçalanarak adet kanaması adı altında vücut dışına atılmasına neden olur. Döllenmemiş yumurta, adet kanaması sırasında vücut dışına atılır.

    • Erkeğin Üreme Sistemi

Erkeğin üreme sisteminin bir bölümü vücut dışında, bir bölümü vücut içerisindedir. Testisler (erbezleri) skrotum (torba) adı verilen keseler içerisinde yer alır. Hem sperm, hem de erkeklerin cinsel karakteristiklerinin devamına yardımcı hormon olan testosteron yapar. Testislerde yapılan sperm, epididim adını alan ve spermleri depolayarak, olgunlaşıncaya kadar besleyen organın kıvrımlı kanallarından geçer. Olgunlaşan spermler, vas deferens adı verilen bir tüpten geçerek, olgunlaşmış spermleri depolamakta görevli, kese-biçimi 2 organ olan meni keselerine (seminal veziküller) geçer.  Spermlerin oluşmaya başlamasıyla olgunlaşması arasında geçen süre, yaklaşık 72 gündür. Erkek ejakülasyonu sırasında meni keselerinden çıkan sperm, prostat bezinden salgılanan koyu kıvamdaki salgıyla karışarak meni adlı sıvıyı meydana getirir ve spermleri taşıyan bu sıvı, kadının vajinası içerisine bırakılır.
Normal, olgun spermlerin yapılması (spermatogenez), erkeğin döl yeteneğinin anahtarı konumundadır. Sperm yapımı, FSH, LH ve testosteron hormonları tarafından gerçekleştirilir ve düzenlenir. Erkeklerde hem FSH hem de LH testislerı etkiler. FSH, sertoli hücrelerinde sperm yapımı, LH ise leydig hücrelerinin testosteron yapmasını uyarır.
Sertoli hücrelerindeki olgunlaşmamış spermler, yavaş yavaş gelişerek spermatozoon adı verilen olgun spermlere dönüşür. Ancak sperınatozoonların hareket yeteneğini kazanabilmeleri için, epididimden geçmeleri gerekir. Bu şekilde hareketlilik kazanan spermler, ejakülasyon gerçekleşene kadar meni keselerinde saklanır.

    • Erkeklerde Döllenmeyi ve Döl Yeteneğini (Fertilite) Etkileyen Faktörler

Ejakülasyondan sonra spermler, kadının üreme yolundaki canlılığını ve yumurtayı dölleme yeteneğini 48-72 saat kadar devam ettirmektedir. Ovülasyon (yumurtlama) günü dolayındaki her 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunulmasının, kadının gebe kalması açısından yeterli olma nedeni budur. Döllenmede spermlerin hareketliliği, en az sayıları kadar önemi gözükmektedir. Sperm sayısı düşük olan erkekler, spermlerinin hareket yeteneğinin mükemmel olması durumunda eşlerini gebe bırakabilmektedir. Fertilizasyon şansı ayrıca, meni hacminden ve sperm biçiminden (morfolojisinden) de etkilenmektedir.
Erkeğin dölleme yeteneği, spermlerin niteliği ve sayısının dışında, torbalardaki varislerin (varikosel) varlığından da etkilenebilmektedir. Varikosel, erkeklerde en sık karşılaştığımız infertilite (çocuk sahibi olamama) nedenlerinden biridir. Üreme organlarındaki tıkanıklıklar, ejakülasyon zorlukları, çeşitli ilaçlar ya da testis anormallikleri de erkeklerde kısırlık nedeni olabilmektedir.

    • İnsanlardaki Döl Yeteneği: Hassas Bir Fonksiyon

İnsanlardaki üreme sürecinin karışık olması nedeniyle, eşlerin çok büyük bölümünün herhangi bir zorlukla karşılaşmaksızın çocuk sahibi olabilmesi, adeta bir mucizedir. Döllenme, doğanın, gerekli her faktörü aşırı miktarda sağlamasından yardım görür. Ortalama bir kadın, çocuk sahibi olabildiği yıllar boyunca yaklaşık 400 defa yumurtalar ve infertilite sorunu olmayan bir erkeğin bir tek ejakülasyonda boşalan meni sıvısında milyonlarca sperm vardır. Ancak bu karmaşık olaylar dizisinde görülebilecek herhangi bir değişiklik, ovülasyonu, gebe kalmayı ya da gebeliği olumsuz yönde etkileyerek çiftin çocuk sahibi olamamasıyla sonuçlanabilir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Kısırlık Tetkikleri Hakkında

Kısırlık Tetkikleri Hakkında

tupbebek@medistate.com.tr

Normal eşlerde bile gebelik, doğum kontrol önlemlerine son verilir verilmez mümkün olmayabilmekte ve döllenme bu eşlerin %60’tan daha azında ilk 3 ay içerisinde gerçekleşebilmektedir. İnfertilite teşhisi, utanılacak bir şey değildir. Çocuk sahibi olamama sorunu oldukça sıktır. Popülasyonun % 8 "inde ya da her 12 çiftten birinde görülür. Bundan birkaç yıl önce ABD'de yapılan bir çalışma, çocuk sahibi olmak isteyen 15-44 yaş arasındaki çiftlerin %10-15'inde bunun mümkün olmadığını göstermiştir.

Infertilite (kısırlık) genelde 2 tiptir. Bunlardan primer olanı, eşlerden her ikisinin de önceden çocuk sahibi olamaması durumunda görülen infertilitedir. Seconder olanı ise eşlerden birinin daha önce çocuk sahibi olmuş olduğu infertilitedir. İnfertiliteden sorumlu faktör, kadında olduğu kadar erkekte de mevcut olabilir. Infertilite vakalarının %40 kadarı kadındaki, %40 kadarı erkekteki, %10 kadarı hem kadındaki hem erkekteki sorunlardan kaynaklanır.   %10 kadarının ise nedeni açıklanamamaktadır. Çocuk sahibi olamamanızın nedeni ne olursa olsun, bunun yalnızca eşlerden birine değil, beraberce her ikisine ait bir sorun kimliği taşıdığını unutmamanız gerekir.

Çocuk Sahibi Olamayanlar Nasıl Yardım Görür?

Çocuk sahibi olamamakla kısırlığın (infertilite) aynı şey olmadığını unutmayın. Çocuk sahibi olamayan ve doktordan yardım isteyen çiftlerin çok büyük bir bölümü, sonunda bu sorunun üstesinden gelebilmektedir. Ancak doktordan yardım istemekte geç kalmamak önemlidir. Çünkü sorun ne kadar erken fark edilip  araştırılırsa, başarılı tedavi şansı da o kadar yüksektir. Eşler arasında kalması normal olan ayrıntıları, doktor bile olsa üçüncü bir şahısla konuşmak kolay olmayabilir. Ancak bu kişilerle iyi bir iletişim kurmanız ve bunu devam ettirmeniz, sizdeki infertilitenln kimliğinin başarıyla ortaya çıkarılıp tedavi edilmesi açısından son derece önemlidir.

İnfertilite Değerlendirmesi

Çocuk sahibi olamayanların çok büyük bir bölümünde bunun özel nedenini ortaya koymak mümkündür. Bir çiftin niçin çocuk sahibi olamadığını öğrenmek isteyen bir doktor, 4 soru sorarak bunun nedenini anlamak ister:

  • Herhangi bir yumurtlama (ovülasyon) sorununuz var mı?
  • Spermlerle ilgili bir sorun var mı?
  • Yumurtayla sperm bir araya gelebiliyorlar mı?
  • Döllenmiş yumurta rahme yerleşip burada kalabiliyor mu?

Bu soruların cevabını aramak için yapılan araştırmalar, infertilite tetkikleri veya değerlendirmesi olarak adlandırılır. Burada genel kural, basit ve hastaya en az rahatsızlık verebilecek testlerle başlamaktır. Bunlardan sonuç alınamadığı takdirde daha karmaşık testlere geçmektir. İnfertilite (çocuk sahibi olamamak), çiftin ortak sorunudur ve bu nedenle her ikisinin de aynı zamanda tetkik edilmesi önemlidir.

Çocuk sahibi olamayan çiftlerin büyük bölümü bu sorunlarını bir kadın hastalıkları uzmanı ya da doğum hekimiyle görüşür. Ancak bazıları doğrudan doğruya bir üreme endokrinoloğuna da başvurabilir. Erkek, bir üroloji uzmanına ya da erkek infertilitesi konusunda uzmanlaşmış bir uzmana gönderilebilir. İnfertilitenin tedavi edilebilmesi için, infertilite değerlendirilmesi şarttır. Böyle bir değerlendirilmede kullanılan temel testler aşağıda anlatılmaktadır. Bunların hepsi gerekmeyebilir. Ancak herhangi bir kombinasyonu kullanılabilir.

Değerlendirme başlangıcında eşlerin her ikisinden de tıbbi özgeçmişlerini ayrıntılı olarak anlatmaları, aynı zamanda genel sağlık durumları, diyet ve yaşam biçimleri, mesleki riskler, cinsel gelişme, doğum kontrolünün uygulanıp uygulanmaması, daha önceki gebelikler ve cinsel ilişkileriyle ilgili sorulara cevap vermeleri istenir. Ayrıca fizik muayene yapılır. Kadınlarda bu, meme ve pelvis muayenesini (iç muayene) içerir. Erkeklerde ise testisler, penis ve torbalar ayrıntılı olarak incelenir. Torbalardaki varisler (varikosel) erkekler için önde gelen çocuk sahibi olamama nedenidir.

Bazal Vücut Isısı Kartı

Yumurtlamanın (ovülasyon) ve normal ruteal fazın gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmek amacıyla, bazal vücut ısısı kartı kullanılır. Kadın, adet siklusu boyunca her sabah bazal (istirahat sırasındaki) vücut ısısını ölçerek kaydeder. Normalde vücut ısısı, hemen yumurtlama öncesinde hafifçe yükselir. Eğer bu kart yumurtlamayı göstermiyorsa, diğer testlere ihtiyaç duyulabilir.

LH veya Ovülasyon Testleri

Yumurtlamadan hemen önce LH düzeylerinde meydana gelen artışı ortaya koyarak ovülasyonu gösteren idrar testleri vardır. LH düzeyindeki bu artışın ortaya konulması, cinsel ilişkilerin, kadının döllenme yeteneğinin en yüksek olduğu günlerde kurulmasını sağlayabilir. Testlere adet siklusunun yaklaşık 11. gününde başlanır ve yumurtlama oluncaya kadar, günlerce devam edilir.

Meni Tahlili

Ejakülasyon (boşalma) sırasındaki spermlerin sayısını, hareketliliğini, boyutlarını, biçimlerini ve sıvının hacmini ölçen en önemli testtir. Sonuçlarının zaman içerisinde doğal dalgalanmalar gösterebilmesi nedeniyle meni testinin, periyodik olarak tekrarlanması gerekir. Eğer sonuçlar kesin bir bilgi vermiyorsa, daha geniş kapsamlı testlere ve fizik muayeneye ihtiyaç duyulabilir.

Cinsel İlişki Sonrası Test ( Hunter Testi)

Ejakülasyon (boşalma) sonrası spermlerin serviks mukusundaki canlılığını değerlendiren bu test ayrıca kadının vücudunda oluşabilecek anti-sperm antikorlarını da ortaya çıkarabilir. Testin, ovülasyondan hemen önce yapılması gerekir. Bu nedenle cinsel ilişki, test öncesi gece veya test sabahı kurulmalıdır. Doktor, kadının servikal mukusundan örnek alarak bunu hemen mikroskop altında inceleyerek mukusun kalitesini, spermlerin sayısını ve motilitesini değerlendirir.

Çiftin test öncesi cinsel ilişkide bulunması gerektiğinden bu testin sık sık tekrarlanmasına ihtiyaç duyulabilir. Testin olumsuz sonuçlanması, yalnızca zamanlama hatasına bağlı bile olabilir. Ancak tekrarlanan testlerde hep anormal sonuçlar alınması, sperm penetrasyonunun ve servikal mukusun ayrıntılı bir şekilde tetkik edilmesi gerektiğini gösterir.

Laboratuvar Tetkikleri

Pap test (servikal smear) gibi laboratuvar tekikleri, rahim boyunda (serviks) enfeksiyon, kanser-öncesi kanser hücresi bulunma olasılıklarının uzaklaştırılması amacıyla yapılabilir. Histerosalpingogram röntgen tetkikinde, rahmin, follop borularının ve pelvisin filmi çekilir. Adet döneminden sonra, ancak yumurtlama öncesinde yapılan bu tetkik, rahmin büyüklük ve biçimini, ayrıca her iki follop borusunun da açık olup olmadığını gösterir.

Diğer Tetkikler ve Tedavi

Doktorunuz, infertilite sorununuzla ilgili ilk tetkikleri yapıp uygun tıbbi tedaviye başlayabilir. Ancak, çocuk sahibi olamamanızın nedeni öğrenilemezse, ya da belirli bir süre içerisinde gebelik sağlanamazsa, bir üreme endokrinoloğuna sevk edilebilirsiniz. Bu uzman, infertilite ve hormon bilimi konusunda uzun yıllar ihtisas yapmış olan biridir. Mikro-cerrahi, ovülasyon başlatılması ve asiste üreme teknolojileri (ART) gibi konularda deneyim sahibidir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Modern Kısırlık Tedavileri

Modern Kısırlık Tedavileri

tupbebek@medistate.com.tr

Son yıllarda kısırlık tedavisinde birçok ilerleme kaydedilmiştir. Çocuk sahibi olamayan eşlerin tedavisi, 4 temel kategoride uygulanır. Bunlardan hangisinin sizin için en iyisi olduğuna doktorunuz karar verecektir. Bunlar hormon tedavisi, cerrahi tedaviler ve mikro-cerrahi; yapay döllenme ve asiste üreme teknolojileridir (ART).

Hormon Tedavisi

Sperm yapımını ya da yumurtlamayı (ovülasyonu) etkileyen bir hormonal dengesizlik nedeniyle çocuğu olmayan eşlerde, başarılı bir döllenme sağlamak için hormonal uyarıların yerini almak veya bu uyarıları şiddetlendirmek üzere hormon tedavisi kullanılabilir. Daha önce de anlattığımız gibi kadınlarda folliküllerin gelişmesi ve yumurtlama; erkeklerde ise sperm gelişmesi, öncelikle FSH ve LH tarafından kontrol edilmektedir. Bu hormonların miktarı yetersizse ya da bunlar tam gerekli zamanda salgılanmazsa, yumurtlama veya sperm yapımı aksayabilir; döllenme şansı azalır. Özel bazı hormonal dengesizlikleri düzeltmek amacıyla ilaçlar kullanılabilir.

Klomifen Sitrat Tablet

Erkekte iktidarsızlığın bulunmadığı, dölleme yeteneğinin normal olduğu infertilite vakalarında kadında mevcut yumurtlama sorunlarının giderilmesi amacıyla klomifen sitrat kullanılır. Normal bir adet slklusunda hipotalamustan GnRH (gonadotropin-serbestleştirici hormon) salgılanması, hipofizin FSH ve LH salgılamasına yol açarak follikül gelişmesini ve yumurtlamayı sağlar. GnRH salgılanmasına bağlı bir sorun nedeniyle yumurtlamanın (ovülasyonun) gerçekleşmediği kadınlarda hipotalamustan GnRH salgılanmasını başlatmak amacıyla klomifen sitrat kullanılabilir. Klomifen sitratın tedavi öncesinde ovülasyon meydana gelmeyen kadınların %75'inde yumurtlamayı sağladığı ve bunların %35'inin gebe kaldığı bulunmuştur. Bu gebeliklerin çoğunda 1 bebek vardır; en çok %10'u ikiz gebeliktir ve %1'den daha azı çoğul doğumla sonuçlanır. Klomifen sitrat genellikle 4 ya da 5 siklüs kullanılır.

İleri Derecede Saflaştırılmış FSH (Enjektabl Ürofollitropin)

1990'larda kullanıma sunulan ileri derecede saflaştırılmış FSH, bir gonadotropin olan FSH'nin ileri derecede saflaştırılmış bir preparatıdır. Gonadotropin, yumurtalıkları yumurta yapmak üzere uyaran hormondur. İleri derecede saflaştırılmış FSH, klomifen sitrat tedavisinden sonra gebe kalamayan kadınlarda foliküllerin gelişmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Ayrıca normal olarak yumurtlayan ve asiste üreme teknolojileri (ART) uygulanan kadınlarda çok sayıda folikülün gelişmesini sağlamak amacıyla da kullanılabilir. Enjektabl koriyonik gonadotropin (Heg), koriyonik gonadotropin (Hcg), aynen LH'nin yaptığı gibi follikülden yumurta salıverilmesini sağlar. Genellikle, son ileri derecede saflaştırılmış FSH, dozundan 24 saat sonra, ovülasyonu uyarmak amacıyla kullanılır. Bu tedavi sırasında çift, Hcg verildiği günden önce başlamak üzere her gün cinsel ilişkide bulunmalıdır. Erkeklerde ise birkaç ay boyunca haftada 2-3 defa Hcg enjeksiyonu uygulanması, sperm yapımı için gerekli olan testosteron yapımını artırabilir.

Cerrahi Girişimler ve Mikro-Cerrahi

Çocuk sahibi olamamanın nedeni, erkeğin ya da kadının üreme sistemindeki anatomik sorunlar veya anormalliklerse, bunları düzeltmek için çeşitli cerrahi girişimlerden faydalanılır. Çocuk sahibi olamamanın nedeni bazen, üreme kanalında yapışıklıklara yol açmış olabilen, eski enfeksiyonlar veya iltihaplanmalardır. Endometriosis, myomlar ve rahimdeki ya da fallop borularındaki (tüplerdeki) sorunlar da cerrahi tekniklerle tedavi edilebilir. Ameliyat, çok ağır vakalar dışında genellikle başarılı sonuç verir ve infertilitenin giderilmesi için yeterlidir. Ancak cerrahi tedaviler çoğu zaman, başka tedavilerle birlikte kullanılır

Yapay Döllenme (Aşılama)

Yapay döllenme genellikle, erkekteki bir sorun, örneğin ejakülasyon (boşalma) sıvısı hacminin az, sperm sayısının düşük ya da sperm hareketliliğinin kötü olması nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftlerde kullanılır. Yine bu teknik, kadınlardaki servikal mukus sorunlarına veya bağışıklık faktörlerine bağlı kısırlığın tedavisinde de kullanılabilir. Bu yöntem nispeten basit ve ağrısızdır. Bir sperm örneği özel olarak hazırlanıp yıkandıktan sonra kadının vajinasına, rahim boynu (serviks) kanalına veya rahmine bırakılır. Normal koşullar altında vajinada biriken spermlerin %10'undan daha küçük bir bölümü rahim boynuna ulaşmaktadır. Spermlerin doğrudan doğruya rahim boynu kanalına bırakılmasıyla, üreme kanalına girerek yukarılara doğru çıkabilen sperm sayısı artırılır.
Eğer kadında servikal mukus yoksa ya da kötü kalitedeyse doktor, rahim-içi inseminasyon adı verilen bir yapay döllenme tekniği kullanabilir. Bu teknikte spermler, ovülasyona yakın zamanda doğrudan doğruya rahme bırakılarak döllenme şansı artırılır. Bazen yapay döllenmeyle yumurtlamanın aynı sıralara rastlamasını sağlamak amacıyla birkaç yapay döllenme uygulanması gerekebilir.

Sperm Alınması

Yapay döllenme amacıyla sperm alınırken dikkatli olmak gerekir. Çiftten, en iyi örneğin alınabilmesi için önceki 48- 72 saat boyunca cinsel ilişkide bulunmamaları istenebilir. Ayrıca erkeğin, genellikle doktorun muayenehanesinde mastürbasyon yaparak sperm örneği vermekte istekli olması gerekir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Asiste Üreme Teknolojileri (ART)

Asiste Üreme Teknolojileri (ART)

tupbebek@medistate.com.tr

Çocuk sahibi olamayan çiftlerin birçoğu bu sorunu hormon tedavisi, ameliyat ya da yapay döllenme gibi yöntemlerle giderirken; bazılarında yapılan yumurta ve/veya sperm sayısının artırılması ya da yumurtalarla spermin bir araya getirilmesi için düzenlenen daha ileri, özel tıbbi tekniklere başvurulması gerekir. Bunlar asiste üreme teknolojileri (ART) olarak adlandırılmaktadır. Bu teknolojiye ihtiyaç duyan çiftlerin sayısı çok sınırlıdır. Ama gerçekten ihtiyaç duyanlarda elde edilen başarı oranı, söz konusu teknolojinin ilk kullanıldığı 1970'li yılların sonlarından bu yana giderek artmıştır. ART yönteminin kullanılmasıyla, çocuğu olmayan (infertil) çiftlerden bazılarındaki gebelik şansı, normal çiftlerdekine yaklaşmaktadır. (Herhangi bir ay için %25) ART uygulamalarında her yumurta alınması başına isabet eden gebelik oranı %18-28 arasında değişmektedir. Bazı çiftlerde döllenme elde edilmeden önce tedavi altında birkaç defa girişimde bulunulması gerekebilir. Ancak bunun herhangi bir fertilite sorunu olmayan, normal çiftlerde bile böyle olduğu unutulmamalıdır.

Asiste Üreme Teknolojileri (ART) Nasıl İş Görüyor?

Asiste üreme teknolojilerinde (ART) mümkün olduğu kadar çok sayıda yumurtanın gelişmesini uyarmak için çeşitli hormonlar kullanılır. Aynı anda çok sayıda yumurtanın gelişerek döllenmeye hazır duruma gelmesi, döllenme ve daha sonra da gebelik şansını artırır. In vitro fertilizasyon (Tüp Bebek), fallop borusuna gamet transferi (GIFT) ve fallop borusuna zigot transferi (ZİFT), en çok kullanılan ART teknikleridir. Bunlardan tüp bebek (in vitro fertilizasyon) yöntemi aşağıda anlatılmaktadır.

In Vitro Fertilizasyon (IVF/Tüp Bebek)

İlk geliştirilen ve en yaygın olarak kullanılan ART yöntemidir. Özellikle tüplerdeki (fallop boruları) veya spermlerdekiler olmak üzere, çok sayıda infertilite sorununun üstesinden gelebilir. In vitro fertilizasyon, 4 aşamada gerçekleştirilmektedir.

  1. Çok sayıda folikül gelişmesini sağlamak amacıyla, ilaç kullanılarak yapılan hormon tedavisi.
  2. Yumurtalıklardaki olgunlaşmış yumurtaların, ince bir iğne kullanılarak alınması.
  3. Dölleneceği bir laboratuvar "tüpüne'alınması.
  4. Döllenen yumurtanın birkaç gün sonra, doğrudan doğruya kadının rahmine bırakılması.

Sitoplazma İçerisine Sperm Enjeksiyonu ( ICS ) 1995'den beri bu teknikte bir tek sperm, yumurtanın sitoplazması içerisine enjekte edilir. Yöntem, çok az sayıda, zayıf ancak bir yumurtayı dölleme yeteneğine sahip spermleri olan erkeklerde faydalı olabilir. Eğer yumurta döllenecek olursa embriyo, uterusa yerleştirilir. Son yıllarda başarı gittikçe artmıştır.

Mikromanipülasyon

Erkeğin sperm sayısının çok düşük olduğu ya da spermlerin hareketsiz veya anormal olduğu çiftlerde in vitro fertilizasyon yönteminin başarısı sınırlanabilir. Sperm kalitesinin bu şekilde kötü olduğu durumlarda gamet mikro manipülasyonu gibi mikro-cerrahi tekniklerine başvurulabilir. Bu teknikte in vitro fertilizasyon, döllenme şansının artırılmasına yönelik, mikroskopik bir uygulama eşliğinde gerçekleştirilir. Mikro manipülasyon konusunda dünyanın her tarafında hatırı sayılır araştırmalar yapılmaktadır. Sitoplazma içerisine sperm enjeksiyonu ve asiste geliştirme, başarı şansı en yüksek gözüken 2. uygulamadır.

Asiste Geliştirme (Hatching)

Bu çeşit mikro manipülasyonda, döllenmiş yumurtalar kullanılır ve 39 yaşında ya da daha ileri yaşta olan, bazal FSH düzeyleri yüksek bulunan, daha önce de döllenmiş bir yumurtanın rahme başarıyla yerleşmediği bilinen ya da zona pellucida adı verilen bölümü ( embriyoyu saran kısım) kalın olan kadınlarda başarılı gebelik şansını artırabilir. Bu teknikte, embriyonun normal olarak gelişme şansını artırmak için, zona pellucida'da yapay olarak bir delik açılır.

PGD

Genetik hastalıklar için embriyodan biopsi alınıp, sağlıklı embriyolar yerleştirilmelidir.

Dondurarak Saklama ( Kriyoprezervasyon )

Birçok ART merkezi günümüzde, belirli bir ART siklüsü sırasında kullanılmayan embriyoları daha sonra, doğal (hormonlarla uyarılınamış) bir siklüste kullanmak üzere saklayabilmektedir. Bu embriyolar, çok düşük ısı derecelerinde dondurulur ve uzunca bir süre canlılığını muhafaza eder. Dondurulmuş embriyoların yaklaşık yarısı, çözülme işlemini başarıyla tamamlayarak kadının tüplerine veya rahmine nakledilir. Kullanılan dondurulmuş embriyoların %18'iyle gebelik sağlanabilmektedir.
Dondurarak saklama yöntemi, yumurtalıkların uyarılmasına ve yumurtaların alınmasına ihtiyaç bırakmadığından, daha sonraki ART uygulamalarının maliyetini düşürebilmektedir. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Çocuk Sahibi Olamamanın Hissettirdikleri

Çocuk Sahibi Olamamanın Hissettirdikleri

tupbebek@medistate.com.tr

Çocuk sahibi olamamak, çoğu doğum kontrol önlemlerine son verir vermez bebekleri olacağını düşünen, hemen bütün kadınlar ve erkekler için kötü bir sürprizdir. Çocuk sahibi olamayan (infertil) çiftler, bu sorunlarından dolayı utanabilir ya da ailelerinden ve dostlarından uzaklaşabilir. İnfertilitenin yalnızca fiziksel bir sorun olmadığının bilincinde olmak önemlidir. Gerçekten de bu sorunun birçok duygusal ve sosyal yönü de vardır. Çiftlerde öfke, kontrol kaybı, çocukları olanları kıskanmak depresyon, asabiyet, ızdırap gibi çeşitli duygular ortaya çıkabilir. Erkeklerin ve kadınların bu sorun karşısındaki tepkilerinin çoğu zaman birbirine benzememesi, çiftin aralarındaki kişisel ilişkileri zedeleyebilir.

İnfertilitenin nedenini ortaya koymak ve tedavi etmek için mutlaka yapılması gereken testler, zaten zor durumda olan çifti daha fazla stres altına sokabilir. ART uygulanması düşünülen biriyseniz, infertilitenin yaşamınıza hakim olduğu, her şeyinizi elinizden aldığı hissine kapılabilirsiniz. Tedavinin yarattığı baskılar, çifti iyice yorabilir.

Çocuk Sahibi Olamayan Çiftlere Destek Verilmesi

Çocuk sahibi olamayan çiftlerin destek gruplarıyla, danışma servisleriyle ve kendileriyle aynı durumda olan diğer çiftlerle temas etmesi,infertitenin duygusal etkileriyle savaşmakta olanlara ileri derecede yardımcı olabilir. Çocuk sahibi olamayan çiftin tedavisiyle meşgul olan doktorlar, hemşireler ve teknisyenler, ayrıca da destek grupları, aynı yönde yardımcı olabilir. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin hem fiziksel, hem duygusal sorunlarına eğilmek, bugün için rutin olarak önerilen, eksiksiz bir yaklaşımdır. Ülkenizde bu gibi destek grupları bulunup bulunmadığını, doktorunuza sorun.

Mücadelede İzlenecek Yollar

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde uygulanacak tedaviler ve özellikle de ART (asiste üreme teknolojileri), duygusal bakımdan ağır bir yük oluşturabilir. Ancak bununla mücadele etmekte İşinize yarayabilecek stratejiler vardır;

  • İşi uzun dönemde ele alın. Tedaviniz için belirli bir zaman çizelgesi hazırlayın ve bununla birlikte mümkün olduğunca rahat yaşamaya bakın. Mümkünse, tedavi sırasında 'gezilere' katılın.
  • Tedavinin kısa dönemdeki başarılarına ve başarısızlıklarına aklınızı takmayın.
  • Sizin için mevcut sınırının ne olduğunu bilin ve buna eriştiğinizde kabullenin.
  • Belirli bir tedavi yöntemi çok yorucu olduğunda, farklı bir yöntemi deneme olasılığı düşünün.
  • Siklüsün döllenme olanağı olmayan günlerinde eğlence amacıyla cinsel ilişkide bulunun; eşlnizle birbirinize karşı olan ilk günlerdeki yakınlığınızı yeniden kurmaya çalışın.
    Bir danışmandan veya destek grubundan duygusal destek almaya çalışın. İnfertilite tedavisi gören bütün çiftlerde, bu konudaki zor ve zaman alan deneyimlerini kabullenme ve çözüm noktasına kadar götürmek anlayışa sahip olduğunuzu, birbirinize daha sıkı bağlandığınızı hissedeceksiniz.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Tüp Bebek Genetiği

Tüp Bebek Genetiği

tupbebek@medistate.com.tr

Tıp teknolojisindeki hızlı gelişmeler sayesinde bugüne dek açıklanmasında güçlük çekilen pek çok sorun artık tanımlanabildiği gibi bunlara uygun çareler üretilebiliyor. Oyle ki bugün daha gebelik bile oluşmadan önce o gebeliğin ne kadar sağlıklı olduğu saptanabiliyor. Yani müstakbel bebeğin karşı karşıya olduğu birçok potansiyel hastalık daha 7-8 hücreli bir embriyo aşamasındayken teşhis edilebildiği gibi, bu hastalıklar ayıklanabiliyor. İşte bu tekniğe embriyoda genetik tanı, tıbbi terminolojiyle 'Preimplantasyon Genetik Tanı' (PGT), bir başka ifadeyle de "embriyo ana rahmine transfer edilmeden yapılan genetik inceleme' deniliyor. Dünyada hemen her çift için çocuk sahibi olmaktan çok daha önemlisinin sağlıklı bir çocuk sahibi olabilmek olduğu düşünüldüğünde bu tür genetik müdahalelerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.

Kimlerde Uygulanabilir ?

Embriyoda genetik tanı yapılabilmesi için öncelikle bu embriyoların laboratuvar ortamında geliştirilmesi gerekiyor. Bunun için de kadından elde edilecek yumurta hücresi ile erkekten elde edilecek sperm hücresinin laboratuvar ortamında bir araya getirilmesi yani mikroenjeksiyon tekniği ile döllenme ve embriyo gelişiminin sağlanması gerekiyor. Ancak bütün bunlar zahmetli ve hayli masraflı bir teknoloji uygulaması gerektiriyor. Bu yüzdendir ki teknik bugün için ancak özel risk taşıyan çiftlerde uygulanabiliyor. Tabii 'PGT' nin hangi çiftler için uygulanacağı da uygulamanın amacına göre değişim gösteriyor. Bu amaçlar temel olarak üç çeşit;

  1. Anomali Taraması
  2. Embriyolarda Hastalık Araştırılması
  3. Riskli Ailelerde Kanser Hastalığı Belirlenmesi

Çocuk sahibi olmakta güçlük çektiği için tedavi gören ve bu sırada elde edilen embriyolarında anomali riski artan çiftlerde, embriyolar üzerinde kromozomal kusurlar taraması yapılıyor.

Hedef, embriyolarda en sık görülen ve Down Sendroınu'na yol açan trizomi, yani kromozom sayısının normalden fazla olması veya monozomi,yani kromozom sayısının normalden az olması gibi kromozom anomalileri belirlenmesi. Anomaliye sebep olduğu saptanan embriyolar rahim içerisine transfer edilmeyerek imha ediliyor. Hastaya sadece sağlıklı olduğu bilinen embriyolar transfer ediliyor. Bu şekilde genetik anomaliye sahip bir bebeğin rahim içerisinde gelişmesi riski daha baştan ortadan kaldırılıyor. Kısaca, sakat veya özürlü bir bebeğin doğumunun en baştan önüne geçiliyor.

Riskli Çiftler

Yüksek risk taşıyan çiftler nasıl belirleniyor? Bunun için şu ölçütler gözönünde tutuluyor.

  1. Anne adayının yaşının 37 ve üzerinde olması
  2. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri)
  3. Tekrarlayan Tüp Bebek-mikroenjeksiyon tedavilerinde gebelik elde edilmemiş olması veya elde edilen gebeliklerin düşüklerle sonlanması
  4. Daha önce anomalili bir doğum ve düşük
  5. Yumurta veya sperm hücresine ait bazı özel şekilsel anomaliler

Bugün daha gebelik bile oluşmadan önce o gebeliğin ne kadar sağlıklı olduğu saptanabilmektedir. Yani müstakbel bebeğin karşı karşıya olduğu birçok potansiyel hastalık daha 7-8 hücreli bir embriyo aşamasındayken teşhis edilebildiği gibi, bu hastalıklar ayıklanabilir. Embriyonun sağlığı incelenebiliyor ve üzerinde genetik teşhisler konulabilmektedir. Bu sayede hasta veya genetik özürlü bir embriyonun rahim içerisinde yerleşmesi ve dolayısıyla sağlıksız bir gebeliğin oluşması daha baştan önlenebiliyor. İşte bu tekniğe embriyoda genetik tanı, tıbbi terminolojiyle 'Preimplantasyon Genetik Tanı' (PGD), bir başka ifadeyle de 'embriyo ana rahmine transfer edilmeden yapılan genetik inceleme' denilmektedir.

Kimlerde Uygulanabilir ?

Bu teknik bugün için ancak özel risk taşıyan çiftlerde uygulanabilmektedir. 'PGD' nin hangi çiftler için uygulanacağı da uygulamanın amacına göre değişim göstermektedir. Bu amaçlar temel olarak üç çeşittir:

  1. Anomali Taraması
  2. Embriyolarda Hastalık Araştırılması
  3. Riskli Ailelerde Kanser Hastalığı Belirlenmesi

Anomali Taraması

Burada, çocuk sahibi olmakta güçlük çektiği için tedavi gören ve bu sırada elde edilen embriyolarında anomali riski artan çiftlerde, embriyolar üzerinde kromozomal kusurlar taraması yapılmaktadır.
Burada hedef, embriyolarda en sık görülen ve Down Sendromu'na yol açan trizomi, yani kromozom sayısının normalden fazla olması veya monozomi, yani kromozom sayısının normalden az olması gibi kromozom anomalileri belirlenmekte ve anomaliye sebep olduğu saptanan embriyolar rahim içerisine transfer edilmeyerek imha ediliyor. Hastaya sadece sağlıklı olduğu bilinen embriyolar transfer ediliyor. Bu şekilde genetik anomaliye sahip bir bebeğin rahim içerisinde gelişmesi riski daha baştan ortadan kaldırılıyor. Kısaca, sakat veya özürlü bir bebeğin doğumunun en baştan önüne geçilmektedir.

Riskli Çiftler

Yüksek risk taşıyan çiftler nasıl belirleniyor? Bunun için şu ölçütler göz önünde tutulmaktadır;

  1. Anne adayının yaşının 37 ve üzerinde olması;
  2. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri);
  3. Tekrarlayan tüp bebek-mikroenjeksiyon tedavilerinde gebelik elde edilmemiş olması veya elde edilen gebeliklerin düşüklerle sonlanması;
  4. Daha önce anomalili bir doğum ve düşük;
  5. Yumurta veya sperm hücresine ait bazı özel şekilsel anomaliler.

Embriyolarda Hastalık Araştırılması

Embriyolarda hastalık araştırılmasında temel amaç, kendiliğinden çocuk sahibi olabildikleri halde, belirli bir hastalığın taşıyıcısı oldukları için hastalıklı gebelik riski taşıyan çiftlerde hastalık taşımayan embriyoların transferiyle sağlıklı bir gebeliğin elde edilmesi. Örneğin kalıtımsal geçiş özelliği taşıyan bazı hastalıklar anne, baba veya her ikisinden birden bebeğe aktarabilmektedir. İşte bu hastalıkları taşıdığı saptanan çiftler, embriyolarda genetik inceleme yapılarak sağlıklı bir gebeliğe kavuşabilmektedir.
Bu teknik ile çok sayıda hastalık belirlenebilmektedir. Bunların başında da şunlar gelmektedir;

a-) Genetik Hastalıklar:

Talasemi ( Akdeniz anamisi),
Kistik fıbrozis,
Myotonik distrofi,
Frajil X sendrom,
Doğumsal işitme kaybı
Akondroplazi
Alfa-1 antitripsin eksikliği
Hemakromatozis,
Huntington hastalığı
Orak hücreli anemi,
Spinal muskuler atrofı,
Konjenital adrenal hiperplazi,
Ataksi-telenjektazi

b-) Kalp Damar Sistemi Hastalıkları:

Faktör V ve protrombin eksikliği,
Faktör VIII eksikliği,
Leiden faktör V mutasyonu

Riskli Ailelerde Kanser Yatkinliği

Bazı kanser tipleri kalıtsal özellik göstermektedir. Bu yüzden de ailedeki tüm bireylerde kansere yatkınlık gözlenmektedir. Bulgulara göre her yeni jenerasyonun bu hastalıktan etkilenme riski de biraz daha yüksek olmaktadır. Embriyo düzeyinde yatkınlık yönünden incelemesi yapılabilen hastalıklar şu şekilde sıralanmaktadır:
a-) Meme Kanser
b-) Mesane Kanser
d-) Retinoblastom
f-) Alzheimer Prostat Kanseri
e-) Lenfoma ve Lösemi

Değerlendirilen Kromozomlar

Anomali taramasında tüm embriyolarda en sık görülen kromozom bozuklukları açısından inceleme yapılmaktadır. Bu kromozomlar 13, 16, 18, 21, 22, X ve Y kromozomlar. Bu yedi kromozomun özelliği ise şöyle ifade edilmektedir. Bu kromozomlara ait bozukluklarda embriyo rahim içerisinde tutunarak gebelik oluşturulabiliyor. Bu gebelikler de büyük oranda düşükle sonlanmaktadır. Keza gebeliğin ilk 10 haftası içerisindeki düşüklerin büyük bir kısmından da bu kromozomlara ait bozuklukların sorumlu olduğu belirtilmektedir.

Gebelik düşükle sonlanmadan ilerleyip de sağlıklı bir gebelik yapılmadığında ise çiftin özürlü ve anomalili bir bebeğe sahip olması gibi ciddi bir risk ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bu yedi kromozomun mutlaka incelemeye tabi tutulması gerekmektedir..
Eğer çiftte anne veya babadan kaynaklanan farklı kromozomlara ait sorunlar (ki buna translokasyon deniyor)saptanmışsa, bu kromozomlar da ayrıcalıklı olarak inceleniyor. Örneğin en sık görülen translokasyonlar 14 ve 21. kromozomlar arasında meydana geldiğinden, bu kromozomlardaki bilgi değiş tokuş noktaları daha önceden belirlenerek özellikle bu kromozomlar ve bölgeler incelenmektedir.

Genetik Hastalık Riski Taşıyan Eşler Sağlıklı Bebek Sahibi Olabilmektedir

Toplumda genetik hastalık taşıyıcısı birey oranı düşünülenden daha yüksektir. Örneğin her 2000 doğumda 1 görülen kistik fibrozis hastalığı için toplumdaki taşıyıcılık oranı 1/22 olarak hesaplanır, yani taşıyıcı sıklığından neredeyse 100 kat daha yüksektir. Akdeniz  anemisi, fenilketonüri, spinal muskuler atrofi gibi birçok genetik hastalık düşünüldüğünde toplumun büyük bir kısmı herhangi bir genetik hastalık için taşıyıcı durumunda olabilir. Akraba evliliklerinde eşlerin aynı kökenden olmaları nedeniyle aynı hastalık için taşıyıcı olma ihtimalleri de yükselmekte ve böylece genetik hastası çocuk sahibi olma ihtimalleri de arttırmaktadır.Sonuç olarak;

Genetik Hastalıklardan Tüp Bebek ile Korunuyoruz.

Tüp bebek uygulamaları sırasında embriyolara yaptığımız tarama testleri sayesinde Down sendromu da dahil olmak üzere birçok kromozom hastalığının ayıklanması mümkün olabilmekte. Bu sayede gebelik şansı artarken oluşan gebeliğin düşük veya özürlü bebek doğumu ile sonuçlanma riski azaltılabilmektedir. Diğer yandan genetik hastalık taşıyıcısı olan eşler infertil (kısır) olmamalarına rağmen tüp bebek yapılmasını tercih edebilmektedirler zira tüp bebek yöntemi embriyolar genetik olarak seçilebilmekte ve gebelik sağlıklı bir bebek ile başlatılmış olmaktadır.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Embriyolarda Hastalık Araştırılması

Embriyolarda Hastalık Araştırılması

tupbebek@medistate.com.tr

Embriyolarda hastalık araştırılmasında temel amaç,kendiliğinden çocuk sahibi olabildikleri halde, belirli bir hastalığın taşıyıcısı oldukları için hastalıklı gebelik riski taşıyan çiftlerde hastalık taşımayan embriyoların transferiyle sağlıklı bir gebeliğin elde edilmesi. Örneğin kalıtımsal geçiş özelliği taşıyan bazı hastalıklar anne, baba veya her ikisinden birden bebeğe aktarılabiliyor. İşte bu hastalıkları taşıdığı saptanan çiftler, embriyolarda genetik inceleme yapılarak sağlıklı bir gebeliğe kavuşabiliyor. Bu teknik ile çok sayıda hastalık belirlenebiliyor. Bunların başında da şunlar geliyor;

a-) Genetik Hastalıklar:

Talasemı ( Akdeniz anamisi), Kistik fibrozis, Myotonik distrofi, Frajil X sendrom, Doğumsal işitme kaybı Akondroplazi Alfa-1 antitripsin eksikliği Hemakromatozis, Huntington hastalığı Orak hücreli anemi, Spinal muskuler atrofi, Konjenital adrenal hiperplazi, Ataksi-telenjektazi

b-) Kalp Damar Sistemi Hastalıkları:

Faktör V ve protrombin eksikliği,
Faktör VIII eksikliği, Leiden faktör V mutasyonu

Riskli Ailelerde Kanser Yatkınlığı

Bazı kanser tipleri kalıtsal özellik gösteriyor. Bu yüzden de ailedeki tüm bireylerde kansere yatkınlık gözleniyor. Bulgulara göre her yeni jenerasyonun bu hastalıktan etkilenme riski de biraz daha yüksek oluyor. Embriyo düzeyinde yatkınlık yönünden incelemesi yapılabilen hastalıklar şu şekilde sıralanıyor:

a-) Meme Kanser
b-) Mesane Kanser
c-) Prostat Kanseri
d-) Retinoblastom
e-) Lenfoma ve Lösemi
f-) Alzheimer

 

Değerlendirilen Kromozomlar

Anomali taramasında tüm embriyolarda en sık görülen kromozom bozuklukları açısından inceleme yapılıyor. Bu kromozomlar 13, 16, 18, 21, 22, X ve Y kromozomlar. Bu yedi kromozomun özelliği ise şöyle ifade ediliyor: Bu kromozomlara ait bozukluklarda embriyo rahim içerisinde tutunarak gebelik oluşturulabiliyor. Bu gebelikler de büyük oranda düşükle sonlanıyorlar. Keza gebeliğin ilk 10 haftası içerisindeki düşüklerin büyük bir kısmından da bu kromozomlara ait bozuklukların sorumlu olduğu belirtiliyor.
Gebelik düşükle sonlanmadan ilerleyip de sağlıklı bir gebelik yapılmadığında ise çiftin özürlü ve anomalili bir bebeğe sahip olması gibi ciddi bir risk ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bu yedi kromozomun mutlaka incelemeye tabi tutulması gerekiyor.
Eğer çiftte anne veya babadan kaynaklanan farklı kromozomlara ait sorunlar (ki buna translokasyon deniyor)saptanmışsa, bu kromozomlar da ayrıcalıklı
olarak inceleniyor. Örnegın en sık görülen translokasyonlar 14 ve 21. kromozomlar arasında meydana geldiğinden, bu kromozomlardaki bilgi değiş tokuş noktaları daha önceden belirlenerek özellikle bu kromozomlar ve bölgeler inceleniyor.

PDG’nin Avantajları

  1. Anormal bebek ve buna bağlı gebelik sonlandırılmalarının azaltılması mümkün olabiliyor. 35- 39 yaş arasındaki kadınların anöploidili, yani kromozom sayısı anormal bebek doğurma oranı yüzde 1 iken, 40- 45 yaş arasında yüzde 3 olarak belirlenmiş. PGD bu olguların yüzde 90'ını birkaç saat içinde ortaya çıkarabiliyor. Bir başka deyişle anormal bebek oranını yüzde 90 azaltıyor.
  2. IVF, yani tüp bebek yöntemiyle daha fazla gebelik sağlanabiliyor. Uzmanlara göre kadın yaşı arttıkça IVF ile gebeiik oranı dramatik olarak azalıyor. En iyi IVF merkezlerinde bile 20-33 yaş arası kadınlarda yüzde 28 olan transfer edilen her bir embriyo başına gebelik, 39 yaşından sonra % 9'a düşüyor. Bu düşüşün ana nedeni ise embriyolardaki anöploidi artışı PGD yaparak anormal embriyolar ekarte edildiğinde gebelik oranı belirgin derecede artış gösteriyor.
  3. Düşük oranı azalıyor. İstatistiklere göre 35 yaş üzerindeki gebelerin yüzde 35'i düşük yapıyor. Bu düşüklerin yaklaşık yüzde 50'sinin ise anöploidiye bağlı olduğu tespit edilmiş. PGD yapılarak sadece normal embriyoların transfer edilmesiyle doğan bebek oranı da artıyor.

PDG’nin Riskleri

  1. PGD çerçevesinde blopsi yapılırken çok düşük olmakla birlikte, embriyo ya zarar verme riski bulunuyor.
  2. Embriyo dan bir hücre alınması yine çok düşük bir olasılık olmakla birlikte embriyoya zarar verebiliyor. Böyle bir durumda embriyonun işlemden zarar görmesi ve dejenere olması riskinin % 1 civarında olduğu kabul ediliyor. Tabii böyle bir şey, doğacak bebeğin herhangi bir parçasının biyopsi nedeniyle eksik olacağı anlamına gelmiyor. Zira embriyo hücrelerinin bir tanesi ile bütün bir canlının her organını yapacak kapasitede olduğundan böyle bir risk söz konusu değil yanı bunun bilinen bir sakıncası yok.
  3. PGD' den hatalı sonuç alınabiliyor. Yani her olgudan birinde hatalı sonuç çıkabiliyor. Sağlam olmayan bir embriyo ya hatalı olarak sağlam denilebiliyor ve buda transfer sonucu anormal bir bebek doğumuna yol açabiliyor.

Yeni Teknikler

Genetik teknolojisindeki hızlı gelişmeler sayesinde embriyoda genetik tanı konusunda yeni ufuklar açılmış durumda. Örneğin yakın gelecekte 'tüm genomun hibridizasyonu- comparative genomic hybridization'adı verilen teknikle embriyodan alınan tek hücreden 24-48 saat içinde 23 kromozomun tamamının incelenmesinin mümkün olacağı belirtiliyor. Bugün uygulanmakta olan teknikler % 2-5 hata riski taşıyor. Oysa bu teknik sayesinde tanı güvenilirliğinin artmasının yanında incelenebilir hastalık yelpazesinin de genişlemesi bekleniyor. Diğer bir gelişine ise biyoçip teknolojisi. Küçük bir çipe yüklenen hata tarayıcıları, yani ' problar' kullanılarak tek bir embriyodan aynı anda çok sayıda farklı hastalık ve genetik hatanın tanımlanabilmesi mümkün olacak. Bu teknikte aynı şekilde tanı güvenilirliğini artıracağı gibi, çok kısa surede birden fazla hastalığın tanısını koyma imkanının doğması umut ediliyor. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Gebelik ve Yaş İlişkisi

Gebelik ve Yaş İlişkisi

tupbebek@medistate.com.tr

Hamileliği 35 Yaşından Sonraya Ertelemeyin

İlerleyen yaş kadının doğurganlığını olumsuz etkiliyor. 35 yaşından sonra gebelik kapasitesi ciddi biçimde azalıyor, düşük ve problemli gebelik oluşma riski artıyor. Uzmanlara göre, gebelik için en ideal yaş 20-30 arasıdır.

İleri Yaş Hamileliğe Engel Mi?

Bir şiir için “35 yaş yolun yarısı“ güzel bir söylem; kadının üreme hayatına uyarlandığında ne yazık ki yolun sonu. Erkekler daha şanslı. Çünkü spermler her gün yeniden yapılanıyor.

Yaş İlerledikçe Gebelik Şansı Neden Azalıyor?

Yumurta hücreleri cenin ana karnında gelişmeye başlarken üretiliyor. Anne karnında 6-7 milyon kadar olan yumurta hücrelerinin sayısı doğumla birlikte 1 milyon altına düşüyor. Ergenlik dönemine gelince yumurta sayısı giderek azalıyor. Her 500 tane yumurta belirleniyor, adet kanaması günlerinde bunlardan 10-15 kadarı yumurtlama için gelişmeye başlıyor. İçlerinden bir tanesi diğerlerini bastırıp yumurtlamayla karın boşluğuna düşüyor. Eğer bu günlerde cinsel ilişki olursa yumurta spermle birleşerek döllenme oluşuyor ve gebelik başlıyor. Gebelik oluşmasa yumurta keseciğinde üretilen hormonlar hızla azalır, gebeliğe hazırlanmış rahim içi bozularak adet kanaması başlar. Bu döngü ergenlikten adet kesimine (menopoza) kadar devam eder. Doğurganlık çağında yaklaşık 400 kadar yumurta gebelik oluşturmak için gelişir, gerisi büzüşmeye uğrar.

Yumurtalık Rezervi Nedir?

Kadından çıkabilecek yumurta sayısına yumurtalık rezervi (yumurta havuzu) diyoruz. Çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının gebelik beklentisi, bu rezervle yakından ilişkili. Yaşlanma yada başka nedenlerle rezerv azaldıkça, beklentide azalır.

Yumurtalık Rezervi Saptanabilir Mi ?

Günümüzde eskiden kullanılan birçok test (klomifen strat testi gibi) artık uygulanmıyor. Yumurta kesecik sayısıyla doğrudan bağlantılı olan konular araştırılıyor. Yumurtalıkta bulunan yumurta sayısı bazı testlerle tahmin edilebilir. Ancak ortaya çıkan sonucun telafisi, tedavisi olanaksızdır. Sadece kişinin durumunu saptamaya yöneliktir. ‘İnhibin B’ ve ‘Antimüllerian hormon‘ (AMH), yumurta keseciğinin içini döşeyen hücrelerde yapılır. Ne kadar çok yumurta keseciği varsa bu hormonlarda kanda o kadar yüksek bulunur. AMH,yumurtlamaya hazırlanan keseciklerde fazla üretilir. Bu üretimin yüksekliği gebe kalabilen yumurtalarda yüksek, gebelikle sonlanmayan olgularda düşüktür. Yani AMH düzeyi, o keseciğin içindeki yumurtanın gebelik oluşturma olasılığını da gösterir. Ancak bu testlerin kullanımı günümüzde yaygınlaşmamıştır. Merak gidermeye yöneliktir. FSH ‘nın yüksekliği yumurtalık yaşı ve rezervi ile doğrudan ilişkilidir. Basit, ucuz ve kıymetli bir testtir.

Ultrasonda Yumurtalık Rezervi İle İlgili Bilgi Verir Mi?

Evet, ultrason bizim için çok değerli bir araştırmadır. Çünkü yumurtalıkların durumunu gözümüzle görürüz. Yumurtalıkta sayılan küçük yumurta kesecikleri 5 ‘in altındaysa rezerv düşüktür. Hiç bulunmaması, yumurtlama olasılığının çok az olduğunu ve yakın bir gelecekte biteceğini gösterir. Örneğin menopozda yumurtalıkta neredeyse hiç kesecik gözükmez. Sadece ultrasonla muayene, deneyimli bir hekime yeterli bilgiyi verir. Rezerv saptanmasında günümüzdeki en kıymetli yöntem, ultrason muayenesi ve FSH hormonunun bakılmasıdır.

Sağlıklı Bir Çiftin Gebelik Şansı Nedir ?

Yeni evlenmiş, sağlıklı bir çiftin bir denemede gebelik beklentisi yüzde 20-25 kadardır. Bu oran 40 yaşında yüzde 5’e düşer. Bu şekilde 1 yılın sonunda çiftlerin yüzde 85 kadarı çocuk sahibi olur. Kalan yüzde 15’in bir hekime başvurması uygundur. 25 yaşın altında kısırlık oranı yüzde 11, 35 yaşın üstünde yüzde 40 kadardır. Yurt dışında yapılan çalışmalar, aşılama sonucu 30 yaş altındaki kadınlarda gebelik oranının yüzde 75 kadar bulunduğunu gösteriyor. 35 yaş üstünde bu oran yüzde 55’e düşüyor. 30 yaşından sonra bir kadının sahip olduğu gebelik beklentisi her yıl yüzde 3,5 azalıyor. 40 yaşından sonra yüzde 5 kadar olan gebelik beklentisi,her yıl yüzde 50 azalarak 2-3 yıl içinde sıfıra iniyor.

İdeal Doğurganlık Çağı Nedir?

Kadın için 20’li yaşlardır. 30 yaşından sonra havsala eklemlerinde, bunların bağlarında ve yıpranma söz konusu olan bütün organlarda kireçlenme başlar. Hamilelik ve doğum eylemi kadın için zorlaşır ve sorun çıkma oranları artar. Anne karnından beri bekleyen yumurtalar giderek eskir. Yaşlanmaya yumurtalarda kromozom kırılmaları (anormallik) artar. Genel olarak spermlerin yüzde 10’u, yumurtaların da üçte biri anormaldir. Bunların önceden saptanması çok zordur. Bunların üzerine bir de yaşlanmanın getirdiği genetik bozukluklar eklenince yaşlı yumurtalarda gebeliğin zor oluşacağı açıktır. Bu arada yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan ur (miyom), hormon bozukluğu, rahim ve yumurtalık yollarına ait enfeksiyon, geçirilmiş karın ameliyatları, ilerleyici bir hastalık olan endometriozis, çevre zehirlenmeleri, ahır metaller, radyasyon, hava kirliliği, kanser gibi etkenler gebelik olasılığını azaltır. Sözün özü kadınlarımız 20’li yaşlarda doğurganlık sorunlarını çözmelidirler. Özellikle mesleğinde ilerlemek isteyen hanımlar, şarkıda ki gibi hem kariyer hem çocuk yapmayı düşünmelidirler.

Çocuk Sahibi Olmayı Düşünen Kadınlara Ne Önerirsiniz ?

Mutlaka konunun uzmanı olan bir hekime başvursunlar. Yapılan bir muayene ile gebeliği kötü etkileyebilecek rahatsızlıklar saptanmalı. Diğer taraftan yumurtalık rezervi hakkında fikir sahibi olunmalı. Bunun sonucunda o hanımın gebelik beklentisi için bir öngörüde bulunmak mümkün olacaktır. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

5 Soruda Kısırlık

5 Soruda Kısırlık

tupbebek@medistate.com.tr

1) Kısırlık Nedir?

Kısırlık haftada 2-3 kere korunmasız olarak yapılan düzenli ilişkiye rağmen bir yıllık süre içinde gebelik elde edilememesidir. Henüz 3 aylık bir çiftin gebelik elde edemediğinde hemen hekime başvurması gereksiz. Çünkü hiçbir sorunu olmayan çiftlerde bile aylık gebelik oranı yaklaşık yüzde 25’tir. 1 yıllık süre sonunda bu oran yüzde 80’e çıkar. Bu nedenle çiftlerin 1 yıl kadar beklemesi uygun.

2) Bekleme Süresi İçin Farklılık Var Mı ?

Gebelik elde etmede erkek yaşı önemli değil. Ancak kadının yaşı ilerledikçe gebe kalma potansiyeli azalıyor. Özellikle 35 yaşın üstünde gebe kalma oranları düşer ve 40 yaşından sonra belirgin azalır. Bu nedenle 35 yaş üzeri hanımlarda bekleme süresinin 6 ay ile sınırlandırılması uygun. 40 yaş üzeri bir kadın ise gebelik arzusu varsa herhangi bir bekleme süresi olmaksızın hekime başvurmalı.

3) Kısırlık Nedenleri Neler ?

Kadına ve erkeğe ait nedenleri ayrı tutmak gerekir. Erkeklerde sperm yapım sorunları en başta gelir. Spermlerin sayı hareket ve şekil bozuklukları gebeliği engelleyebiliyor. Bunun yanında cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek üreme yollarının iltihapları sistemik hastalıklar gibi nedenlerde kısırlığa yol açar. Kadınlarda ise yumurtlama sorunları, tüplere ait nedenler, anatomik bozukluklar, miyomlar, polipler, endomeriozis gibi hastalıklar, iltihabi hastalıklar ve sistemik sorunlar gebeliği engelleyebilir.

4) Tanıda İstenen Testler Hangileri?

Erkeklerde tanı koymak kolay. Basit bir semen analizi ile değerli bilgiler elde edilebilir. Ancak tanı koymak için en az iki test gereklidir. Bunun için erkeklerden semen (meni) örneği alınmalı burada dikkat edilmesi gereken, örnek vermek için erkeklerin 3 günden az olmayan 5 günde de bir perhiz ile başvurmuş olmasıdır. Kadınlarda ise testler basamak basamak istenmeli. Burada basitçe yapılabilecek hormon testlerinden tanı koymak için yapılacak cerrahi müdahalelere kadar bir dizi işlem gerekebilir.  İlk planda adetin 3’üncü günü yapılacak hormon testleri, ultrason ile yumurtalıklar ve rahimin değerlendirilmesi, rahim filmi ile rahim ve tüplerin değerlendirilmesi gerekir. Bazen özel kan testleri, ayrıntılı ultrason değerlendirmeleri, laparoskopi ve histeroskopi ameliyatları yapılarak rahim içinin ve karın boşluğunun kamera ile değerlendirilmeleri gerekebilir.

5) Kısırlık Nasıl Tedavi Edilebilir ?

Kısırlık tedavilerinde tedavi nedene göre yapılıyor. Erkek kısırlıklarında hastalar ürologlar tarafından değerlendiriliyor. Burada var olan problemler ilaçlar ile yada cerrahi metotlarla tedavi edilebilir. Erkek kısırlıklarında tedaviye cevap alınmadığında aşılama yada tüp bebek gibi üremeye yardımcı metotlar ile gebelik elde edilebilir. Kadınlarda ise aynı şekilde ilaç yada cerrahi yöntemler ile birçok vakada gebelik sağlanabilir.

Gebelik İçin İdeal Kiloya Ulaşın

Aşırı şişmanlık ve zayıflık tek başına kısırlık sebebidir. Araştırmalara göre, kilo problemi olan kadınların yüzde 70’inden fazlası sadece ideal kiloya ulaşarak gebelik elde edilebiliyor. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Erkeklerde Kısırlık

Erkeklerde Kısırlık

tupbebek@medistate.com.tr

Erkeklerde Kısırlık Sık Görülüyor Mu?

Erkeğe bağlı kısırlık sebepleri tüm kısırlık nedenleri içinde yüzde 30 civarında yer işgal ediyor.

Sebepleri Nelerdir ?

Hormonal bozukluklar, sperm yollarındaki tıkanmalar ve genetik problemler erkekte kısırlığa yol açabilir.

Hangi Mesleklerde Çalışan Erkekler Kısırlık İçin Adaydır ?

Özellikle aşırı sıcaklığı maruz kalan ve kimyasal maddelerle temas halinde olan erkeklerdir. Örneğin fırıncılar, ütücüler, madenciler, lastik ve plastik üretiminde çalışan erkeklerde kısırlık gelişme riski daha yüksektir.

Sigaranın Rolü Nedir ?

Sigara içen erkeklerde sperm sayısı ve kalitesinde düşüklük olur. Uzun süreli alkol kullanımı da spermi olumsuz etkiler.

İnmemiş Testis Erkekte Çocuk Sahibi Olmaya Engel Mi?

Çocuklukta testisin torbaya inmemesi inmemiş testis olarak tanımlanıyor. Eğer bu sorun 1,5 yaşından önce tedavi edilmezse testis dokusu vücut sıcaklığıyla sürekli temas halinde olur. Bu da azosperm adı verdiğimiz menide sperm olmamasına neden olur.

Hangi Hastalıklar Kısırlık Nedeni ?

Böbrek ve idrar yolları hastalıkları, prostat enfeksiyonları, kabakulak (yetişkin erkeklerde), menenjit, cinsel yolla buluşan hastalıklar erkek kısırlığa neden olabilir.

Varikosel de Kısırlığa Yol Açar Mı ?

Testislerde ele gelen kitle veya damar genişlemesine varikosel deniyor. Varikosel, sperm yollarında ısı artışına neden olarak sperm sayısını azaltıyor ve hareket bozukluklarına yol açıyor. Ancak mikro cerrahi tekniklerle yapılan varikosel operasyonu sonucu spermlerde düzelme olabiliyor.

Şişmanlık ve Aşırı Zayıflık Erkekte Kısırlığa Sebep Olabilir Mi?

Aşırı kilo hem testiste ısı artışına hem de vücudun hormonal dengesinde bozukluklara yol açar. Bu da spermi olumsuz etkileyerek kısırlık sebebi olabilir. Aşırı zayıflık ise ancak uzun süreli açlık ve beslenememeyle birlikte olursa sperm problemine neden olur.

Erkeğin Yaşı Kısırlık Oluşmasında Ne Kadar Etkili ?

Erkeklerde yaşın ileri olması tek başına kısırlığa etken değil. İleri yaş sadece sperm kalitesinde bir düşüklük yaratabilir. Ancak ilerleyen yaş erkeklerin üreme yeteneğinde kadınlardaki gibi ciddi azalmaya sebep olmaz.

Tedavide Son Yenilikler Nelerdir ?

Erkek kısırlığında son yenilik MikroTESE yöntemiyle testiste sperm bulmaktır.

Bu Yöntem Spermi Olmayan Bir Erkek Baba Olabilir Mi?

Testisten sperm bulunamamışsa maalesef günümüz teknolojisiyle bu erkeklerin kendi spermiyle baba olma şansı yok.

Sperm Tahlili Sonucu Menide Hiç Sperm Yoksa Ne Yapılır ?

Menide sperm bulunamıyorsa öncelikle sebebi araştırılır. En kolay tedavi edilen hastalar ‘hipogonadotropik hipogonadizm’ adı verilen hormon bozukluklarıdır. Bu hastalarda beyinden salgılanan FSH ve LH hormonları yetersizdir. Hormonların en az 3 ay ilaç olarak verilmesi sperm üretimini temin eder. Aynı şekilde prolaktin hormonu yüksekliği de kolaylıkla tedavi edilebilir.

Tıkalı Olan Sperm Yolları Ameliyatla Açılabilir Mi ?

Bunun için çeşitli cerrahi teknikler var:

    1. TESA: Enjektörle (iğneyle) testisten sperm çekilmesi
    2. TESE: Testisten biyopsi alınarak sperm elde edilmesi
    3. MikroTESE: Mikroskopla testis taranarak uygun bölümlerden sperm elde edilmesi. En yeni tekniktir.

Sperm Bulunduktan Sonra Ne Yapılıyor?

Bir Tüp Bebek yöntemi olan mikroenjeksiyona geçilir. Bu yöntemde mikrokop altında sperm bir pipet yardımıyla direkt olarak yumurtanın içine enjekte edilir ve böylece döllenme sağlanır. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Doğurganlığın Kan Testleri ile Ölçümü

tupbebek@medistate.com.tr

Son yıllarda 30’lu , 40’lı yaşlarda gebelik deneyen ve çocuk sahibi olan kadınların sayısı arttı. Eğer hamile kalmayı erteleyecekseniz doğurganlığınızın 30’lu yaşların ortalarında azalmaya başladığını, 30’lu yaşların sonlarında ise bu düşüşün hızlandığını bilmelisiniz. Doğurganlık yaşla beraber azalır çünkü yumurtalıklarınızda daha az yumurta kalır ve kalanların kalitesi de gençken olanlardan daha düşüktür. Yaşlı kadınların kısırlı tedavisinde kullanılan ilaçlara cevabı düşüktür ve genç kadınlara göre, daha yüksek düşük yapma ihtimalleri vardır. Kromozomal olarak bozuk bir embriyo elde etme olasılığı da yaşla birlikte artar.

Kadınların Doğurgan Olup Olmadığını Gösteren Testler Var Mı?

Yumurtalık rezervini gösteren kan testleri var. Bu testlerin en basitinde adet kanamasının ikinci, üçüncü veya dördüncü günü kanda FSH ve östradiol hormonlarına bakılır. Yüksek FSH hormon seviyesi özellikle 35 yaş üzerindeyseniz gebe kalma şansınızın düşük olduğunu gösterir. Ancak bu başarılı bir hamilelik yakalayamayacağınız anlamına gelmez.

Yumurtlama Bozukluğunun Belirtileri Neler ?

Yumurtlama kusuru kısır çiftleri % 25 inde görülen sık bir nedendir.Yumurtlama, yumurtalıklardan olgun yumurtanın atılmasını içerir. Yumurtalama sonrası yumurtalık progesteron hormonu salgılar. Adetin başlangıcından 12-16 gün önce progesteron rahmin iç tabakasını yuvalanma için uygun bir duruma getirir. Eğer düzenli adet görüyorsanız muhtemelen yumurtluyorsunuz demektir.

Yumurtlama Günleri Nasıl Tespit Edilir?

Yumurtalamayı olmadan önce tespit etmek için yumurtlama tahmin araçları kullanabilirsiniz. Bu idrar araçları yumurtlamadan önce görülen luteinize edici hormonun (LH) artışını saptamaya yönelik tasarlanmıştır. LH artışı yumurtalıklardan birinden yumurta atılmasını ve progesteron yapılmasını uyarır. Yumurtlama tespit araçları, LH artışını yumurtlamadan 1-1.5 gün önce saptar. Buda size ve eşinize gerçekleşecek yumurtlamayı gösterir. Ancak her yumurtlaması olan kadında bu araçları kullanarak tespit edilecek LH artışı bulunmaz. Normal adet döngüsünde progesteron seviyeleri yumurtlamadan 7 gün sonra en yüksek değere ulaşır. Hekim bu dönemde kan testi isteyerek progesteron seviyesi ölçebilir. Genellikle 28 gün adet döngüsünde kan progesteron seviyesi 19-23 üncü günlerde ölçülür. Artmış progesteron seviyesi yumurtlamanın olduğunu ve yumurtalıktan hormon yapımının yeterli olduğunu doğrular.

Başka Yöntemler De Var Mı?

Doktor vajinal ultrasonografi ile yumurtlamanın olduğuna bakabilir ancak bu sık yapılan bir uygulama değildir. Bu muayene ile yumurtalıkların folikül yapıp yapmadığı değerlendirilir. Bu foliküller yumurtalık düzeyinin hemen altında, içinde olgun olmayan yumurtaların olduğu sıvı dolu keseciklerdir. Ultrason ile folikülün bozulduğunu ve yumurtanın atıldığını saptamak mümkündür.

Endometrial Biyopsi Nedir?

Rahim içi tabakanın değerlendirilmesi için bazı durumlarda önerilen bir testtir. Pelvik muayene yapıldıktan sonra rahim ağzı silinir. Küçük bir enstrüman rahim ağzından içeri sokulur ve küçük bir doku parçası alınır. Bu işlem çok kısa sürer ve hafif bir kramp şeklinde ağrıya yol açabilir. Adet gelmeden önceki bir dönemde hekiminiz rahim içi tabakasından örnek alır. Alınan doku patolog tarafından dikkatlice hazırlanır ve mikroskop altında rahim içi tabakasının progesterona yeterli derecede cevap verip vermediği incelenir. Endometrial biyopsi 28 günlük adetin 26’ncı gününde, adet kanamasından bir-üç gün öncesinde alınır. Bu zaman progesterona bağlı rahim içi etkilerinin en maksimum olduğu dönemdir. Endometrial biyopsi LH artışından 12-13 gün sonraya planlanır. Hekim biyopsi yorumu yapmak için yumurtalama zamanını veya sonraki adetin ilk gününü bilmelidir.Biyopsi ile alınan dokunun mikroskobik incelemesinde ‘luteal faz‘ yetmezliği saptanabilir. Bu da yumurtalama sonrası yumurtalıktan salgılanan progesterona yeterli cevabın olmadığı anlamına gelir. Tedavi progesteron verilmesi veya yumurtalama ilaçları ile olur. Eğer yumurtalamıyorsanız hekiminiz yumurtalama ilaçları önerebilir ve ayrıca nedeni anlamak için bazı testler isteyebilir. Tıbbi öykünüz ve fizik muayene hangi testlerin gerekli olduğunu belirlemede yardımcı olacaktır. Ağızdan alınan ilaçlar yeterli olmazsa daha kuvvetli fertilite ilaçları enjeksiyon olarak verilebilir.

Kadınlarda Tüplere Yönelik Ne Tür Tetkikler Yapılır?

Gebeliğin gerçekleşmesi için tüplerin açık ve görevlerini yapıyor olması gerekir. Tüpler ve karın içini döşeyen periton zarını ilgilendiren sorunlar kısırlığın yüzde 35 sebebini oluşturur. Adetin 7 ile 11’inci günleri arası testin yapılması için en uygun zamandır. Histerosalpingografi (HSG) denen işlem, röntgen filmlerinin çekildiği radyoloji bölümünde yapılır. Kadın muayene pozisyonunda dururken rahim ağzına bir tüp yerleştirilir ve yavaşça kontrast madde rahime enjekte edilir. Kontrast maddenin rahime ve tüplere geçişi, batın boşluğuna dökülüşü aynı anda televizyon ekranından izlenir. Birkaç röntgen filmi çekilerek tespit edilir. Kontrast madde verilişi sırasında hafif bir kramp hissedilebilir. Doktorunuzun 1-2 saat önce ağızdan vereceği bir ilaçla bu kramp önlenebilir. Testten sonraki birkaç saat içinde verilen maddenin geri gelmesine bağlı yapışkan bir akıntı olabilir. Dolayısıyla pet yada tampon kullanılması uygun olur. Eğer ilaç tüplerden batına geçerse tüpler açıktır.

Tıkalı Tüpler Tedavi Edilebilir Mi?

Tüpler tıkalıysa hekim laparaslopi uygulayıp tüplerdeki hasarın derecesini belirlemek isteyebilir. Tıkalı, hasarlı tüpler bazen ameliyatla düzeltilebilir. Ancak sorun düzeltilse bile ciddi hasarlı tüpleri olan kadınların gebe kalması çok güçtür, bu kadınlara tüp bebek uygulamaları daha yüksek gebelik şansı verir. Kötü, hasarlı tüpler sıvıyla dolabilir. Buda tüp bebek sonuçlarını olumsuz etkileyebileceği için hekim tüp bebek uygulaması öncesinde tüplerin alınmasını önerebilir. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Tüp Bebek Nedir

tupbebek@medistate.com.tr

Tüp Bebek kadın yumurta hücresi (ooist) ile erkek meni hücresinin (sperm) vücüt dışında çok özel laboratuvar şartlarında döllenerek; döllenmiş yumurta hücrelerinden (embriyo) birkaçının seçilerek rahim içine yerleştirilmesidir.

Kimlere Tüp Bebek Uygulanır?

Her iki tüpün tıkalı olması durumdan da sperm hücresinin yumurta hücresine ulaşarak döllenme şansı yoktur.

Sperm Sayı Hareket Veya Normal Sperm Oranının (Morfoloji) Düşük Olması

Bu problemlerin hepsi bir arada ya da ayrı ayrı olabilir. Sperm sayı ve hareketliliği normal sınırlarda olan bir hastada normal görünüme sahip sperm yüzdesi normalden az ise yine tüp bebek gerekir.

Rahim Içi Aşılama ile Sonuç Alınamayan Hastalar

3-4 başarısız aşılama denemesi sonrası IVF uygulamasına geçilebilir.

Sebebi Açıklanamayan Kısırlık Vakaları

Tüm incelemelere rağmen %20 oranında kısırlığı açıklayacak hiçbir neden bulunamayabilir. Bu durumda özellikle 36 yaş ve üstü bayanlarda 1VF ön planda düşünülür.

Şiddetli endometriozis vakaları: Endometriozis, kadının her ay düzenli adet olmasını sağlayan rahim içi zar dokusunun (endometrium) rahim içi dışında, tüplerde, yumurtalıklarda ve/veya karın içi zarında yerleşmesiyle karakterize bir hastalıktır. Her adet döneminde bu rahim dışı bölgelerde kanamalar olabilir. Bunun sonucunda tüplerde, karın zarında yapışıklıklar, yumurtalıklarda kist oluşabilir. İlerlemiş vakalarda IVF gerekebilir.

Başarı Şansı

Birçok klinikte gebelik oranı %30-35 civarındadır. IVF ile "eve bebek götürme oranı", her bir tedavi dönemi için yaklaşık %15'tir. Bu oranlar normal yoldan çocuk sahibi olabilen çiftlerden farklı değildir. Birçok çalışma 35 yaşını aşan kadınlarda gebelik oranlarının düştüğünü göstermiştir. Eğer kadın 30 yaşlarının başlarmdaysa, birçok kısırlık uzmanı onlara çabuk olmalarını tavsiye eder.

Adım Adım IVF

  1. İlaç tedavisi
  2. Yumurta gelişim takibi
  3. Yumurta toplanması
  4. Sperm örneği ile yumurtaların birleştirilmesi
  5. Döllenme
  6. Embriyo transferi
  7. Gebelik testi

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Mikroenjeksiyon (ICSI)

tupbebek@medistate.com.tr

Mikroenjeksiyon Nedir?

Klasik Tüp Bebekte yumurta ve sperm hücresi karşı karşıya getirilerek sperm hücresinin yumurta hücresini döllemesi beklenir. Ancak erkek sperm hücrelerinin sayısı, hareketliliği, normal yapıdaki sperm hücre yüzdesi (morfoloji) yumurta hücresini dölleyebilecek yeterlilikte değilse, Intrasitoplazmik sperm injeksiyonu (1CS1) yani mikroenjeksiyon uygulanır. ICSI çok güçlü mikroskoplar ve mikromanüpülatörler kullanarak yapılır;  embriyolog, ince cam bir pipetin yardımı ile bir yumurtayı tutar ve spermi insan saçından yedi kez daha ince cam bir iğne ile yumurtanın içine verir. ICSI bir yumurta içerisine injekte edilen sadece bir sperm hücresi ile döllenmeyi sağlar. ICSI metoduyla döllenme, injekte edilen her yumurta için %70 civarındadır. Yani mikroenjeksiyon uygulama şekli farklı olan bir tüp bebek yöntemidir. Hasta takip ve izlemi klasik tüp bebekle aynıdır. Erkek kısırlığının kalıtsal bozukluk sonucu olma riski vardır, konsültasyon ve genetik inceleme gerekli olabilir. Birçok merkezde gebelik esnasında veya gebelikten sonra genetik incelemeler istenmektedir.

Sperm Antikorları

Bazen kadında sperm hücrelerine karşı antikor adı verilen maddeler salgılanır. Bu maddeler sperm hücresinin yumurta hücresini döllemesini engeller. Bu durumda antikor miktarı ve özelliğine göre mikroenjeksiyon ilk tedavi seçeneği olabilir.

Tüp bebekte döllenme olmayan hastalar:
Döllenmenin %10’un altında olduğu Tüp Bebek hastalarında

Operatif olarak sperm alınmasına gerek olan durumlar:
Sperm epididim veya testis dokusundan elde edilen durumlarda Başarı Şansı

ICSI yardımıyla döllenen yumurtalar kadına transfer edildiğinde, gebelik ve "eve bebek götürme" oranlan klasik IVF'deki kadar yüksek bulunmuştur.

Adım adım ICSI

    1. İlaç tedavisi
    2. Yumurta gelişim takibi
    3. Yumurta toplanması
    4. Sperm örneği ile yumurtaların birleştirilmesi
    5. Döllenme
    6. Embriyo transferi
    7. Gebelik testi

TÜP BEBEK MİKROENJEKSİYON TEDAVİSİ

Tüp Bebek uygulamasının süresi seçilen tedavi türüne göre değişmektedir. Tedavide en yaygın olarak uzun protokol uygulanır. Bu protokolün tedavi basamakları şunlardır;

1- Ön Siklus

Tedaviye başlanılmasına karar verilen hastaya ilk adet dönemiyle birlikte doğum kontrol hapı başlanır. Bunun amacı hastada bir sonraki ay tedaviye başlamasını engelleyecek bir yumurtalık kisti oluşmasını engellemek ve zamanında adet görmesini sağlamaktır. Hasta aynı adet döneminin 21. günü yumurtalık fonksiyonlarını kontrol eden hormonlarını baskılamak amacıyla burun spreyi yada iğne şeklinde ikinci bir ilaca başlar. Bu ilaca yumurta toplama işlemine kadar devam edilir. Doğum kontrol hapı 21 gün kullanılır. Hap bittikten sonra 10 gün içinde yeni adet dönemi başlar.

2- Yumurtaliklarin Uyarilmasi

Yeni adet döneminin 3. gününde yumurtalıkların uyarılması için, iğne şeklinde hormon içeren ilaçlara başlanır. Bu ilaçların kullanılmasının amacı, yumurtalıklarda birden fazla yumurta hücresi gelişimini sağlamaktır. Bu gebelik şansını arttırır. Yumurtalıkların uyarılma süresi kişiden kişiye değişir. Bu sürenin uzunluğunu yumurtalıkların kullanılan ilaca cevabı belirler. Ortalama süre yaklaşık 10-12 gündür. Bu dönemde, gün aşırı hormon ve ultrasonla yumurta gelişimi takip edilir.

3- Yumurta Toplanmasi

Yumurta hücreleri belli olgunluğa ve büyüklüğe ulaştığında, yumurtaların çatlamasını sağlayan farklı bir hormonal iğne ile çatlatılır. İğne yapıldıktan 34-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Bu iğnenin zamanında yapılması çok önemlidir.Uygulanması şu şekildedir,hasta sabah aç karnına kabul edilir.Bu işlem vajinal ultrasonun ucuna takılan ince bir iğne ile yapılır.İşlem hasta uyutularak yapıldığından ağrısızdır ve 15-20 dakika sürer. Hastanede kalmayı gerektirmez.Aynı gün evinize gidebilirsiniz.Hasta başına yumurta sayısı 10-12 bulunabilir,1’den 30’a kadar da olabilir.Çok çok nadir olarak, yeterli tetkiklere rağmen hiç yumurta toplanamaz.

4- YUMURTALARIN DÖLLENMESİ

Yumurtalar, hazırlanmış sperm ile bir araya konulmadan önce mikroskop altında değerlendirilir ve özel bir sıvıda toplanır. Döllenme yaklaşık 12-15 saatte oluşur ve mikroskop altında saptanır. Yumurtaların spermler tarafından döllenip döllenmediği çok önemli bir konudur. Bu ancak yumurtalar toplandıktan bir gün sonra bilinebilir. Ve sonuç sıklıkla hastaya telefonla verilir. Ayrıca embriyoların transferi için zaman kararlaştırılır.

5-EMBRİYO TRANSFERİ

Döllenmiş yumurtalara pre-embriyo veya zigot denilir. Ve yumurta toplanmasından 48-72, bazen de 120 saat sonra transfer yapılır. Transferin ne zaman yapılacağı embriyo sayı ve kalitesine bağlıdır. Embriyolar ince plastik bir boru şeklindeki kateter yardımıyla rahim ağzından nazikçe geçilerek rahim içerisine verilir. Yeni uygulamaya koyduğumuz "Embriyo yapıştırıcısı"sayesinde artık embriyolar rahime daha kolay tutunmakta, dolayısı ile gebelik oranlarımız artmaktadır. Transfer edilecek embriyo sayısı genellikle uygulamadan önce jinekologla kararlaştırılır. Transfer işlemi ağrısız olup anestezi gerektirmez. Yarım saatlik bir dinlenme süresinden sonra taburcu olabilirsiniz. Hastaya yaklaşık 2 hafta sonra gebelik testi yapılır ve bu süre içinde hormonal destek verilir. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Testisten Sperm Kazanımı (TESE)

tupbebek@medistate.com.tr

TESE menide hiç sperm hücresi bulunmayan hastalarda, testislerden alınan dokudan sperm elde edilmesidir.Menide sperm hücresi olmaması, çeşitli nedenlere bağlı olabilir:


Sperm Kanallarında Tıkanıklık

Sperm kanallarının doğuştan olmaması

Hormonal nedenler

Genetik nedenler erkekte sperm üretimini sağlayan genler Y kromozomu üzerindedir. Bu genlerdeki problem sperm üretimini etkiler.

Radyasyon, özellikle kanser tedavisi nedeniyle radyasyon alınması

İlaçlar, özellikle kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar TESE işlemi genel yada lokal anestezi ile yapılan ağrısız bir işlemdir. Her iki testisten doku örneği alınır. Alınan doku örnekleri bir seri işlemden geçirilerek, canlı sperme hücreleri ayrılır. Bu hücreler mikroenjeksiyon işleminde kullanılır.

RİSKLER

Hiç Veya Çok Fazla Yumurta?

Hormonal uyarıya bazı hastalarda abartılı (hiperstimülasyon) bazılarında ise zayıf yanıt alınabilir. Eğer tetkikler olağan dışı bir şeyi gösterirse, doktor bu özel siklusun iptalini ve yumurta toplanmamasını teklif edebilir. Sonuçlar genellikle çiftlerle konuşulur ve onlar için en uygun karar verilir.

Over Hiperstimülasyon Sendromu

Bu hastalığın sebebi bilinmemektedir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması sonucu meydana gelir. Overdeki şişlikten dolayı karında gerginlik, mide bulantısı, kusma ve ağrı olabilir. Yumurta toplanmasını takip eden hafta içerisinde bu bulguları gösteren hastalar mümkün olan en kısa sürede kliniği bu konudan haberdar etmelidir. Bu durumda erken tedavi çok önemlidir ve bazen hastanede kalmayı gerektirir. Eğer ihmal edilirse tehlikeli komplikasyonlar doğabilir.

Çoğul Gebelik

Pratikte bütün yardımla üreme tekniklerinde çoğul gebelik riski vardır. Yardımla üreme tedavisinin en sık görülen yan etkisi çoğul gebeliktir. Bu sadece ciddi maddi problemlere neden olmaz. Aynı zamanda yüksek oranda gebelik kayıplarına ve erken doğumlara yani düşük ağırlıklı bebek doğumlarına neden olur. Transfer edilecek embriyo sayısı pek çok faktöre bağlıdır ve çiftle konuşularak belirlenir.

Anormal Bebek

Her gebelikte, bebeğin ortalama % 1 anomalili (kusurlu) olma riski vardır. Dünya çağındaki çalışmalar IVF tedavisi sonucunda doğan bebeklerde anomali riskinin, normal gebelerin bebeklerinden daha fazla olmadığını göstermiştir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Embriyo Dondurulması

tupbebek@medistate.com.tr

KRYO, embriyoların dondurularak saklanmasıdır. Bir IVF siklusunda artan embriyolar sizin onayınız alındıktan sonra, daha sonra ki olası bir embriyo transferi için dondurularak depolanır. Sperm ve yumurta da dondurularak saklanabilir. Fakat ülkemizde yasalar şu anda sadece embriyo dondurulmasına izin vermektedir. Dondurularak saklanan embriyolar gerektiğinde, çözülerek transfer edilir. Bu embriyo çözme işlemi sırasında bazen, embriyoların bir kısmı canlılığını kaybedebilir. KRYO sonrası çözülen embriyolarla yapılan embriyo transferi ile elde edilen gebelik oranı taze embriyo transferinden daha düşüktür. Bununla birlikte KRYO embriyo transferinde, kadın hastaya yoğun bir hormon tedavisi uygulanmasına, yumurta toplanmasına ve erkek hastanın sperm vermesine gerek yoktur.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Rahim İçi Hasarlama Yöntemi

tupbebek@medistate.com.tr

Endometrium yani rahim içi dokusunda bilinçli oluşturulan küçük hasar gebelik şansını arttırıyor.

Endometrial Stretching ( Rahim içi hasarlanması yöntemi);

1) İnfertilite hem toplumsal hem de ekonomik büyük bir sorun olmakta devam etmektedir. Rahimin gebelik için hazırlanmasına yönelik devam eden uzun süreli çalışmalar yaranın iyileşme sürecindeki reaksiyonların sonraki dönemde embriyonun tutunma şansını arttırdığını kanıtlamıştır ki bu haber evlat sahibi olmaya çalışan birçok aile için yeni bir ümit olarak algılanabilir.

2) İnfertil çiftlerde tekrarlayan başarısızlıklar maddi-manevi-psikolojik sıkıntı verici bir süreçtir. İlaçlı tedaviye cevap veren, yumurta kapasitesi yeterli, embriyoları kaliteli, rahimde bir problemi olmayan kadınlardaki tedavi başarısızlığının nedeni araştırıldığında rahim içi dokusuna yöneltmiştir. Bu vakalarda gebelik oluşmamasının nedenlerinden biri olarak embriyonun yerleşeceği rahim içi dokusunun gebelik için yeterli olmamasını göstermektedir. Embriyonun rahim duvarına yerleşmesi her zaman olmaz. Adet döngüsü içinde belirli ve kısıtlı bir dönemde bu olay gerçekleşir. Adet döneminde rahim içi yapısının diğer dönemlere oranla daha yoğun, büyüme ve gelişmeyi sağlayan faktörlerin ise daha aktif olduğunu göstermiştir.

3) Tüp bebek tedavisindeki gelişmelere rağmen gebelik şansı geçmişe oranla artmış olsa da hala çok sayıda çift mutlu sona ulaşamıyor.

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı sorun yaşayan kadınların sorunun rahim içi hasar verilerek tedavi edilebileceği düşünülmüş, yöntem ve tedaviler üzerinde çalışılmıştır. Avrupa ve Amerika’da yapılan son araştırma sonuçlarına göre; rahim içi hasarlama işleminin açıklanamayan tüp bebek başarısızlıklarındaki başarı şansının arttırdığı kanıtlanmıştır. Araştırmalar ayrıca bu uygulamanın tedavi öncesi rahim içi sorunları bulmak ve çözmek için yapılan operasyonlar, rahim-içi duvarının kan akımını arttıran vitamin ve ilaç takviyeleri, rahim-içi dokusunu büyüten ve tüp bebek tedavilerinde oluşan embriyoların dondurulup daha sonra nakledilmesi gibi etkin ve tercih edilebilir olacağını  kanıtlamıştır.

4) Rahim içi hasarlama yöntemi: Rahim-içi dokusunun gebelik için daha uygun hale getirilmesi için yapılan çalışmalardan birisidir. Tüp bebek işlemine başlanacak adet döneminden bir ay önce yapılan işlemde ise endometrial biyopsi alır gibi çizikler atarak veya ofis histeroskopi ile rahim-içi dokusuna hafifçe hasar verilerek yapılmaktadır. İşte bu şekilde vücut dokularının, yaralanmaya verdiği yanıtı rahim içi dokusu ve kendisini iyileştirmeye çalışmaktadır. Bu iyileştirme sürecinde dokuda açığa çıkan büyüme, iyileştirme ve yapıştırma faktörleri, bir sonraki dönemde embriyonun tutunma şansını arttırmaktadır.

Yöntem acısız ve basit bir yöntemdir.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Üreme Sağlığı Check Up

Bebek Sahibi Olmak İçin

Ne Kadar Zamanınız Olduğunu Merak Ediyor Musunuz?

İş hayatının yoğun temposu, kariyer basamakları, geç yaşta evlilik derken, anne baba olmayı erteleyebiliyoruz.

Oysa hem kadının hem erkeğin çocuk sahibi olabilme şansı, yaş ilerledikçe azalıyor.

Anne baba olmayı ertelemek, iyi düşünülmesi gereken bir karar.

30’lu yaşlarda özellikle kadınlarda üreme gücünün azaldığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Oysa 20’li yaşlarda dahi üreme kapasitesi farklı nedenlerle azalabilmektedir.

  • Kadınlarda sigara tüketimi, bağışıklık sistemi hastalıkları, geçirilmiş jinekolojik ameliyatlar gibi nedenlerle yumurta kapasitesi erken yaşlarda azalabilirken,
  • Erkeklerde de sigara içimine ek olarak, mesleği gereği sürekli yüksek ısıya ve bir takım toksik maddelere (kimyasallar ya da ağır metaller gibi) maruz kalmak ciddi olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.

Yaşamla ilgili plan yaparken çocuk sahibi olmak belki de en önemli adımdır. Önce kişinin ve sonra çiftin durumunu bilmesi, çocuk sahibi olmak istediği zamanı belirlemesinde anahtar rol oynayacaktır.

ÜREME SAĞLIĞI CHECK UP!

Uzmanlar, üreme sağlığınızla ilgili testlerinizi ihmal etmemenizi öneriyor. Kadında yumurtalık deposunu, erkekte spermin durumunu inceleyen testler sayesinde anne baba olabilme şansınız belirleniyor. Doğal yollarla bebek sahibi olamayan çiftler için de yardımcı üreme teknikleri kurtarıcı oluyor.

Detaylı bilgi için :        444 44 13

Prof. Dr. Oya Gökmen / Medistate Tüp Bebek Merkezi

Op. Dr. Kenan Sofuoğlu / Medistate Tüp Bebek Merkezi

Tiroid’in Gebelik’e Etkisi

Normal Yoldan Gebelik Şansı Tiroid Bozukluklarında Azalıyor…

Tiroid bezinin normal bir şekilde çalışması üreme sağlığı açısından çok önemlidir. Zira Tiroid bezi az ya da çok çalıştığında üremeyle ilgili hormonlar da etkilenir. Tiroid rahatsızlıkları, halk arasında genel olarak “Guatr” adıyla bilinir.

6 ay ya da 1 yıl süreyle gebe kalmaya çalışmış ve sonuç alamamışsanız, başka bir tıbbi tedaviye başlamadan önce tiroid hormonlarınızı kontrol ettirmek için hekiminize başvurun. Kısırlığın nedeni tiroid hastalığınız ise, tedavi edildiğinde gebe kalabilirsiniz.

Medistate Kavacık Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Oya Gökmen ve Op. Dr. Kenan Sofuoğlu,”Tiroid Bozuklukları’nın Gebelik”e etkisi konusunda önemli bilgiler paylaştı.

Tiroid bezi 2 şekilde sorun yaratabiliyor:

  • Tiroid bezinin AZ çalışması (Hipotiroidi)
  • Tiroid bezinin ÇOK çalışması (Hipertiroidi)

Tiroid hormonları kadın doğurganlığını nasıl etkiliyor?

Tiroid bezi az ya da çok çalıştığında, kadınlarda en sık görülen adet düzensizliği şunlardır:

  • Az adet görme,
  • Sık aralıklarla adet görme,
  • Seyrek aralıklarla adet görme.

Tiroid hastalığı çocuk doğurma yaşında olan kadınlarda sık görülen bir endokrin bozukluğu olduğu için, gebe kalmada sorun yaşayanların atacağı ilk adım, özellikle ailede tiroid hastalığı öyküsü varsa, tiroid bezinin kontrol edilmesi olmalıdır.

Tiroid bezinin ÇOK çalışması (hipertiroidi)

Hipertiroid, kadınlarda, erkeklere oranla 10 kat daha fazla olup, bazı kadınların hem gebe kalamamasına, hem de gebe kalsalar bile tekrarlayan düşükler yapmasına yol açabilir. Tiroid beziniz aşırı düzeyde tiroid hormonu üretiyor ve kan dolaşımına salıyorsa; sağlıksız bir biçimde kilo kaybediyorsanız, bu durum da gebe kalma şansınızı azaltabilir.

Kadınlarda ÇOK çalışan tiroidin (Hipertiroid) başlıca belirtileri

  • Kilo kaybı
  • Kalp hızında artış
  • Sıcağa aşırı hassasiyet
  • Adet düzensizliği
  • Hiç adet görmeme

Kısırlığın nedeni hipertirodi ise, tiroid hormonlarının üretimini sağlayan TSH düzeyini istenen değere çekecek doğru bir tedaviyle bu sorununun üstesinden gelinebilir.

Tiroid bezinin AZ çalışması (hipotiroidi)

Ailenizde tiroid hastalığı ya da başka bir bağışıklık sistemi hastalığı öyküsü varsa, sizde de hipotiroidi olabilir.

Kadınlarda AZ çalışan tiroidin (Hipotiroid) başlıca belirtileri

  • Halsizlik
  • Kilo artışı
  • Soğuğa aşırı hassasiyet
  • Adet düzensizliği

Hipotiroidiniz varsa, adet dönemleriniz uzun aralıklarla ve kısa süreli olabilir. Kimi zaman yumurtlama bozukluklarına bağlı hiç adet görülmeyebilir ya da adet düzensizliği yaşayabilirsiniz. Adet düzensizlikleri, tiroid fonksiyonları normal olan kadınlara kıyasla, hipotiroidisi olan kadınlarda yaklaşık 3 kat daha fazla görülür.

Tiroid bezinin az çalışması, süt hormonu olan prolaktin düzeylerini artırabilir ve yumurtlamayı baskılayabilir. Hipotiroidi, yumurtalıklarda kist oluşumuna yol açarak gebe kalmayı engelleyen Polikistik Over Hastalığı riskini de artırır.

Özet olarak,

Adet düzensizliği olan, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken, düşük öyküsü olan kadınlarda, gebelik öncesi Tiroid araştırması mutlaka yapılmalıdır. Gebelik süresince vücuttaki hormonların normal çalışması çok önemlidir.

Tiroid hastalıklarının tedavisindeki ana prensip, Tiroid hormonlarının doğuma kadar olan süreçte normal değerlerde olmasının sağlanmasıdır. Kadın doğum uzmanları, bu hastaları Dahiliye uzmanları ile birlikte değerlendirip, tedavilerini sürdürürler.

Kısırlık

Kısırlık

tupbebek@medistate.com.tr

Kısırlığın Nedenleri :

Çiftin bir yıl boyunca, kadının bir adet bitiminden diğer adet başlangıcına kadar olan döneminde, iki ya da üç gün aralıklarla, hiçbir korunma yöntemi kullanmaksızın  ilişkide bulundukları halde; gebelik oluşmaması durumunda, kısırlıktan (infertilite) söz edilir.

Günümüzde kadın ya da erkeğe bağlı neden oranları, neredeyse eşitlenmiştir. Teşhise göre tedavi yolları da farklıdır. Bu nedenle, hem kadın hem erkeğin muayene olması önemlidir.

Kısırlığın nedenleri şöyle sıralanabilir:

  • Erkekte sperm anormallikleri
  • Kadın yaşının 35 üzeri olması
  • Kadında yumurtlama düzensizliği
  • Kadında her iki tüpün fonksiyon kaybı
  • Kadında endometriozis, enfeksiyon, myom, polip vb gibi bazı kadın hastalıklarının varlığı
  • Üreme organları etrafında geçirilmiş ya da halen bulunan bazı hastalıklar

Kimi zaman bu nedenlerden biri olabileceği gibi, kimi zaman da birkaçı bir arada olabilir.

Erkekte ya da kadında hiçbir neden olmadığı halde gebelik görülememesi “Açıklanamayan Kısırlık” olarak adlandırılır. Bu grup çiftler, kısırlık tedavisi gören çiftlerin % 10 kadarını oluşturur. Tedavisi yumurta takibi ile başlar. Gebe kalınmadığı durumda Tüp Bebek Tedavisi’ne kadar gidilebilir.

Kısırlığın Araştırılması :

Günümüzde kısırlığın araştırılmasının ilk testi, sperm analizidir. Bunun nedeni, erkek kısırlığının giderek artan oranda karşımıza çıkmasıdır. Erkek kısırlık nedeni, sadece sperm analiziyle (spermiogram) fark edilebilir.

Kimi zaman erkekte karşılaşılan bazı kısırlık nedenleri vardır ki, kadına hiçbir test yapmaya gerek olmadan, önce erkeğin tedavi edilmesi gerekir.

Kadında ise, bir adetten diğer adete kadar belirli günlerde istenecek birden fazla testle kısırlık nedeni belirlenebilmektedir. Örneğin,

  • Hormon analizleri,
  • İlaçlı tüp-rahim filmi (HSG),
  • Rahim içi ultrasonografi (SİS),
  • Bazı ayrıcalıklı ve şüpheye yönelik özel testler
  • Teşhis ya da tedavi amaçlı
    • laparoskopi,
    • histeroskopi gerekebilir.

Kısırlığın nedenini bulmak son derece önemli bir adımdır. Böylece, tedavi şekli ve uygulama protokolü belirlenir. Nedene yönelik tedavi şekli en doğru yaklaşımla çifte, zaman ve ekonomi sağlayacaktır.

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Sık Sorulan Sorular ve Cevapları

tupbebek@medistate. com. tr

1. MİKROENJEKSİYONUN TÜP BEBEK YÖNTEMİNDEN FARKI NEDİR?

Tüp Bebek yönteminde, vücut dışına alınan sperm ve yumurtalar laboratuvarda özel bir ortamda bir araya getirilerek döllenmenin kendiliğinden oluşması beklenir. Hareketleri ve dölleme kapasitesi yetersiz, az sayıda ve şiddetli şekil bozukluğu gösteren spermler yumurtayı kendiliğinden delerek döllenmeyi sağlayamazlar. Bu durumda spermler, yumurta içine enjekte edilerek döllenme sağlanır. Bu işleme mikroenjeksiyon adı verilir.

2. EMBRİYO TRANSFER EDİLEN ÇİFTLERDE BAŞARI ŞANSI NE KADARDIR?

Embriyo transfer edilen çiftlerde, gebelik oranı, 35 yaş altındaki bayanlarda %50 civarındadır. 40 yaş üstünde, gebelik oranı azalma göstererek %25'in altına inmektedir. Ancak bu yaş grubunda gebelik şansını arttırmak amacıyla, preimplantasyon genetik tanı uygulamaları yapılmaktadır.

3. ÇOCUK SAHİBİ OLAMAYAN ÇİFTLERDE TEK TEDAVİ YÖNTEMİ TÜP BEBEK MİDİR?

Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde detaylı bir incelemeyle problemin nereden kaynaklandığı aydınlatılmalı, tedavi gerekliliği belirlenmeli ve çiftin en kolay şekilde gebelik elde etmesini sağlayacak olan tedavi yöntemi belirlenerek çifte sunulmalıdır. Uygun şartlara sahip olan çiftlerde, ilaçlarla yumurta gelişiminin sağlanmasını takiben spermin belirli işlemlerden geçirilerek rahmin içerisine verilmesi anlamına gelen "intrauterin inseminasyon" (aşılama) tedavisi ile gebelik elde edilebilir.

4. BAŞVURUDAN SONRA UYGULAMAYA GEÇİŞ SÜRESİ NE KADARDIR?

Kadın ve erkeğin ön incelemelerinin yapılması için kadının adet bitimindeki hafta ve erkeğin de 3-5 günlük cinsel perhizde olduğu dönem en uygundur. İlk değerlendirme için 2 gün zaman ayırmak yeterlidir. Test sonuçlan takip konsültasyonda çift için gebelik şansının en yüksek olduğu tedavi yöntemine karar verilir. Tedavinin hastanede geçen süresi yaklaşık 2, 5 haftadır. 5. TÜP BEBEK TEDAVİSİ NE KADAR SURER?

Ortalama 14-17 gün sürmektedir. Bu dönem her kadının yumurtalıklarının hormon tedavisine vereceği cevaba göre değişmektedir.

6. TÜP BEBEK TEDAVİSİ SÜRESİNCE HASTANEDE YATMAK GEREKLİ MİDİR?

Tüp Bebek tedavisi; yumurta gelişimi, yumurtaların toplanması ve döllenmesi, embriyo gelişimi ve embriyo transferi aşamalarından oluşan bir süreçtir. Bu tedavi süresi boyunca kadının hastanede yatmasını gerektirecek bir uygulama gerçekleştirilmemektedir. Yumurta gelişimi süresince çoğu zaman günlük kan tahlili ve ultrasonografı incelemesi takipleri sürdürülecek, takip boyunca hastanede geçirilecek zaman mümkün olduğunca kısa tutularak günlük çiftlerin günlük hayatının ve programlarının etkilenmesine çalışılacaktır. Yumurta toplama ve embriyo transferi işlemleri ise hastanede yatmayı gerektirmeyecek oldukça kolay işlemlerdir.

7. KULLANILAN SPERM VE YUMURTALAR EŞLERİN KENDİSİNE Mİ AİTTİR?

Kesinlikle evet. Bu işlemler için aranan şartlardan birisi de resmi nikah belgelerinin tarafımıza ulaştırılmasıdır. Hangi nedenle olursa olsun sperm üretmeyen erkek veya yumurta geliştiremeyen çiftler tedaviye kabul edilmez. Tedavilerde kullanılacak üreme hücreleri kesinlikle resmi nikahlı eşlerin kendi hücreleridir.

8. BU TEDAVİLER SONRASI ANORMAL ÇOCUK DÜNYAYA GETİRME RİSKİ VAR MIDIR?

Tedavi ile doğan bebekler ile normal yolla doğan bebekler arasında fiziksel ve zihinsel gelişim açısından fark bulunmamıştır.

9. TÜP BEBEK GEBELİKLERİNDE DÜŞÜK ŞANSI DAHA YÜKSEK MİDİR?

Hayır. Kendiliğinden oluşan veya Tüp Bebek yöntemleri ile elde edilen gebeliklerin yaklaşık %15'inin düşükle sonlandığı bilinmektedir. Kendiliğinden oluşan gebeliklerde erken dönemdeki düşükler bazen birkaç günlük adet gecikmesi ve bunu takip eden normalden biraz fazla miktarda bir adet kanaması gibi algılanabilir. Oysa yapılacak kan tahlilleri bunun bir gebelik kaybı olduğunu gösterecektir. Tüp Bebek uygulamalarında gebelik sonuçları çok erken dönemden itibaren kan tahlilileri ile takıp edildiğinden, her dönemdeki gebelik kayıpları kesin olarak tanımlanmaktadır.

10. KADIN YAŞI BAŞARIYI ETKİLER Mİ?

Ne yazık ki evet! Öyleki günümüzde erkek kısırlğının her tipine geniş bir tedavi imkanı sağlanmasına karşılık tedavide ortaya çıkan en büyük engel kadın yaşının ileri olmasıdır. Kadının yaşı ve buna bağlı az yumurta elde edilmesi en önemli nedendir. Ancak yumurtalık kapasitesinin iyi olduğu kabul edilen 40 yaş ve üstü kadınlarda preimplantasyon genetik tanı uygulanarak % 25-30 civarında gebelik elde edilmektedir.

11. TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE BAŞARI MEVSİMLERE GÖRE DEĞİŞİR Mİ?

Tüp Bebek uygulamaları uzun yıllardır gerçekleştirilmektedir. Bu yıllar içerisinde elde edilen tecrübeler, tedavi başarısının aylara veya mevsimlere göre fark göstermediğini ortaya koymaktadır.

12. SPERM TETKİKİNDE SPERM SAYISININ ÇOK AZ OLMASI VEYA SPERM BULUNMAMASI DURUMUNDA NE YAPILMAKTADIR?

Bu durumda öncelikle sperm hücresinin üretilip üretilmediğini anlayabilmek için erkeğin yumurtalıklarından biyopsi alarak inceleme yapılır. Eğer daha önceden bu tetkik yapılmış ise patoloji preparatları istenir ve hastanemiz patoloji bölümünde aynı preparatların yeniden incelemesi yapılır. Erkeğin yumurtalıklarında üreme hücrelerinin varlığı kanıtlandıktan sonra kadının tedavi için hazırlanması aşamasına geçilir. TESE, TESA, MESA, PESA sperm elde etmek için uygulanacak yöntemlerdir. Üreme hücrelerine rastlanmamışsa tedaviye son verilir.

13. DÖLLENEN YUMURTALARIN (EMBRİYOLAR) RAHİM İÇİNE YERLEŞTİRİLMESİNDEN ÖNCE ANORMAL OLUP OLMADIĞI ANLAŞILABİLİR Mİ?

Evet. Preimplantasyon genetik tanı uygulanarak kromozom bozukluğu taşıyan embriyolar seçilip sadece sağlam olanlar transfer edilmektedir.

14. GEBELİK OLUŞMADAN ÖNCE GENETİK PROBLEMLER KONUSUNDA ALINABİLECEK ÖNLEMLER VAR MI?

Evet. Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD) yöntemi bu amaçla uygulanmaktadır. Bu yöntemle kalıtsal hastalıklar yönünden riskli ailelerde tüp bebek işlemi uygulanarak elde edilen embriyolar incelenip hastalık taşımadığı saptanan sağlıklı embriyolar transfer edilmektedir. Kadın yaşının ileri olması ile (35-45) başarı oranı azalmakta, gebelik elde edildiğinde ise düşükle sonlanabilmektedir. Yaşla birlikte yumurtalarda kromozom bozukluklarının artması ile Tüp Bebek tedavisi yapılacak olan çiftlerden elde edilen embriyolar üçüncü güne ulaştıklarında biyopsi yapılmaktadır. Elde edilen bir veya iki adet hücrenin moleküler tanı yöntemleri kullanılarak birkaç saat içinde değerlendirilmesini takiben sağlıklı embriyolar ayrılmakta ve transfer edilmektedir. Yaşla birlikte en çok artış gösteren ve yaşamla bağdaşabilen kromozom bozuklukları (Trizomi 13, 18, 21 ve X, Y ) hakkında bilgi vermektedir. Bu yöntemle yeterli embriyo elde edilen ileri yaş kadınlarda gebelik oranı arttırılabilmekte ve düşük riski azaltılmaktadır.

15. EMBRİYOLARDA GENETİK İNCELEME KİMLERE ÖNERİLMEKTEDİR?

Tüp Bebek programına alınan her çiftte embriyoların genetik olarak incelenmesine gerek duyulmamakta, buna karşın belirli özelliklere ve risklere sahip olan çiftlerde bu inceleme önerilmektedir. Bu özellikler şu şekilde sıralanabilir: 1. İleri kadın yaşı (35 yaş ve üzeri),
2. Tekrarlayan Tüp Bebek-mikroenjeksiyon uygulamalarında başarısızlık, 3. kez tekrarlayan erken gebelik kayıpları-düşükler,
3. Anne veya baba adayında kalıtsal hastalıkların mevcut oluşu, 5. anne veya baba adayına ait genetik değişiklikler,
4. Daha önce kalıtsal bir hastalığa sahip bebek sahibi olmak veya anomalili doğum öyküsü,
5. Ailede mevcut kalıtım yolu ile geçen hastalıkların mevcut oluşu,
6. Kadın yumurta hücresinde veya erkek sperm hücresinde saptanan özel şekilsel değişikliklerin mevcut oluşu.

16. GEBELİK OLUŞTUKTAN SONRA GENETİK PROBLEMLER TANIMLANABİLİR Mİ?

Evet. Gebeliğin 14-16. haftalarında bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınarak bebeğin kromozom analizinin yapılması mümkündür. Ayrıca ultrasonografık incelemelerde bu konuda yardımcı olmaktadır.

17. KULLANDIĞINIZ İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

İlaçların enjeksiyon yolu ile kullanımlarında, enjeksiyon yerinde küçük morluklar ve rahatsızlıklar görülebilir. Burun spreyleri ve cilt altı iğneler ise yorgunluk, kas ve eklem ağrıları ve geçici menopozal yakınmalara benzer şikayetler oluşturabilir. Gonadotropinler, yumurtalıkların aşırı uyarılmalarına neden olabilirler. Bu şekilde ortaya çıkan tabloya "Ovarian Hiperstimulasyon Sendromu denir. Bu durumun çok ciddi şekillerinde hastaneye yatarak tedavi görmeyi gerektiren tıbbi problemler oluşabilir.

18. TRANSFER EDİLMEDEN ÖNCE EMBRİYOLARA İŞLEM YAPILIYOR MU?

"Hatching" (traşlama, soyma) işlemi rutin olarak kullanılmaktadır. Bu işlemi 35 yaş üzeri, bazal hormon değerleri yüksek olan, önceki uygulamalarda iyi embriyo transferine rağmen gebelik oluşmayan yumurtanın zarının kalın olduğu durumlarda, içerisindeki istenmeyen artıkların temizlenmesi gereken olgularda ve genetik araştırma yapılması için biyopsi alınacak vakalarda uygulanmaktadır.

19. EMBRİYOLAR DONDURULABİLİYOR MU?

Merkezimizde embriyoların dondurulma işlemi, transfer için gerekli olan sayıdan daha fazla ve iyi kalitede embriyo elde edilmesi sonucunda yapılmaktadır. Transfer edilen embriyolar ile benzer kalitede en az 3-4 adet embriyonun daha mevcut olması durumunda dondurma işlemi yapılmaktadır. Embriyolar I. 2. ve 5. günlerde dondurulmaktadır. Dondurulan embriyolar, merkezimizde, Sağlık Bakanlığı'nca yayınlanan yönetmelik gereğince 3 yılı geçmemek şartıyla saklanmaktadır.

20. LAZER YÖNTEMİ NEDİR?SİZDE KULLANILIYOR MU ?

Embriyoyu çevreleyen zarın inceltilmesi işlemi sırasında mekanik işlemler ve asitle birlikte lazer cihazı da dış cidarının traşlanması amacı ile uygulanmaktadır. Lazer kullanımının diğer yöntemlere üstünlüğü gösterilememiştir.

21. TÜP BEBEK UYGULAMALARI KAÇ KEZ TEKRARLANABİLİYOR ?

Tedavinin bilinen bir sınırı olmamakla birlikte 7-8 uygulama yapılabilir. Yılda ikiden fazla deneme yapılmamaktadır.

22. TÜP BEBEK UYGULAMASI İÇİN YAŞ SINIRI VAR MIDIR ?

Adetinizin 3. gününde yapılan hormon testleri yumurtalık fonksiyonlarınızın uygun olduğunu gösterir ise 45 yaşına kadar tüp bebek işlemi uygulanabilmektedir. Ancak 38 yaş ve üstü kadınlarda uygulama yapılırken preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile embriyolarınızın kromozomlar yönünden normal olup olmadığının araştırılması önerilmektedir.

23. GENETİK TANI AMAÇLI BİYOPSİ İŞLEMİNİN EMBRİYONUN İLERİ GELİŞİMİNE ZARARI VAR MIDIR?

Biyopsi işlemi embriyonun 7 veya daha fazla hücre (blastomer)içerdiği dönemde uygun teknik şartlarda ve tecrübeli kişiler tarafından yapıldığı zaman embriyonun ileri gelişimine zarar vermemektedir.

24. EMBRİYOLARIN HANGİ GÜNDE TRANSFER EDİLECEĞİNE NASIL KARAR VERİLMEKTEDİR?

Kadının yaşı, hangi nedenle Tüp Bebek tedavisi yapıldığı, varsa daha önceki denemelerinin sonuçları, embriyo gelişim özellikleri, preimplantasyon genetik tanı yapılıp yapılmayacağı, elde edilen yumurta sayısı, gelişen embriyo sayısı ve embriyonun günlük gelişim hızı gibi kriterlere bakarak hangi günde transfer yapılacağına karar verilmektedir. En erken 3. günde en geç ise 6. günde olmak üzere 3, 4, 5 ve 6. günlerde transfer yapılabilmektedir.

25. EMBRİYOLARI BLASTOSİST DÖNEMİNE KADAR BEKLETMEYE NASIL KARAR VERİLİR, YARARLARI NEDİR?

Elde edilen yumurta sayısı, kalitesi, döllenmiş yumurtanın (zigot) özellikleri, embriyonun günlük gelişme ve bölünme hızına göre embriyoları 3. günden daha ileriye büyütebilmek mümkündür. Doğal gebeliklerde embriyonun rahim içine ulaştığı dönem blastosist dönemidir. Rahim içi bu dönemdeki embriyoyu daha rahat kabul etmekte ve embriyo-rahim içi uyumluluğu bu dönemde en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Bu nedenle blastosist dönemine ulaşmış 5. veya 6. gün embriyolarının transferi hem rahim içi tutunmayı arttırmak ve hem de daha az sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesine imkan sağlanarak çoğul gebelik riskinden korunmak amacı ile daha avantajlıdır.

26. EMBRİYONUN İYİ GELİŞİM KRİTERLERİ NELERDİR?

Mikroenjeksiyon ya da tüp bebek işleminden;16-20 saat sonra (1. gün) döllenme izlenir. 48 saat sonra (2. gün) 3-4 hücreli embriyolar izlenir. 72 saat sonra (3. gün) 6-8 veya daha fazla hücre içeren embriyolar izlenir ve hücreler arası birleşme başlar. 4. günün sabahında hücre sayısı net sayılamamakta, mornİa aonemıne maşan embriyolar oluşturmaktadır. 5. veya 6. gündeki embriyoya blastosist adı verilir ve hücre sayısı 60'tan fazladır. Bu kriterlere sahip olan embriyolar normal gelişen embriyolar olarak değerlendirilir.

27. KISIRLIKTEDAVİSİ İÇİN NE ZAMAN BAŞVURULMALIDIR?

Genel olarak eşlerin herhangi bir korunma yöntemi uygulamadan ve düzenli cinsel ilişkiye girmelerine rağmen 1 yıl boyunca gebe kalamaması durumunda doktora müracaat etmeleri önerilir. Ancak günümüzde daha geç yaşlarda evlenme oranı arttığında kısırlıkla ilgili şüphesi olan erkeklerin üroloji uzmanına müracaat önerilir. Mutlaka çiftler eşleri ile birlikte muayeneye gelmelidirler. Erkeklerde genel fiziksel muayenenin yanı sıra gerekli hormon tetkikleri, genetik incelemeler ve mutlaka geçmişte yapılmış dahi olsa merkezimizde semen analizinin tekrar incelenmesini gerekmektedir.

28. ERKEK KISIRLIĞINDA GENETİK İNCELEMENİN ÖNEMİ NEDİR?

Son yıllarda genetik alanında ilerlemeler erkek kısırlığının nedenleri hakkında çok önemli bilgiler elde etmemizi sağlamıştır. Seks kromozomlarından Y kromozomu üzerindeki genlerdeki silinmeler vücut yapısı ve fonksiyonları normal olmasına rağmen testiste sperm yapımının azalması veya hiç sperm yapılmaması gibi duruma yol açmaktadır. Aynı şekilde yine seks kromozomlarındakı sayı anomalileri örneğin en sık görülen 47 XXY Klinefelter sendromu gibi genetik hastalıkta da testis gelişimi yetersiz kalmış ve sperm yapımı azalmış olabilir. Ayrıca testislerden sperm taşıyan kanalların doğuştan olmaması halinde testiste normal sperm üretimi olmasına rağmen çıkış imkanı olmadığı için menide sperm görülmez. Bu da genetik olarak Konjenital Bılateral Vas Deferens Agenezisi (CBAVD) denilen bir hastalığa bağlıdır. Merkezimizde erkek infertilitesi için dünyada uygulanan tüm genetik incelemeler yapılmaktadır.

29. SPERM ÖRNEĞİ EVDEN VEYA DIŞARIDAN GETİRİLİRSE RİSK OLUŞUR MU?

Örneğin verildiği andaki jel kıvamından sıvı duruma geçmesi vücut ısısında (37°) daha hızlı ve sağlıklı olmaktadır. Sperm hareketliliği vücut ısısında gerçek değerini gösterdiği için en doğru değerlendirme dışarıda bekletilmemiş örneğe yapılabilmektedir. Normal şartlarda merkezimizde hazırlanmış olan özel bir odada verilecek sperm örneği oda ısısında 20 dakika bekletildikten sonra değerlendirilmektedir. Çok zorunlu hallerde örnek evden getirilecek ise koltuk altı veya avuçlar arasında, vücut ısısında tutulacak, 10 dakikayı aşmayacak bir sürede merkeze ulaştırılmalıdır.

30. SPERM ÖRNEĞİ VERİRKEN EJAKÜLATIN BİR KISMI KAYBEDİLİRSE DEĞERLENDİRME AÇISINDAN RİSK OLUŞTURUR MU?

Verilen meni örneğinin ilk kısmı daha fazla sperm hücresi içerdiğinden çok önemlidir. Eğer örneğin ilk kısmı sperm verme esnasında dışarıya akar veya kaybedilir ise bu durum laboratuar görevlilerine mutlaka iletilmeli, mümkünse örnek verme işlemi tekrarlanmalıdır.

31. ARKA ARKAYA 2. VEYA 3. SPERM ÖRNEĞİ ALINMASINA BAZI DURUMLARDA NEDEN GEREK DUYULUYOR?

Sperm sayısının çok yetersiz bulunduğu vakalarda daha fazla sperm elde etmek için bazen birden fazla numune alınması gerekebilir. İlk örnekte sperm taşıyıcı kanallardaki (vaz deferensler) spermler alınmaktadır. İkinci örnekte ise epididimal kanallardaki daha az beklemiş spermin elde edilmesi mümkündür. Daha yüksek oranda hızlı hareketli spermler elde edilmesi ihtimali ile ikinci veya nadiren üçüncü örneğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu uygulama sperm sayısı ve hareketliliği çok kısıtlı olan erkeklerde yapılmaktadır.

32. SPERM ÖZELLİKLERİ VE SAYISI NEDEN FARKLI ZAMANLARDA DEĞİŞİKLİK GÖSTERMEKTEDİR?

Semen parametrelerini etkileyen birçok faktör vardır. Geçirilen hastalıklar, kullanılan ilaçlar, kimyasal ve çevresel faktörler sperm özelliklerini etkilemektedir. Bu nedenle ilaç kullanılmış ve ateşli bir hastalık geçirilmemiş ise 3-4 hafta ara ile en az iki sperm örneğinin değerlendirilmesi ve bu örneklerin ortalamasına göre karar verilmesi merkezimizde benimsenmiş olan yöntemdir.

33. SEMEN ANALİZİNDE HİÇ SPERM BULUNMAYAN HASTALARDA NEDENLER NELERDİR?

"Azoospermia" dediğimiz semende hiç sperm çıkmaması durumunda genel olarak iki türlü neden olabilir: Testiste sperm yapımı azalmış ve sperm yapımı var ancak çıkısı sağlayan kanallarda problem var. Bu iki neden hastanın muayenesi ve hormon incelemeleri sonucunda tespit edilebilir. Son yıllarda erkek kısırlığında yeni genlerin öneminin ortaya çıkmasıyla genetik inceleme çok önem kazanmıştır.

34. TESTİKULER SPERM YAPIM AZLIĞINA BAĞLI KISIRLIK OLGULARINDA TEDAVİ NASIL UYGULANMAKTADIR?

Beyinden salgılanan ve sperm yapımını sağlayan hormon düzeyi yüksek ve testis boyutları küçük olan hastalarda testisten sperm bulunarak mikro enjeksiyon yöntemi ile biyolojik olarak baba olmaları mümkündür. Dünyada ilk olarak NY Cornell Tıp Fak. uygulanan bu yöntemi başarı ile merkezimizde uygulamaktayız. Yeni operasyon tekniğinde testisin tek bir kesi ile tamamen açılması ve dokunun mikroskop ile 20 kat büyütülerek sperm yapımı olan bölgelerin tespiti ve o bölgelerden doku örneklerinin alınması şeklinde yapılmaktadır. Dolayısıyla eskiden uygulanan rastgele yöntemden başarı şansı daha yüksektir ve daha fazla sayıda sperm elde etme mümkün olmaktadır. Hastanın doku kaybı mikro cerrahi yöntemde çok az olmaktadır. Bu da operasyondan testislerin en az zarar görmesini sağlayarak testislerin testosteron hormon salınımı minimal etkilemektedir. Mikroskop altında yapılan mikroterrahi yöntemin diğer bir avantajı testis dokusunu çevreleyen kapsüldeki damar yapısının görülerek, testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasıdır. Bu operasyon sonrası olası komplikasyonları minimal düzeye indirgemektedir. Eski operasyon yöntemi ile başarılı olunamamış ve daha önceleri bazı genetik yapısal nedenlere bağlı sperm yokluğu olan hastalarımızda bu yöntemle %60-65 gibi yüksek oranlarda sperm bulmaktayız.

35. CERRAHİ YÖNTEMLE SPERM ALMA İŞLEMİNDE GENEL ANESTEZİ KULLANILIYOR MU?

Testisten sperm bulma İşlemi lokal ve genel anestezi altında olmak üzere iki şekilde uygulanabilir. Lokal anestezi ile yapılan uygulamalar iğne ile testisten sperm elde etme (PESA-TESA) veya küçük bir kesi ile testis dokusunun çıkarılması (TESE)dir. Bu yöntemler testiste sperm yapımından emin olunduğunda ve tıkanıklığa bağlı olarak menide sperm görülmemesi durumlarında seçilebilecek yöntemlerdir. Merkezimizde testiste sperm yapımı bozukluğu ile menide sperm görülmeyen hastalara "Mikroskop eşliğinde testisten sperm bulunması işlemi" (Microdisection TESE) uygulanmaktadır. Bu yöntemle yapılan operasyonda genel anestezi kullanılmaktadır. Operasyon mikroskobu kullanıldığında hastanın uzun süre hareketsiz olarak yatması lokal anestezi ile güç olduğundan genel anestezi tercih edilmektedir. Mikroskop eşliğinde yapılan operasyonun daha once uygulanan lokal çoklu testis biyopsi yöntemine göre birçok üstünlükleri vardır. Operasyon mikroskobu ile x20 büyütmede testis içerisindeki yapılar çok detaylı bir şekilde incelenerek sperm yapımı olan bölgelerden örnek toplanmaktadır. Testis kesisi sırasında mikroskop ile damarlanınanı az olduğu bölgeler seçilerek kesi yapılır bu operasyon sırasında meydana gelecek kanamayı aza indirir. Ayrıca testisin beslenmesini sağlayan damar yapısının korunmasını sağlar. Çok az doku çıkarıldığından (çoklu biopsıye göre 70 kat az) kanda testosteron hormon seviyesinde azalmaya neden olmaz.

36. GEBELİK ÖNCESİ GENETİK TANI (PREİMPLANTASYON GENETİK TANI) NEDİR?

Preimplantasyon genetik tanı anne ve baba adayından elde edilen yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında döllendirilmesi sonucu gelişen embriyolardan bir veya iki hücre alınması ve bu hücrelerde özel genetik analizler uygulanarak seçilen sağlıkı embriyoların ana rahmine transfer edilmesi işlemidir.

37. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI NİÇİN UYGULANMAKTADIR?

Preimplantasyon genetik tanının amacı, öncelikle genetik hastalıkların henüz embriyo aşamasında tanımlanmasıdır. Ayrıca kısırlık problemi nedeni ile tüp bebek tekniklerinin uygulanacaği çiftlerde embriyolarda oluşması muhtemel genetik bozukların tanımlanması için kullanılmaktadır.

38. EMBRİYOLARDA GENETİK İNCELEME KİMLERE ÖNERİLMEKTEDİR?

Tüp Bebek programına alınan her çiftte embriyoların genetik olarak incelenmesine gerek duyulmamakta, buna karşın belirli özelliklere ve risklere sahip olan çiftlerde bu inceleme önerilmektedir. Bu özellikler şu şekilde sıralanabilir:

1. Genetik veya kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde,
2. Daha önce genetik hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip çiftlerde,
3. Yardımcı üreme teknikleri (Tüp Bebek için kabul edilmiş ileri yaş grubundaki kadınlarda (37 yaş ve üzeri),
4. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları-düşükleri olan çiftlerde,
5. Birçok kez yardımcı üreme teknikleri uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş veya düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan çiftlerde,
6. Şiddetli erkek kısırlığı ile birlikte görülen kromozom bozuklukları veya genetik hastalıklarda,
7. HLA genotyping (doku tiplemesi) yapılması amaca ile,
8. Genetik predispozisyon gösteren hastalıkların tanımlanması

39. PREİMPLANTASYON GENETİK TANININ AVANTAJLARI NELERDİR?

1. Gebelik şansını artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır.
2. Ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır.
3. Aile, gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik travmalardan korunmaktadır.
4. Talasemi gibi hastalıklarda doku tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta çocukları için tedavi imkanı sağlamaktadır.
5. Gebelik öncesi tanı; hasta kişilerin yaşam boyu karşılaştıkları sağlık problemleri, hastalıkların tedavisindeki güçlükler ve yüksek tedavi maliyetleri ile karşılaştırıldığında çok daha faydalı ve ucuz bir tanı yöntemidir.

40. BİYOPSİ İŞLEMİ İLE EMBRİYODAN BİR HÜCRE ALINMASI BEBEĞE ZARAR VERİR Mİ?

Hayır. Günümüzde biyopsi işlemi için son derece gelişmiş teknikler uygulanmaktadır. Ayrıca biyopsi nedeniyle embriyodan bir hücre alınması embriyonun gelişmesini etkilememektedir. Bu nedenle embriyodan hücre alınması gerek işlem nedeniyle gerekse bir hücrenin eksilmesi nedeniyle bebeğe zarar vermemektedir.

41. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI İŞLEMİ NEDİR VE HANGİ ÇİFTLERDE UYGULANMAKTADIR?AVANTAJLARI NELERDİR?

Günümüzde genetik hastalıklar gebelik sırasında veya doğumdan sonra tanımlanabilmektedir. Ancak bebekteki muhtemel genetik hastalıklar ultrasonografi, amniosentez gibi yöntemler ile gebeliğin ancak dördüncü ayında belırlenebilmekte ve ciddi bir anormallik saptanması durumunda gebelik 5. ay civarında sonlandırılmaktadır. Bu durum anne ve baba adayını psikolojik ve fiziksel olarak travmaya uğramaktadır. Son yıllarda genetik bilimindeki gelişmeler henüz gebelik oluşmadan, tüp bebek yöntemleriyle laboratuvar ortamında geliştirilen embriyolar üzerinde genetik inceleme yapılmasına ve seçilmiş olan sağlıklı embriyoların anne adayının rahimine yerleştirilmesine imkan tanımaktadır. Bu yönteme gebelik öncesi genetik tanı (Preimplantasyon Genetik Tanı) adı verilmektedir. Gebelik öncesi genetik tanı, anne ve baba adayından elde edilen yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında döllendirilmesi sonucu gelişen embriyolardan bir adet hücre alınması ile gerçekleştirilmektedir. Genetik tanı için Floresence İn Situ Hibridizasyon (FISH) veya Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) adı verilen özel yöntemler kullanılmaktadır. Doğacak bebekte monozomi veya trizomi (Down sendromu ve diğer trizomiler) gibi sayısal kromozom bozukluklarının ve tek gen hastalıklarının (Hemofili, Akdeniz anemisi, kistık fibrozıs, muskuler distrofiler gibi) tanısı PGT ile mümkündür. Böylece hastalık taşımayan, sağlıklı embriyoların anne adayına transferi ile sağlıklı bebeklerin doğması sağlanmaktadır. Gebelik öncesi tanı: Genetik veya kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde, Genetik veya kalıtsal bir hastalık taşıyıcılığı bulunan çiftlerde, Daha önce genetik hastalığı olan çocuk veya çocuklara sahip çiftlerde, HLA genotyping (doku tiplemesi) yapılması amacı ile, Genetik predispozisyon gösteren hastalıkların tanımlamasında Yardımcı üreme teknikleri için kabul edilmiş ileri yaş grubundaki kadınlarda (37 yaş ve üzeri), Tekrarlayan erken gebelik düşükleri olan çiftlerde, Çok sayıda uygulanmasına rağmen yardımcı üreme teknikleri ile gebelik elde edilememiş veya düşüklerle gebeliklerini kaybetmiş olan çiftlerde, Şiddetli erkek kısırlığı ile birlikte görülen kromozom bozuklukları veya genetik hastalıklarda

42. KISIRLIK TEDAVİSİNDE IVM NEDİR?

Son zamanlardaki önemli bir yenilikte IVM(in vitro matürasyon), yani yumurtaların vücut dışında olgunlaştırılmasıdır. Tüp bebek tedavisinin en önemli basamağı kadında yumurtaların geliştirilmesidir. 1 ay kadar süren bu tedavide günlük olarak iğne formunda ilaçlar kullanılır. Ayrıca 2-3 günde bir ultrason ve kan tahlili yapılarak yumurtaların gelişimi izlenir. Yeni geliştirilen IVM de bunların hiç birine gerek yoktur. Burada kadında var olan ancak henüz olgunlaşmamış yumurtalar toplanır ve bunlar laboratuvarlarda olgunlaştırılır. Bu yumurtalar daha sonra döllenerek normal Tüp Bebek işlemi gerçekleştirilir. Bu yeni metodun birkaç avantajı vardır. En önemlisi kadınların ilaç kullanmasının gerekmemesi dolayısıyla buna bağlı tüm yan etkilerden korunulmuş olmasıdır. Diğer bir avantaj maliyetin gerek ilaç yönünden gerekse klinik yönünden azalması ayrıca tedavi süresinin kısalması ve hasta açısından kolaylaşmasıdır. Ancak bu yöntem sadece polikistik över hastalarında kullanılabilmektedir. Yeni yöntemin bazı dezavantajları da vardır, istenilen kalitede yumurtanın her zaman elde edilemeyişi veya gebelik oranlarının bir miktar düşük olması bunlardan ilk akla gelenlerdir.

43. KADINLARIN DOĞURGANLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Sigara: Yumurtalıkların östrojen salgılayan hücrelerini etkileyerek östrojen azalmasına neden olduğu gibi, yumurtalıkların genetik anomalilere daha yatkın olmasına sebep olabilir. Yumurtalıkların erken yetmezlik ve rezervinin tükenmesine ve dolayısıyla erken menopoza yol açabilen sigara, gebelikte de düşük ağırlıklı bebek, erken doğum ve düşüklere sebep olduğu bilinmektedir.

Kilo: Doğurganlığı etkileyen diğer faktörlerden biri de kadının kilosudur. Kilo artması veya azalması halinde kadınlarda doğurganlık etkilenebilir. Kilonun 10-15 persentil altına düşmesi durumunda hormonal düzensizlikler ve dolayısıyla yumurtlama bozuklukları ve adet düzensizlikleri doğabilir. Atletler, profesyonel dansçılar ve aşırı ekzersiz yapanlarda olduğu gibi az kalorili, kötü beslenme alışkanlığı olan kadınlar da risk grubu sayılır. Kilo artışı 10-15 persentilden daha fazla olan kadınlarda aşırı yağ dokusundan salgılanan yüksek miktardaki östrojen ve serum insülin düzeyinin artması sonucu yumurtlama problemlerinin geliştiği ve kadın doğurganlık sürecinin etkilendiği bilinmektedir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Genital organ infeksiyonları bazen tüplere kadar ilerleyerek tüplerin tıkanmasına ve kısırlığa neden olabilir.

Alkol: Anomalili bebek riskini arttırarak fertiliteyi dolaylı bir şekilde etkiler. Yaş: 35 yaş sonrası kadın yumurtalarının sayı ve kalitesinin düşmeye başladığı dönem olarak kabul edilir, 40 yaşından sonra ise kadınların çoğunun normal yollarla gebe kalma şansı iyice azalır.

44. TEKRARLAYAN DÜŞÜKLERDE LENFOSİT AŞISI BAŞARI ŞANSINI ARTIRIR MI?

En az dört kez Tüp Bebek denemesine rağmen hamile kalamayanlarda lenfosit aşısı başarı şansını artırabiliyor. Lenfosit aşısı, nedeni açıklanamayan kısırlığın ve tekrarlayan düşüklerin tedavisinde de kullanılıyor.

45. TÜP BEBEK İLAÇSIZ DA YAPILABİLİR Mİ?

Evet bu yöntemin adı IVM'dir. Bu yöntemde yumurtalıkları kısa süreli olarak uyaran hormon ilacı uygulandıktan sonra yada hiç ilaç kullanılmadan olgunlaşmamış yumurtalar toplanır. Toplanan yumurtalar laboratuarda olgunlaştırılarak döllenir. Döllenen yumurtalar uygun gelişim evresine ulaştığında rahim içine transfer edilir.

46. İLAÇSIZ TÜP BEBEK KİMLERDE KULLANILIYOR?

En önemli kullanım alanı ilaçlara aşırı cevap veren polikistik over sendromlu kadınlardır. Bu hastalarda ilaç kullanılmadan tüp bebek yapılması yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromunu ( OHSS) engeller. İlaçsız tüp bebek, normal yumurtalık rezervine sahip olan ancak hormon kullanmak istemeyen kadınlar içinde alternetif yöntemdir. Ayrıca yüksek dozda ilaca yanıt vermeyen veya az yumurta geliştiren hastalarda ilaçsız tüp bebek denemesi yapılabilir. Burada adetin birinci günüden itibaren izlenen hastanın folikülü (yumurtalıkta yumurtayı taşıyan içi sıvı dolu kese) belirli bir büyüklüğe ulaşınca düşük doz ilaçla izlenip toplama işlemine gidilir. Bu uygulamada başarı klasik tüp bebek uygulamalarında düşük olduğu için uygun olgularda tercih edilmeli.

47. İLAÇSIZ TÜP BEBEK'İN BAŞARI ORANI NEDİR?

IVM yöntemi ile gebelik oranları ilaçlı tüp bebeğe oranla daha düşük. Avantajlarına rağmen ilaçsız tüp bebeğin yaygınlaşmamasının temel nedeni de budur. IVM'nin daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olan kadınlar ve yumurtalıkları ilaçlara zayıf cevap veren kadınlarda kullanımıyla ilgili bilimsel bir kanıt yok. Bu tedavinin yeni umutlar açması gibi bir durum söz konusu değil.

48. HASTAYA YÜKSEK DOZDA İLAÇ VERİLDİĞİNDE DAHA MI FAZLA YUMURTA ELDE EDİLİYOR?

Genç ve yumurtalık kapasitesi iyi hastalarda yüksek dozda fazla yumurta toplanabilir. Ancak yumurtalık kapasitesi düşük kişilerde günlük 450 üniteden daha fazla ilaç kullanımının teorik olarak yumurta sayısını artırmadığı biliniyor.

49. TÜP BEBEK İŞLEMİNİ BİRDEN FAZLA DENEYENLERDE BAŞARILI OLMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

3 veya daha fazla Tüp Bebek tedavisine rağmen gebeliğin elde edilememesi 'tekrarlayan Tüp Bebek başarısızlığı'olarak tanımlanıyor. Bu duruma yol açabilecek nedenleri uygun araştırmalarla ortaya koyulması gerekir. Yeni bir tedavi öncesi bu hastalarda muhtemel genetik bir sorunun ortaya konması için öncelikle kadın ve erkeğin kromozom sayı ve yapıları'periferik karyotip'adını verdiğimiz kan tetkiki ile tespit edilir. Ayrıca hidrosonografi (rahim içine sıvı verilerek ultrason altında rahmin içindeki bozuklukların incelenmesi) veya histersokopi ( rahim filmi) ile polip, myom, yapışıklık gibi sorunlar saptanmalıdır.

50. TEKRARALAYAN BAŞARISIZLIĞI OLAN ÇİFTLERDE KAN SULANDIRICI İLAÇLAR FAYDALI MI?

Tüp Bebek denemeleri sırasında düşük dozda Asprin kullanımının faydalı olduğu gösterilmedi. Heparin ise cilt altına iğne ile yapılan bir kan sulandırıcıdır. Heparin özellikle 'antifosfolipid sendrom ' adı verilen ve pıhtılaşmaya eğilimi artıran bir durumda faydalıdır. Diğer kadınlarda Tüp Bebek başarısını artırmak amacıyla Heparin kullanımının etkinliği kanıtlanmadı.

51. BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ TEDAVİLERİ BAŞARIYI ARTIRABİLİR Mİ?

Tekrarlayan başarısız Tüp Bebek uygulaması olan veya gebe kalıpta sürekli düşük yapan hastalarda birçok neden rol oynuyor olabilir. Bu hastalar yeni bir deneme öncesinden veya gebe kalmadan evvel detaylı olarak genetik, anatomik, hormonal, enfeksiyon durumları açısından araştırılmalı. Son yıllarda immünoloji (bağışıklık bilimi) alanındaki gelişmelerle birlikte yapılan araştırmalar, nedeni izah edilemeyen düşüklerin % 80 nin bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olabileceğini ve bunların bir çoğunun yeni tedavi yöntemleri ile önlenebileceğini gösteriyor. Bağışıklık sistemi, insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan karmaşık bir sistemdir. İnsan vücudundaki hücrelerin yüzeyinde HLA olarak adlandırılan proteinler vardır. Bu proteinler anten gibi çalışarak bakterileri, virüsleri, kanser hücrelerini algılar ve inmün sistemi bunlara karşı antikorlar üretmek üzere uyarır. Hamilelik, baba ve plasentaya (bebeğin eşine) ait HLA antijenlerinden dolayı yabancı olarak algılanır. Anne adayındaki "blokan antikorlar" sayesinde bebek yabancı bir madde gibi algılanmaz. İşte, blokan antikorların üretilmediği gebelerde bebek yabancı madde gibi algılanır, bebeğe karşı gelişen immün yanıt sonucu gebelik kaybedilir.

52. GEBELİĞİN KAYBEDİLMEMESİ İÇİN YAPILABİLECEK BİR ŞEY VAR MI?

Evet, bu durumun tedavisi lenfosit aşısıdır. 1970-1979 yılları arasında deneysel çalışmaları tamamlanan bu yöntem 1978 yılından beri tekrarlayan düşüklerin tedavisinde kullanılıyor. Günümüzde nedeni izah edilemeyen kısırlık ve yardımcı üreme teknikleriyle ısrarla gebelik elde edilmeyen vakaların tedavisinde de kullanılıyor.

53. LENFOSİT AŞISI NASIL UYGULANIR?

Erkek eşten alınan kan örneğindeki lenfositler ayrıştırılır. Daha sonra bunlar adayının ön koluna 4 ayrı noktadan cilt altı enjeksiyonuyla verilir. Enjeksiyon sırasında hafif ağrı ve yanma hissedilebilir. Gebelikten önce veya tüp bebek tedavisinden önce işlem 3 kez tekrarlanır. Aşı hazırlanmadan önce baba adayı mutlaka hepatit ve HIV açısından incelenir. Hepatit taşıyıcısı olan kişilerden alınan kan aşı hazırlanmasında kullanılmaz. Anne adayının Rh negatif, baba adayının Rh pozitif olduğu durumlarda ileride kan uyuşmazlığına bağlı problemlerin oluşmaması için aşıyla beraber Rhogam (uyuşmazlık iğnesi) verilir.

54. LENFOSİT AŞISININ BEBEĞE ZARARI VAR MI?

Lenfosit aşısının anne adayına ve gelişmekte olan bebeğe herhangi bir zararı yok. Lenfosit aşısıyla tedavi gören anne adaylarının bebeklerinde doğumsal anomoli artışı veya gelişme geriliği saptanmamış. Tedavi gören kadınlarda otoimmün hastalıklarının görülme ihtimali artmaz, bu kadınların kan vermesinde veya almasında , organ transplantasyonu ( organ nakli) yapılmasında veya transplantasyon için organ vermelerinde herhangi bir sakınca yok. Lenfosit aşısı yapılan kadınların bağışıklık sisteminde de herhangi bir bozukluk meydana gelmez.

55. LENFOSİT AŞISI ETKİN BİR TEDAVİ Mİ?

Lenfosit aşısının etkinliği bilimsel kontrollü çalışmalarda tam olarak gösterilmedi. Yani uygulama yapılan hastalar aşı yapılmadan da gebe kalacak mıydı?Sorusuna cevap verecek kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.

56. BAŞARIYI ARTIRAN 8 YÖNTEM NEDİR?

1. Yardımcı yuvalanma: Embriyoların (döllenmiş yumurta ) beslenip gelişebilmesi için rahim iç zarına tutulması gerekiyor. Eğer embriyoyu çevreleyen zar gereğinden kalınsa rahime tutunma işlemi gerçekleşemez ve gebelik olmaz. Embriyonun rahim duvarına tutulmasını kolaylaştırmak için bu zar çeşitli işlemlerle inceltilebilir veya bir kısmında küçük bir delik oluşturulabilir. Geçmiş yıllarda bazı kimyasal maddeler ve enzimler kullanılarak yapılan bu işlem artık lazer sistemiyle yapılabiliyor. Lazer daha önce Tüp Bebek yöntemiyle gebelik elde edememiş kişilerde, 35 yaş ve üstü kadınlarda kullanılıyor. Ayrıca genetik tanı için biyopsi yapılacak embriyolara, dondurma-çözme sonrası elde edilmiş embriyolara, önceki denemelerinde iyi kalitede embriyo elde edilmesine rağmen gebelik olmayan vakalara, FSH hormonu sınırda yada yüksek olan olgularda uygulanıyor.


2. Endometriyal ko-kültür: Yapay rahim içi uygulaması, tekrarlayan tüp bebek tedavilerine rağmen gebe kalamayan, embriyoları yavaş veya kötü gelişim gösteren çiftlerde yeni bir umuttur. Adetin 21'inci günü rahim içinden alınan ufak bir doku örneği laboratuar koşullarında üretilerek yapay bir rahim içi dokusu oluşturuluyor ve embriyolar bu doku içinde büyütülüyor. Bu uygulama sırasında kadının kendi rahim içi (endometrium) hücreleri kullanıldığından sarılık, AIDS ve diğer riski durumlar ekarte ediliyor. Endometrial hücreler embriyo gelişimine zarar vermiyor, gelişiminin devamını salgılıyor ve büyüme şansını arttırıyor.


3. Embriyo yapıştırma: Özellikle ileri yaştaki kadınlarda ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde embriyo glue adı verilen yapıştırıcının kullanılmasıyla gebelik oranlarında artma olduğunu gösteren çalışmalar var. Ancak çiftlerin bunu bir mucize gibi algılamamaları gerekir.


4. Blastokist kültürü: Blastosist, döllenme sonrası 5'inci güne gelmiş embriyona verilen isimdir. Tüp bebek tedavisinde genel kabul gören uygulama, döllenme işlemi yapıldıktan sonraki 3'üncü günde embriyoların anne rahmine yerleştirilmesidir. Embriyoların blastosist döneminde transferinin bazı önemli avantajları var. Mesela bu döneme ulaşabilmiş embriyoları rahime tutulma ihtimali daha fazladır. Çünkü bu embriyoların 5 'inci güne kadar yaşama kabiliyeti diğerlerine göre daha yüksek.


5. Preimlantasyon genetik tanı: Anne ve babada genetik tarama yapıyoruz. Embriyolara genetik tanı yaparak hastalık bulunmayan embriyoları ana rahmine veriyoruz. Böylece ailesel geçişle anne ve babada bulunan genetik hastalık riskini de ortadan kaldırıyoruz.


6. Embriyo dondurma: Embriyoların transfer edileceği dönemde kadına ait herhangi bir sorun ortaya çıkarsa (örneğin hormon tedavisi sırasında yumurtalıkların aşırı uyarılması) o zaman tüm embriyolar dondurulup kadında hayati risk oluşturan bu tablonun gerilemesinden sonra daha emniyetli bir zamanda çözülerek transfer edilebilir. Yine rahim içi zarının(endometriumun) gebelik için uygun olmayacak bir kalınlıkta olması durumunda da embriyolar dondurularak saklanıp daha sonra rahim içinin daha iyi hazırlandığı başka bir dönemde transfer yapılabilir.


7. Tüplerin çıkartılması: Başarısız tedavi nedenlerinden biri de, tüplerin içinde sıvı birikmesi. Bu sıvı birikimi, transfer esnasında geri akımla bebeğin tutunmasına engel oluyor. Sıvı biriken tüpler ya tamamen çıkarılıyor ya ağızları kapatılıp geri sıvı akımı önleniyor.

8) Mikro-TESE: Ağır erkek kısırlığı tedavisinde uygulanan yeni bir cerrahi yöntemdir. Özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azospermi (menide hiç sperm bulunmaması) durumunda sperm elde etmek için uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Mikro-TESE yöntemi mikroskop altında yapılır. Erkek kısırlığı tedavisinde üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azospermi vakaları için uygulanan bu yeni yöntem, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere yeni bir kapı açıyor. Mikro-TESE ayakta tedavisi mümkün olan lokal ya da genel anesteziyle mikroskop altında yapılan cerrahi bir işlemdir. Bu hastalardan mikro cerrahiyle sperm elde ediliyor. Bu yöntemle elde edilen spermler, eşlerinden alınan yumurtalara enjekte edilerek ( mikroenjeksiyon) bu çiftlerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmeleri sağlanıyor. Üreme kanallarında tıkanıklık olmayanların, klasik testis biyopsisi (TESE) işlemiyle yaklaşık olarak yüzde 20'sinden sperm elde edilirken mikro-TESE işlemiyle yüzde 45'inden sperm elde ediliyor. Bu işlem, vakanın zorluğuna göre 1-4 saat içerisinde gerçekleşiyor. Lokal anesteziyle işlem olduysa kısa bir süre sonra, genel anestezi altında yapıldıysa 1-2 saat sonra hasta ayağa kalkabilir ve birkaç gün içerisinde de günlük yaşantısına döner.

57. DOKTORA BAŞVURAN ÇİFTLERE İLK YAPILAN TETKİKLER NELER?

İlk tetkikler kısırlığın sebebini bulmaya yönelik, ucuz ve hastaya zarar vermeyen incelemelerdir. Burada hastanın istekleri, yaşı, kısırlık süresi, tıbbi hikayesi, fizik ve jinekolojik muayenesi göz önünde bulundurulur. Ultrasonla kadının iç cinsel organları değerlendirilir. Öncelikle erkekten 3 -5 günlük bir cinsel perhizi takiben bir sperm analizi istenir. Daha sonra kadının yumurtlama fonksiyonu hakkında bilgi edinmek için adetin 3'üncü günü kan alınarak hormon analizi yapılır. Adet bittikten 2 gün sonra ise tüplerin açık olup olmadığını gösteren bir film çekilir. Bu işlem rahim azından boyalı bir madde verilerek yapılır. Bu tetkiklerden sonra hasta hakkında bir ön değerlendirme yapılır ve ileri tetkiklere gerek olup olmadığına karar verilir. Gerekirse beyinde bulunan hipofiz bezi, boyun bölgesinde bulunan tiroit bezi, böbrek üstü bezleri incelenir. Yada laparoskopi ve histeroskopi ile karın içi gözlenir.

58. RAHİM FİLMİNE NEZAMAN İHTİYAÇ DUYUYORSUNUZ?

Rahim filmi sayesinde rahim içinin büyüklüğü, şekli, rahim içinde bulunabilen polip, myom, yapışıklık gibi gebeliğe engel olabilecek anormal yapılar hakkında bilgi edinilir. Rahim filmine tüplerin açık olup olmadığını anlamak içinde başvuruyoruz. Rahim filmi için önce suda ya da yağda çözünen bir boyar madde vajina yoluyla rahim içine verilir. Daha sonra röntgen filmi çekilir.

59. LAPAROSKOPİ HİSTEROSKOPİ NEDİR?

Genellikle dıştan yapılan muayeneyle tespit edilemeyen rahatsızlıklar laparoskopi ve histeroskopi ile ortaya çıkabilir. Çünkü bu yolla iç organlara direkt olarak bakmak mümkün. Her iki yöntemde hem tanı konulmasına hem de işlem sırasında sorunu tedavi etmemize olanak tanıyor. Laparoskopide rahmin, tüplerin ve yumurtalıkların dış yüzleri, komşu organlar gözlenir. Histeroskopide ise rahim içi yüzüne bakılır. Laparoskopi ile endometriozis , miyomlar, yumurtalık kistleri, etraf dokularla olan yapışıklıklar ve dış gebelik tanısı konabilir. Eğer karın alt bölgesinde ağrı ve hastanın geçmişinde iltihabi akıntı hikayesi varsa, laparoskopi önerilebilir. Histeroskopi ise kısırlık, tekrarlayan düşük ve anormal kanamalarda son derece yararlı. Böylece polip, myom, yapışıklıklar, doğumsal anomaliler tespit edilebilir.

60. LAPAROSKOPİ NASIL YAPILIYOR?

Laparoskopi adet bittikten hemen sonra, genel anestezi altında yapılır. Önce göbekten ince bir iğne sokulur ve içeri karbodioksit gazı verilir. Daha sonra karın üzerinden bir santimlik bir kesi açılır ve içeri ucunda kamera olan ince bir boru sokulur. Böylece karın içi gözlenir. Eğer içeride bir sorun saptarsak, her iki kasığa iki tane, yarımşar santimlik bir kesi açarız. Yardımcı aletlerle bu kesilerden girerek içeride ameliyat yaparız. Laparoskopi mutlaka ameliyathane şartlarında uygulanması gereken işlem. Soruna göre değişmekle birlikte işlem 30 dakika-1, 5 saat arasında tamamlanıyor.

61. HİSTEROSKOPİ NASIL YAPILIYOR?

Histeroskopi de rahim ağzından sokulan bir kamerayla rahim içi gözlenir. Sorun saptanırsa bir alet yardımıyla içerideki myom, yapışıklık gibi sorunlar tedavi edilir. Hastanın ağrı duymaması için genel anestezi altında yapılması tercih edilir. Ama basit işlemler muayenehane ortamında lokal anesteziyle de yapılabilir. İşlem çoğunlukla 5-30 dakika arasında tamamlanır. Cerrahi histeroskopi ile myomlar, yapışıklıklar ve polipler rahim içinden çıkarılabilir.

62. KISIRLIK İÇİN YAPILAN TETKİKLER NE KADAR SÜREDE TAMAMLANIYOR?

Tetkikler hastanın yaşına ve kısırlık sebebine göre değişiyor. Ama genellikle 1-2 ay içinde bitiyor.

63. KADINDAKİ TÜPLERİN GÖREVİ NEDİR?

Normalde her kadında, rahimin sağında ve solunda boynuza benzeyen 2 adet tüp var. Tüpler kadının yumurtasıyla erkeğin sperminin buluşup döllenmeyi gerçekleştirdiği yerdir. Döllenen yumurtalar burada yaklaşık 5-6 gün beslenir, daha sonra rahim içine nakledilir. Böylece gebelik oluşur. Tüpler tıkalıysa sperm ve yumurta bir araya gelmez , dolayısıyla gebelik gerçekleşmez.

64. TÜPLER NEDEN TIKANIR?

Tüplerde tıkanma genellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar, geçirilmiş karın içi cerrahi işlemler, iltihabi hastalıklar ve ya endometriozis nedeniyle meydana gelir.

65. ŞİŞMANLIK KISIRLIĞA YOL AÇAR MI?

Şişmanlığın kısırlığın sebepleri arasında %6 gibi bir yer tutuyor ancak % 6 gibi oranla aşırı zayıflık da kısırlık sebebi. Araştırmalara göre kilo problemi olan kadınların %70 inden fazlası sadece ideal kiloya ulaşarak gebelik elde edebiliyor. Bu bir sürü pahalı tetkik ve tedavi yapmaktan daha hesaplı, bu nedenle, kilo problemi olan hastalarda önce bu faktörü ortadan kaldırıp buna rağmen gebelik oluşmazsa diğer tedavilere geçilir.

66. STRES KISIRLIĞA NEDEN OLABİLİR Mİ?

Stres birçok organda aktivitenin artmasına neden olur. Artan aktiviteyi böbrek üstü bezinden salgılanan hormonlar sinir sistemi yoluyla önlemeye çalışır. Ani başlayan stres kalp atışı, solunumda hızlanma, tansiyonda yükselmeye neden olur, avuç içlerinin terlemesine, soğuk ve ıslak bir hal almasına yol açar. Kronik streste ise depresyon vardır, bağışıklık sisteminde ve uyku düzeninde bozukluklar meydana gelir. Stres, bazı kadınlarda hormon seviyelerini değiştirerek düzensiz yumurtlamaya neden olabilir. Yine bazı çalışmalarda stresin tüplerde spazma ve erkeklerde sperm üretiminde azalmaya neden olduğu gösterildi. İşte bu nedenle psikolojik danışmanlığın önemini vurguluyoruz. Bunun yanı sıra kişilere, medistasyon, akupunktur, yoga gibi stres azaltıcı yöntemlerin kişiye uygulanması planlanmalıdır.  

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster. .

 
Filmi İzle

Kısırlığın Tedavisi

Kısırlığın Tedavisi

tupbebek@medistate.com.tr

Tüp bebek tedavisinde başarı için, ‘deneyim’ gerekir!

Gebelik, evrenin mucizelerinden birine şahit olmaktır. Başlangıcından bitişine kadar her aşamasında heyecan, katlanarak artar. Tamamen sağlıklı bir çiftin, bir aylık dönemde, iki ya da üç gün aralıklarla düzenli ilişkide bulunması durumunda, gebelik şansı yüzde 20 civarında oluşmaktadır. Bu şartlarda bir çiftin şansı, altı ayın sonunda yüzde 60, bir yılın sonunda ise yüzde 85 oranlarına yaklaşıyor.

Medistate Kavacık Hastanesi, hasta dostu bakış açısı ile oluşturduğu Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi’nde güncel teknolojinin olanaklarının yanında, konusunda deneyimli ekibiyle fark yaratmayı hedefliyor.

Genetik konusunda merkezin başarı şansını artıracak tüm yeni teknolojiyi kullanmak hedefleri arasında ve bu amaçla merkezde kadın doğum, üroloji, genetik doktoru, psikoloji, beslenme gibi multidisipliner bir takım çalışması uygulanıyor.

Başarılı Bir Tüp Bebek Merkezini Nasıl Olmalı?

Tüp bebek tedavisi aslında hasta için gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak yorucu bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle tedavi süresince hastalara şefkat odaklı yaklaşmak gerekmektedir.

Başarı kriterlerinin en önemli anahtarı ise çalışan ekibin konusunda deneyimli olması ve merkezin uluslararası standartlara uygun çalışmasıdır.

Başarılı bir tüp bebek merkezinin önceliği sadece gebelik oluşturmak değil, eve bebek götürme oranının yükselmesi için teknolojinin en son olanaklarından faydalanabilmeyi kullanmaktan geçer.

Kısırlık Tedavisinde Farklılıklarımız

Ekibimizde erkek kısırlığı ile ilgili üroloji uzmanımız ve genetik doktorumuzun yönetiminde hormonal ve genetik tetkikler yapıldıktan sonra sebebe yönelik tedavi yapılmaktadır.

Çağın en gelişmiş ve en çok kullanılan yöntemi olan mikroenjeksiyon için hastalarımızdan doğal ve cerrahi yolla elde edilen kendi spermleri kullanılmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, tüp bebek tedavisi pek çok uzmanlık dalı ile birlikte çalışma gerektiren multidisipliner bir tedavi yöntemini gerekli kılmaktadır.

Tedaviye başlayan çiftlere, mutlaka stres yönetimi konusunda bu durumu ölçen testler ile tespit yapılıp bununla başa çıkmanın özel ruhsal çalışmaları içinde meditasyon, yoga gibi tedaviler ve akupunktur gibi alternatif tıp tedavileri ile yardımcı olunmaktadır.

Kısırlığın Araştırılmasında İlk Adım Ne Olmalı?

Çiftleri beraber gördükten sonra, infertilite nedenini saptamak için basit ve çabuk ilk yapılacak test erkeğin sperm analizinin incelenmesiyle başlamıştır.

Günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli toksik etkilere maruz kalan erkeklerin sperm parametrelerinin bozulduğu gerçeği yadsınamaz bir sonucu ortaya çıkarmaktadır. Sperm incelemelerinin üreme sağlığı laboratuvarlarında deneyimli kişilerce yapılması teşhis ve tedavide önem arz etmektedir.

Kadın infertilitesinin tetkikinde ise biraz daha uzun zaman dilimi karşımıza çıkıyor. Zira anatomik yapıların doğal olduğunun tanımlamasının yapıldığı muayene bulgularından sonra, yumurta rezervi ve bu yumurtaların kanallardan geçişini araştırması amacıyla kanalların ilaçlı bir madde ile görüntülenmesi gibi bazı testler yapılmaktadır. Günümüzde ofis histereskopi dediğimiz ışıklı bir alet ile rahim içinin ayrıca incelenmesi gerekebilir.

Sonuç olarak baktığımız zaman kısırlık sebeplerinin erkek ve kadında yüzde 50 oranında paylaşılmış olduğunu görmekteyiz.

Embriyoloji Laboratuvarı

Tüp bebek merkezinin mutfağı embriyoloji laboratuvarıdır. Bu bölümde çalışacak embriyologların konusunda deneyimli olması ve güncel gelişmeleri takip edebilecek kapasitede olması gerekmektedir. Ayrıca laboratuvarın teknolojik altyapısı, hava temizliği ve hijyen kuralları uluslararası standartların gereği olan kalite kontrol sistemleri ile yapılmalıdır.

Genetik Tanı ve Önemi

Ülkemizde akraba evliliklerinin yüzdesinin fazlalığı, anomalili doğum veya düşük riskini arttırmaktadır. İşte bu nedenle, geçmişlerinde böyle problem yaşayan hastalar veya başarısız tüp bebek geçmişi olan hastalarda, preimplantasyon geni tanı (PGD) ile tanımlanan embriyodan biyopsi ile sağlıklı embriyo seçimi yapılmakta ve başarılı sonuçlara imza atılmaktadır.

Medistate olarak biz bugün teknolojinin imkanları içinde, bu gibi hasta gruplarına daha sağlıklı embriyolar, daha sağlıklı gebelikler oluşabilmesi için yardımcı olmayı planlıyoruz.

Bunun yanı sıra bazı kanser türlerinin tedavisinde kardeşten tedavi amacıyla yararlanmak gerekiyorsa HLA doku uyumlu bir bebek dünyaya getirerek, tedavi mümkündür.

Medistate Tüp Bebek Merkezi’nin hedefi de işte halen çok az merkezde yapılabilen bu teknolojilerin uygulanabildiği bir merkez olabilmektir.

Medistate Tüp Bebek Merkezi’ni ön plana çıkaran özellikleri neler?

Medistate Tüp Bebek Merkezi’nde önemli yatırımlar yapılmış olup halende yapılmaya devam etmektedir. Bu amaçla genetik taramaların da içinde olduğu teknolojilerin kullanılmasını sağlayan geniş kapsamlı bir sistemin kurulmasını planlamaktayız.

Amacımız, tüp bebek tedavisi sonrasında sağlıklı gebeliklerin oluşması için dünyada uygulanan en yeni genetik testlerin kullanılması ile hastalara mutlu ve sağlıklı bir sonuç vermektir.

Medistate olarak bugün teknolojinin tüm imkanları içinde, tüm hasta gruplarına daha sağlıklı embriyolar, daha sağlıklı gebelikler oluşabilmesi için yardımcı olmayı planlıyoruz.

Tedaviye başlayan çiftlere, mutlaka stres yönetimi konusunda bu durumu ölçen testler ile tespit yapılıp, bununla başa çıkmanın özel ruhsal çalışmaları içinde meditasyon, yoga gibi tedaviler ve akupunktur gibi alternatif tıp tedavileri ile yardımcı olunmaktadır.

Kısırlığın nedenleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çiftin bir yıl boyunca hiçbir korunma yöntemi kullanmaksızın ilişkide bulundukları halde gebelik oluşmaması durumunda kısırlıktan (infertilite) söz ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre, bir yılın sonunda gebe kalmayı planlamış ancak gebe kalamamış çift oranı yüzde 15’tir. İşte bu nedenle günümüzde kısırlık şüphesi ile gelen hastaların bir çift olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Genel olarak kısırlık nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Erkekte sperm anomalileri

2. Kadın yaşının 35’in üzerinde olması

3. Kadında yumurtlama düzensizliği

4. Düşük over rezervi

5. Kadında her iki tüpün fonksiyon kaybı veya tıkanıklığı

6. Kadında endometriozis, enfeksiyon, myom, polip gibi bazı kadın hastalıklarının varlığı

7. Üreme organları etrafında geçirilmiş ya da halen bulunan bazı hastalıklar

Kimi zaman bu nedenlerden sadece biri sorumlu olabileceği gibi kimi zaman da birkaç neden birlikte bulunabilmektedir.

Bunun dışında erkekte ve kadında hiçbir neden olmadığı halde gebelik görülmemesi açıklanamayan kısırlık olarak tanımlanmakta ve bu grup, çiftlerin yüzde 10’unu oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, kısırlığın nedeni tespit edildikten sonra tedavi şekli ve uygulama protokollerine karar vermek, çifti ekonomik ve başarılı bir zaman dilimi içinde başarılı sonuca götürecektir.

Yeni genetik gelişmeler tüp bebek uygulamalarında fark yaratıyor

Genetik uygulamalar, tüp bebek hastaları için özellikle üst üste başarısız tüp bebek denemeleri yaşayan eşler için, üst üste düşükleri olan ya da genetik hastalıklı bebek öyküleri bulunan eşler için tek çözüm olabilmektedir. Unutmamak gerekiyor ki tüm bu problemler sadece şans ile oluşmuyor. Mutlaka bir sebepten kaynaklanıyor ve ancak bu sebebe yönelik önlemler alınarak üstesinden gelmek mümkün oluyor. Genetik testler, bu sebepleri araştırarak, ortaya koymayı hedefliyor.

Başarısız tüp bebek denemeleri olan ya da tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan eşlerin probleminin dengeli kromozomal taşıyıcılıklar ve hatta polimorfizmlerin olabileceğine dikkat çekiyoruz. Eşlerde yapılacak bir kromozom analizi testinin, bazen tüm soruların cevabı olabilirç İşte bu amaçla eşlerde dengeli kromozomal taşıyıcılık saptanması, hatta polimorfizm denilen zararsız varyasyonların saptanması bu eşlerin yeni denemelerinde gebelik ve sağlıklı bebek şansını elde etmelerinin kapısını açabilmektedir.

Embriyolarda genetik tarama tüp bebek başarısını nasıl artırmaktadır?

Tartışmalı olan bu konuda son yıllarda mikro array yönteminin kullanıldığı vakalarda FISH yöntemine göre gebelik oranlarının arttığı ve gebeliklerin düşükle sonuçlanma riskinin azaldığı ortaya konulmaktadır.

Mikro array yöntemi ile embriyonun taranması nedir?

Mikro array teknolojisi embriyonun genetik materyalinin çok detaylı olarak analiz edilmesini sağlamaktadır. FISH teknolojisi ile sadece birkaç kromozom analiz edilebilmekteyken mikro array teknolojisinde embriyonun tüm kromozomları hatta tüm DNA’sı oldukça yüksek çözünürlükle kontrolden geçirilebilmektedir ve bu teknoloji embriyonun genetik materyalini yaklaşık 6000 noktadan kontrol edebilmesini sağlamaktadır.

Akraba evliliklerinde genetik hastalık riski önlenebilir mi?

Bu çift embriyoların genetik olarak ayıklandığı (PGD) tüp bebek yöntemi ile sağlıklı bebek sahibi olunabilmektedir.

Heterozigot tarama testi nedir?

Bu test, gebelik planlayan eşlerde çekinik (resesif) genler ile aktarılan genetik hastalıkları taşıyıp taşımadıklarını ortaya koyan tarama testi. Testin temeli, çekinik olarak kalıtılan ve bu sayede taşıyıcı yani heterozigot bireylerde gizli ve sessiz olarak bulunan hastalıklara ait genlerin toplu halde analiz edilmesine dayanmaktadır.

Kemik iliği nakli gereken çocuklar için doku uyumlu kardeş bu teknoloji sayesinde mümkün müdür?

Günümüzde kemik iliği naklinden başka bir tedavi olanağının bulunmadığı hastalıklardan (lösemiler, kan hastalıkları ve bazı bağışıklık sistemi hastalıkları gibi) muzdarip bebekler ve çocuklar için doku uyumlu verici (donör) bulunması çok büyük bir problem olup bu hastalar için en etkin ve güvenilir yol kendisi ile aynı doku genlerini (HLA allellerini) almış kardeş sahibi olmaktan geçmektedir.. Bu işlem de yine PGD yöntemi ile embriyoların seçildiği tüp bebek uygulaması sayesinde mümkün olabilmektedir. 

Tüp Bebek Merkezi

Bazen
Mucizeler Bile
Yardım İster..

 
Filmi İzle

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--