Medistate

Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları

Burun Tıkanıklığı, Sinüzit ve Tedavileri

Burun Tıkanıklığı, Sinüzit ve Tedavileri

1. BURUN TIKANIKLIĞINA YOL AÇAN NEDENLER NELER?

Burundan rahat nefes alma beynimizden kalbimize, saç telimizden ayak tırnağına kadar her organımız için hayati önem taşır. Rahat nefes alamamak baş ağrısına, sabah yorgun bitkin uyanmaya, gün içinde uyuklamaya meyil oluşturmaya, kronik yorgunluğa sebep olan bir durumdur.

Her iki burun deliğinin gün içerisinde belli aralıklarla tıkanıp açılması normal kabul edilir. Fakat sürekli olan burun tıkanıklıkları, çözülmesi gereken sorunları bize işaret eder.

Üst solunum yolu enfeksiyonları, kronik sigara kullanımı, kötü hava koşulları, ya da kısa süreli alerjik sorunlar nedeniyle burun tıkanır. Bu durumlarda çözüm daha çok burun açıcı spreyler, alerji ilaçları, tuzlu bikarbonatlı su kullanılması, denize girilmesi gibi basit yollardır.

Uzun süreli burun tıkanıklığı genellikle burun orta direğinin eğriliği (Deviasyon), burun eti (Konka) büyüklüğü, Geniz eti büyümesi, nazal polip( alerji veya sinüzit kaynaklı olabilir), Kronik sinüzit yıllardan beri olan burun tıkanıklığının bir sebebi olarak karşımıza çıkabilir. Uzun süreli alerjik nezle (Rinit) kronik burun tıkanıklığının başka bir sebebi olabilir. Alerji dışındakiler genellikle basit kısa operasyonlarla çözülebilecek sorunlardır.

Çocuklarda burun tıkanıklıklarının en sık sebepleri ise alerjik sorunlar ve geniz eti varlığıdır. Çözüm ise alerji tedavisi ve geniz eti alınmasıdır.

2. TIKALI BİR BURUN NE ZAMAN SAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDİYOR?

Burun tıkanıklığının çok uzun yıllar devam ettiği durumlarda kalp ve akciğer problemlerinin arttığını görmekteyiz. Kronik üst solunum yolu tıkanıklıklarının horlamayı, uykuda nefes durmasını, tansiyon problemlerini, ritim bozukluklarını, astımı arttırıcı etkilerini, cinsel işlev bozuklukları kalp krizi beyin kanamasını ortaya çıkardığını biliyoruz.

Burnu bütün organlarımızın sağlığı için bu kadar önemli kılan nokta, hücrelerimizin yaşayabilmesi için temel madde olan oksijeni, sağlıklı bir şekilde bünyemize ulaştıran organ olmasıdır.

Burnun sürekli tıkalı olduğu durumlarda hayatımızın bir döneminde az önce bahsettiğimiz sorunlarla karşılaşabiliriz.

Uzun süre tedavi edilemeyen burun tıkanıklıkları sağlığımızı tehdit etmektedir. Gerek ilaç tedavisi ile gerekse cerrahi olarak bu sorunu çözmek zorundayız.

3. HASTALARIN EN BÜYÜK ŞİKAYETLERİ NELER?

Burun tıkanıklığı, burundan yeterince nefes alamama, baş ağrısı, horlama ya da sabah yorgun bitkin uyanma, burun akıntısı, geniz akıntısı, gün içinde iş performansının düşmesi, kronik yorgunluk başlıca şikâyetlerdir.

4. HANGİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR?

  • Devamlı ağız solunumu yapmak zorunda kalındığı için sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonları ve müzminleşmiş farenjit gelişebilir.
  • Horlama ve uyku bozuklukları gelişir.
  • Uykuda nefes durması bunun sonucunda da tansiyon ve kalp ritim bozukluğu gelişebilir.
  • Astım olanlarda sorunların arttığı görülür.Sabahları ağız kuruluğu gelişir.
  • Cinsel fonksiyon bozuklukları olur.
  • Psikolojik sorunlar gelişmesine yatkınlık olur. Bu hastalar özellikle sinirli olduklarından yakınırlar.Ses kalitesi bozulur ve burundan konuşma gelişir.
  • Çocuklarda geceleri boyun ensede terleme ve bazen altını ıslatma problemleri olabilir.
  • Kronik yorgunluk sendromu gelişebilir.
  • Migreni tetikleyerek kronik baş ağrısı sorunlarına yol açabilir.

5. RAHAT BİR NEFES İÇİN HANGİ YÖNTEMLERE BAŞVURULUYOR?

Öncelikli olarak ilaç tedavisiyle kronik sinüzit, alerjik rinit, burun eti büyümesi sorunları giderilmeye ve burun tıkanıklığı ortadan kaldırılmaya çalışılır. Şayet düzelme olmuyorsa operasyona başvurulabilir.

6. AMELİYAT NE ZAMAN ŞART, NASIL KARAR VERİLİYOR? TIKANIKLIK İÇİN NASIL BİR OPERASYON UYGULANIYOR?

Burun eti büyümesine bağlı burun tıkanıklığını ilaç tedavisine rağmen çözemiyorsak, burun etlerini radyo frekans ve ya lazer ile küçültüp solunum yolunu açıyoruz. Kronik sinüzite bağlı tıkanıklıklarda ilaç tedavisine cevap vermeyen vakalarda balon ile, lazer ile, endoskopik navigasyonlu operasyon yöntemleriyle sinüzit tedavisi amaçlı operasyonlar uygulanabilir.

Burun deviasyonu dediğimiz kıkırdak eğikliklerinde burun tıkanıklığı olgularında ilaç tedavisi maalesef işe yaramıyor ve solunum yolunu açmak için endoskopik ya da klasik yöntemlerle cerrahi olarak tedavi uygulayabiliyoruz.

Burun deviasyon operasyonları önceden yapılanlara göre günümüzde oldukça değişmiştir. Eskiden bu operasyonlar lokal anestezi ile yapılırdı ve ağrılı ameliyatlar olarak bilinirdi. Ameliyat sırasında oldukça kaba aletler kullanılırdı. Ameliyat sonrası kullanılan tamponlar bez tamponlardı ve çıkarılırken ağrıya sebep olurdu. Hastalar ameliyattan sonra belki birkaç gün hastanede yatmak zorunda kalıyordu.

Günümüzde yaptığımız operasyonlar ise genel anestezinin üstün konforundan faydalanılarak yapılan ağrısız operasyonlar halini almıştır. Artık bu operasyonlar endoskopi eşliğinde mikro aletler kullanılarak yapılan endoskopik septoplasti denilen şekle bürünmüştür ve bilgisayar ekranından takip edilerek, kameralar eşliğinde yapılan basit operasyonlar halini almıştır.

Bu operasyon sonrası akşamında aynaya baktığınızda dikiş morarma şekil değişikliği alçı şişme ve ya yüze kan oturması görünümü ve problemi olmaz. Yani operasyon öncesi yüz neyse sonrasında da tıpatıp aynısını görürsünüz. Morarma şişme alçı dikiş estetik operasyonunda olur çünkü kırılarak yapılıyor. Gerçi rinoplasti operasyonunda da ultrasonik alet ile kırmadan morarmadan operasyon yapılabiliyor.

Ameliyat sonrası aynı gün taburcu olan hastalar birkaç gün içerisinde işlerine devam edebilmektedirler.Teknolojinin sağladığı bu konfor ve ağrısız operasyon teknikleri belki hastalarıdan daha çok hekimleri memnun etmektedir.

Çocuklarda Orta Kulak İltihabı

Çocuklarda Orta Kulak İltihabı

KIŞ MEVSİMİNDE ORTA KULAK İLTİHABINA DİKKAT!

Çocuklarda kulak ağrısı, tıkanıklık ve işitme kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan orta kulak iltihabı özellikle kış mevsiminde çocuklarda çok sık görülen hastalıklardandır.

5 yaşına kadar birkaç defa bu hastalığa yakalanıyorlar

Üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti, büyük bademcikler, alerji, bağışıklık sisteminin zayıflaması, anatomik bozukluklar ve genetik yatkınlıkların orta kulak iltihabına sebep olan en sık nedenlerdendir.  Bu hastalığın çocuklarda çok sık görülmesi östaki borusunun yatay bir şekilde ve kısa olmasından kaynaklanır. Bu yüzden bakterilerin orta kulağa geçişi kolaylaşır. Çocukların büyük bölümü 5 yaşına kadar bu enfeksiyona birkaç kez yakalanır, 6 ayda 3 defadan fazla orta kulak iltihabı geçirilmesi ise hastalığın kronikleşme eğilimi içinde olduğunu gösterir.

Belirtileri nelerdir?

Çocuklarda orta kulak iltihabının ortaya çıkması halinde en sık görülen belirtinin Kulak ağrısıdır. İşitme kaybı, kulakta dolgunluk tıkanıklık semptomları da belirtiler arasındadır. Ayrıca, bebeklerde huzursuz olma, sık ağlama, beslenme zorluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda en kısa sürede bir hekime başvurulması gerekir. Ateş yükselmesi, ense sertliği ve kusma şikayetleri ise ciddi Orta kulak iltihabı yan etkileri olabileceğini gösterir ve acilen KBB doktoruna başvurulmalıdır.

Orta Kulakta sıvı için ne zaman ameliyat olmalı?

Orta Kulakta sıvı bir orta kulak iltihabı yan etkisidir. Çocuğa kesin tanı konulduktan sonra öncelikle antibiyotik ve ek yardımcı tedaviler ve önlemlerle Orta Kulakta sıvısı tedavisi ile kulaktaki iltihabın yok edilmesinin hedeflenir.  Çocukta işitme kaybı az ise ve kulakta çok fazla veya sık sık sıvı birikmesi yoksa acil bir ameliyat gerekmez. Ancak, kulakta sıvı birikmesi atakları sıklaşırsa veya sürekli hale gelirse İşitme kaybı gittikçe artıyor ve tympanogram testinde bu bulgu varsa ameliyatın biran önce yapılması gerekir. Orta kulak ameliyatı kulak zarının çizilmesi veya kulağa tüp takılması yoluyla yapılabilir. Öncelikle kulak zarına çizik atılarak içinde biriken sıvının boşaltılmasının hedeflenir, ancak sıvı tamamen boşaltılamaz ise kulağa tüp takılarak çocuk rahatlatılır.

Orta kulak iltihabından korunmak için ne yapmalı?

-Bebekler anne sütü ile beslenmeli. Anne sütü bağışıklık sistemini daha güçlü tuttuğundan hastalığa yakalanma riskini de azaltıyor.

-Bebek ve çocukların hijyen koşullarına dikkat edilmeli

-Çocuklar sigara dumanına kesinlikle maruz kalmamalı

-Kalabalık ortamlarda üst solunum yolu enfeksiyonları daha hızlı yayıldığından ve dolayısıyla orta kulak iltihabı olma ihtimali arttığından, bebek ve çocuklar olabildiğince bu tür yerlerden uzak tutulmalı

Tiroid Nodülleri

Tiroid NodülleriTiroid NodülleriTiroid Nodülleri

Tiroid nodülleri toplumdaki her 2 kişiden 1’inde görülecek kadar yaygın bir sorun. Hiçbir belirti vermemesi hastaların büyük çoğunluğunun bu sorundan habersiz yaşamalarına neden oluyor. Bilinmesi gerekenleri Kavacık Hastanesi Kulak Buran Boğaz uzmanları anlatıyor...

Tanı Nasıl Konur?
Öncelikle hastanın T3, T4 ve TSH dediğimiz hormon değerlerine bakılır. 1 cm'nin üzerindeki nodüller elle fark edilebilir. Daha küçük olanlar ultrasonla tespit edilebilir. Ayrıca sintigrafi ile nodülün sıcak mı yoksa soğuk nodül mü olduğunun ayrımı yapılır.

Kanserleşme Açısından Kimler Risk Altındadır?
Nodüllerin %90’ı iyi huylu tümörlerdir; %10’unda kanserleşme riski vardır. 20 yaş altı ve 60 yaş üstü kişilerde nodüllerin kanserle ilişkili olma olasılığı daha yüksektir. Ailesinde tiroit kanseri hikayesi olanlarda, daha önce vücudunun herhangi bir bölgesine ya da boyun bölgesine radyasyon almış kişilerde de kanserleşme riski daha yüksektir.

Kontroller Hangi Sıklıkla ve Nasıl Yapılmalıdır?
Ultrason incelemeleri sonucunda elde edilen verilere göre, nodüller düzensiz bir yapıya sahipse, içerisinde kireçlenmeler taşıyorsa, gittikçe büyüyorsa, dokuya yapışıksa bunlarda kanserleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünerek ince iğne biyopsisine göndermek gerekir. Başka bir bakış açısıyla, riskleri azaltmak için, şüpheli ultrason sonucu olan her nodül için biyopsi gerekir.
Biyopside temiz çıkan hastalar takibe alınır. 6 aylık takip sonucunda büyüme tespit edilirse tekrar ince iğne biyopsisine başvurulur. Bu süre zarfında herhangi bir değişiklik görülmemişse takip devam eder.
1 cm üzerinde, biyopsisi şüpheli çıkan hastalarda ve biyopsi sonrasında kanser hücresi tespit edilen hastalarda ameliyat önerilir.
1 cm’den küçük nodülleri olan kişilerin de 6 ay aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Büyüme tespit edilirse biyopsi gerekir.
Birden çok nodülü olan hastalarda ise ulaşılabilen tüm nodüllerden biyopsi alınmalıdır.

Tiroit Cerrahisi Deneyim Gerektirir
Tiroid ameliyatlarında eskiden uygulanan tiroidin bir kısmının alınması yaklaşımı artık uygulanmıyor. Nodülün yerleşimine göre, ya tek lob ya da iki lob birden tamamen çıkarılıyor. Halen en sık tercih edilen yöntem açık cerrahidir.
Tiroit cerrahisi deneyim gerektirir. Çünkü ses telleri sinirleri ve vücudumuzun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezi gibi çok hassas noktalara yakındır. Tiroid cerrahisi kişiye özel yapılır. Ameliyatların deneyimli cerrahlar tarafından yapılması ve bu hassas bölgelerin korunması gerekir.

Ameliyat Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tiroit bezlerinin tamamı çıkarıldıysa hastanın ömür boyu tiroit hormonu kullanması gerekir. Özellikle kanser hastaları düzenli olarak takip edilmelidir.

Burun Estetiği

BURUN ESTETİĞİ (RİNOPLASTİ)

Rinoplasti olarak isimlendirilen bu cerrahi işlemde amaç burun şekil bozukluğunu düzeltmektir. Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılması mümkündür. Çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinen rinoplasti de bazen burunu büyültmekte amaçlanır.

Doktorunuzla görüşmeden önce burnunuzla ilgili tüm problemlerinizi belirlemeniz faydalı olacaktır. Nefes almanız, burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla birlikte bu problemlerin çözümünü mümkün hale getirecektir. Burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip nelerin düzeltilemeyeceğini doktorunuzla mutlaka tartışın.

Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası hayal kırıklığından kurtulmanın yolu bu dönemi iyi değerlendirmek ile mümkündür. Bu ameliyatta doktorunuzla birlikte davranmanız hem sizi hem doktorunuzu rahatlatacaktır. Yardımlaşma tüm ameliyat döneminizi zevkli bir uğraşı haline dönüştürecektir Farklı beklentiler daha yolun başında doktorunuzla sizi karşı karşıya getirecektir. Sizin için çok büyük kusurlar cerrahi olarak basit bir işlemle düzeltilebilirken çok küçük bir ayrıntı bazen zor bir cerrahi ile ancak düzeltilebilmektedir.

Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yapmaktır. Bu cerrahi işlem şüphesiz mevcut kumaşla yapılacaktır Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını belirler. Amaç yüzünüze ilgisiz bir burun yapmak değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burunu yapmak sorunları çözmeyecektir. Yüzünüze en uygun burunu yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Burunun bazı yerleri küçültülürken bazı yerlerinin büyültülmesi ile yüzde iyi görünen burun sağlanmaya çalışılır. Burun deliklerinin aşırı görünmediği, diri, kemik çatının kaybedilmediği ve ameliyatlı olduğu izleniminin saklanması önemlidir.

AMELİYAT VE SONRASI

Burun estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır.

Ameliyat süresi 1-1,5 saati aşmamaktadır. Ancak özel durumlarda bu süre daha uzun olabilmektedir.

Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda görülmektedir. Burun içinde bir gün kalacak tampon ya da nefes almanıza engel olmayacak özel bir sünger ve burun dışını saran minik bir alçı ile uyanacaksınız.

Ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. Bir gün sonra burun içi boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir.

Aşırı sıcak olmayan bir mekan da başınız hafif yukarda ya da oturur durumda istirahat etmeniz önerilir. Burununuz ile ilgili yorumu bu konunun uzmanları bile ancak eski burunu göz önüne alarak yapabilmektedir. Zaman içinde burnunuzla ilgili değişiklikleri doktorunuzla birlikte takip etmeniz en uygun yol olacaktır.

Giriş

Medistate Kavacık Hastanesi, kulak burun boğaz ve baş- boyun bölgesi hastalıklarının tanı ve tedavisi, poliklinik ve ameliyathanelerde bulunan ileri teknolojik ekipman ve görüntüleme sistemleri eşliğinde, uzman bir ekiple endoskopik ve mikroskobik cihazlarla yapılmaktadır.

Medistate Kavacık Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nde kepçe kulak deformitesi düzeltilmesi, kulak kanalında bulunan tıkaç (buşon), enfeksiyon, akıntı, egzema vb. hastalıklar, kulak zarı delik onarımı (timpanoplasti), kireçlenme (otoskleroz) cerrahisi, orta kulak iltihabı, orta kulakta sıvı birikmesi (efüzyonlu otitis media) tedavisi, kulağa tüp uygulaması, işitme kayıpları, kulak çınlaması (tinnitus) vb. hastalıkların değerlendirilmesi yapılmakta, kafa tabanı cerrahisi, burun ve sinüs hastalıkları, baş- boyun hastalıkları, baş- boyun şişlikleri ileri tanı ve cerrahisi uygulanmaktadır.

Horlama

Horlama

Horlama nedir?
Horlama, uyku sırasında burun, yumuşak damak ve yutak bölgesindeki dokular arasında oluşan darlık nedeniyle ortaya çıkan ses olarak tanımlanabilir. Normal yetişkinlerin yaklaşık %45’i zaman zaman, %25 ise sürekli olarak horlamaktadır.

Horlama neden önemlidir?
Horlama iki nedenden ötürü ciddi bir rahatsızlıktır.

  • Sosyal nedenler: Horlama toplumda ve aile yaşantısında ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Horladığı bilinen kişi toplumda alay konusu olmakta, gezilerde oda arkadaşlığı istenmemektedir. Ailesinde kişilerin uykusuzluğundan sorumlu tutulmakta, hatta eşiyle odalarını ayırmak zorunda kalabilmektedirler.
  • Tıbbi nedenler: Horlama, çok ciddi sağlık problemlerine yol açan “uyku apnesi” hastalığının en önemli belirtisidir.

Uyku Apnesi nedir?
Uyku apnesi, uyku sırasında üst solunum yollarında daralma veya tam kapanmaya bağlı olarak solunumun en az 10 saniye durmasıdır. Bu durumun saatte 5’den fazla olması hastalık olarak kabul edilir.

Uyku apnesi neden önemlidir?
Uyku apnesi sırasında kandaki oksijen seviyesi azalır. Bu durum kalpte zorlanmaya neden olarak zaman içerisinde tansiyon yükselmesine (hipertansiyon) neden olur. Bunu yıllar içerisinde kalp yetmezliği izler. Ayrıca uykudaki bu her nefes durması, kişinin dinlenmesini sağlayan derin uykuya geçişi engeller. Kişiyi sabahları baş ağrısıyla ve zor uyanan; gün içinde de yorgun, uykusuz ve konsantrasyon güçlüğü çeken biri haline getirir. Bu kişiler gün içinde uyuklamaya eğilimlidirler. Günümüzde trafik kazalarının önemli nedenlerinden biridir. Hormonal dengedeki bozukluk ve yorgunluk nedeniyle kilo almaya yatkındırlar. Ayrıca bu kişilerde kalp krizi, felç, unutkanlık, cinsel isteksizlik ve güçte azalma, depresyon gibi hastalıklar sıklıkla görülmektedir.

Uyku apnesinin tanısı nasıl konmaktadır?
Horlama şikayeti ile başvuran hastaların ayrıntılı kulak burun boğaz muayeneleri yapılmalıdır. Ardından gerekli görülen hastalarda tanıda en önemli basamak olan uyku testi (Polisomnografi) istenerek ve uyku laboratuvarında bir gece uyutularak hastalığın varlığı, şiddeti, yatış pozisyonuyla ilişkisi, eşlik eden başka hastalık olup olmadığı, uyku sırasındaki kan oksijen düzeyleri hakkında bilgi edinilir.

Horlama ve uyku apnesinin tedavisi nasıl yapılmaktadır?
Horlama ve uyku apnesinin tedavisinde 2 seçenek bulunmaktadır.

  • Cerrahi tedavi: Bu tedavide öncelikle ameliyathane şartlarında “uyku endoskopisi” yapılarak solunum yolunda daralma ve kapanma yapan bölge net olarak tespit edilir. Ardından bu bölgeye yönelik girişimler yapılır. Bu girişimler burun, burun eti (konka), yumuşak damak, bademcik ve dil köküne yönelik olabilirler ve çeşitlilik göstermektedirler.
  • Maske (CPAP) tedavisi: Bu tedavide hasta genellikle burun yoluyla uygulanan ve hava üfleyen bir maske kullanarak uyur. Solunum yoluna uygulanan bu basınçlı hava sayesinde solunum yolları daralması engellenmiş olur.

Uyku apnesi nedeniyle tedavi olunmazsa yaşanabilecek sorunlar nelerdir?
Uyku apnesi tedavi edilmedi taktirde hayat kalitesini önemli ölçüde düşüren bir rahatsızlıktır. Kişilerde gün boyu halsizlik, uyku hali yaratmakta sonuç olarak iş ve trafik kazalarına konsantrasyon güçlüğüne neden olmaktadır. Ayrıca uyku apnesi bulunan kişilerde hipertansiyon sıklığı artmıştır. Ayrıca bu kişilerde cinsel fonksiyon bozuklukları depresyon gibi rahatsıklıkların görülme sıklığında artma saptanmıştır.

Geniz Eti - Bademcik

Geniz Eti - BademcikGeniz Eti - Bademcik

Geniz Eti Sorunları Mutlaka Tedavi Edilmeli

Tedavi edilmeyen geniz eti büyümesi çocuklarda horlama, ağız açık uyuma, alt-üst çene oranının bozulması, yüzde asimetri, büyüme geriliği, işitme kaybı, çok zor iyileşen sinüzit atakları ve tedaviye dirençli orta kulak iltihaplarına yol açabiliyor. Ayrıca geniz eti problemi özellikle çocuklar için, ağız, diş, boğaz enfeksiyonlarına neden olduğu için de önem taşıyor.

Geniz eti üç yaşına kadar vücudumuzun savunma mekanizmasının bir parçası olarak görev yapıyor. Savunma hücresi salgılama görevini üç yaşından sonra bırakıyor. Bademciklere benzer şekilde görev yapan bu doku burnun gerisinde ağızdan bakıldığında küçük dilin üstünde yer alıyor ve bademcikler gibi çocuğun boğazına bakmakla görülmüyor. Geniz etinde büyüme veya iltihaplanma ortaya çıktığı zaman, mutlaka tedavi edilmesi gereken sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Geniz eti nedir, sorun nasıl ortaya çıkar?

Burun ve boğaz arasına yerleşmiş bir doku olan geniz etinin görevi üç yaşına kadar burundan giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalamak ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretmek.

Karnabahara benzer bir yapıdır ve askıda durur. Geçirilen enfeksiyonlar ve var olan alerji, bu yapının büyümesine neden olur. Enfeksiyon sonrasında geniz eti büzülerek küçülür ama hiçbir zaman eski boyutuna ulaşmaz, az da olsa büyük kalır. Arka arkaya geçirilen enfeksiyonlar ve alerji atakları sonrasında ise geniz eti çok büyük bir noktaya ulaşarak bulunduğu geniz bölgesini tamamen kaplar. Geniz bölgesinin ön duvarında burun delikleri, arka duvarında omurgalar yan duvarlarında ise kulaklara giden ve havalandırma tüpü de denilen östaki boruları yer alır. Dolayısıyla bu yapı geniz eti tarafından kapandığında bu bölgelere ait sorunlar ortaya çıkar. Geniz etinin yarattığı en büyük sorunlardan biri yüzde asimetri oluşması. Eğer çocukta sürekli ya da sık tekrarlayan geniz eti büyümesi veya iltihabı varsa geniz etinin alınması gerekebilir.

Çocuklar geniz eti alındıktan sonra daha sık hastalanmaz; çünkü, vücutta geniz eti gibi görev yapan başka dokular aynı fonksiyonları yeterince yapabilir.

Büyümüş veya iltihaplı geniz etinin belirtileri neler?

Geniz eti, horlama ve burun tıkanıklığının başlıca nedeni. Uykuda horlamayla birlikte eforlu bir uyku geçiriliyorsa adrenalin deşarjı denilen durum ortaya çıkar. Bu da büyüme hormonunun salgısını durduruyor. Özellikle çocuklarda kaliteli bir uyku sağlıklı büyümenin temel kriterlerinden biridir. Bu nedenle burunda tıkanıklık, horlama, yüzde orantısızlık, kulaklarda sıvı oluşumu gibi sorunlar görülüyorsa ve tüm bunlardan dolayı hastanın yaşam kalitesi düşüyorsa mutlaka geniz etinin alınması gerekiyor. Kulaklarda sıvı oluşmadan alınması ayrıca önem taşıyor, çünkü sıvı oluşması durumunda geniz eti ameliyatına kulak ameliyatı da eklenmesi gerekiyor.

Belirtileri

Geniz etinin büyümesi halinde çeşitli belirtiler görülebiliyor. Çocukta aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçının oluşması geniz etine işaret edebiliyor:

    • Burundan nefes almakta güçlük
    • Sürekli ağızdan nefes alma
    • Burun tıkalı gibi genizden konuşma
    • Nefes alırkan hırıltılı ses çıkması
    • Uyku sırasında horlama<
    • Uykuda birkaç saniye süreyle nefesini tutma (uyku apnesi)
    • İştahsızlık ve gelişme geriliği

Büyümüş Geniz Etinin Tedavisi

Ameliyat ne zaman gerekli?

İltihaplı geniz eti, öncelikle antibiyotiklerle veya alerji ilaçlarıyla tedavi edilmeye çalışılır. Eğer geniz eti iltihaplı değilse çocuğun durumu ve şikayetlerine göre bir süre beklenebilir. Çünkü çocuklarda geniz etinin bir miktar büyümesi normaldir. Zamanla çocuğun geniz eti kendiliğinden küçülebilir. Ancak çocukta nefes alma güçlüğü, uyku apnesi, sık tekrarlayan geniz eti iltihabı ve konuşma bozukluğu gibi şikayetler varsa ve bu sorunlar iltihap dönemi geçtikten sonra da devam ediyorsa beklenmeden ameliyat yapılabilir. Şikayetler yoğunlaşıp hayati risk oluşursa üç yaşın öncesinde de ameliyat yapılabilir.

Geniz eti ameliyatı (adenoidektomi) sırasında neler oluyor?

Yaklaşık 15 dakika süren son derece kolay bir operasyon. İşlem ağzın içinden girilerek genel anestezi altında yapılıyor. Ameliyathane ortamında ve anestezi uzmanlarının takibinde işlem tamamlanıyor. Geniz eti ameliyatı için, deride bir kesi yapılmasına gerek olmuyor.

Ameliyat sonrasında büyümenin olacağına dair düşünce de son derece yanlış. Ancak, çocukta alerji sorunu varsa ya da ameliyat üç yaşından önce yapıldıysa büyüme riski oluşabiliyor. Ama ameliyatla birlikte çocuğa alerji tedavisi yapılır ve enfeksiyonlara karşı çocuk korunursa geniz etinin büyümesini önlemek mümkün oluyor.

Geniz etinin çocukluk çağında alınmasının sakıncalı olduğu ile ilgili düşünce de tamamen bir şehir efsanesi.

Geniz Eti Ameliyatından Sonra Nelere Dikkat Edilmesi Gerekiyor?

Ameliyat sonrasında gündelik hayat içinde dikkat edilmesi gereken noktaların başında beslenme kuralları geliyor. Ameliyat günü çocuğun su, süt, narenciye olmayan meyve suları, muhallebi, puding, yoğurt, dondurma, sütle yumuşatılmış patates püresi gibi sulu ve yumuşak gıdalar alması gerekiyor. Ameliyatı takip eden gün yumuşak gıdalara ek olarak yumuşak sebze yemekleri, makarna, pilav yiyebiliyor. Üçüncü günden itibaren ekmek kenarı, bisküvi, cips gibi boğazı tahriş edebilecek sert gıdalar hariç normal beslenmesine geçebiliyor. Ameliyatın ertesi günü çok sıcak ve uzun süreli olmamak koşuluyla çocuğunuz banyo da yapabilir. Okula göndermek için ameliyattan sonra 3-7 gün beklemekte yarar var. Buna hekiminizle birlikte karar verebilirsiniz. Çocuğun spor yapabilmesi için yine bir hafta beklemek doğru olur.

Bazı çocuklarda ameliyat oldukları günün gecesinde uykuda fark edilir bir solunum rahatlaması oluyor. Bazı çocuklarda ise genizde ve burunda biriken salgılar nedeniyle rahatlama bu kadar erken ve belirgin olmayabiliyor; çocuğunuz hırıltılı nefes almaya, horlamaya ve ağızdan solunuma devam edebiliyor. Ameliyat bölgesinin tam iyileşmesi ve ameliyat öncesi şikayetlerin düzelmesi için bir-iki hafta geçmesi gerekiyor. Bazı çocuklar alışkanlık kazandıkları ağız solunumuna devam edebiliyor; bunu fark ettiğinizde burnundan nefes almasını ona hatırlatmalısınız.

Yetişkinler de bu sorunu yaşar mı?

Geniz eti yetişkinler için de son derece önemli ve yaşam kalitesini düşüren bir sorun. Geniz eti sekiz yaşına kadar büyümeye devam ediyor ve bütün yolu tıkıyor, sekiz yaşından sonra büyüme duruyor. 13 yaşından sonra da ergenlik dönemi ile birlikte oransal olarak geri kalıyor. Bu durumda küçük kaldığı için çok fazla rahatsızlık vermediği için ameliyat gereksinimi doğmuyor. Ancak ileriki yaşlarda yine hayat kalitesini düşürecek oranda sorun yaratabiliyor. Burun tıkanıklığı şikayetiyle hastaneye başvuran erişkinlerin yüzde 20’sinde geniz eti tespit ediliyor. Bu durumlarda da ameliyatla çözüme ulaşılıyor.

Bademcik (Tonsil) ve Geniz Eti (Adenoid) Ameliyatı
Bademcikler ve geniz eti vücudumuzun birer savunma mekanizması olmalarına rağmen çeşitli durumlarda vücuda zararlı etkileri bulunabilmektedir. Bu gibi hallerde geniz eti ve bademciklerin çıkartılması problemi ortadan kaldırır. Geniz eti ve bademciğin çıkartılması vücudun bağışıklık sisteminde bir zayıflamaya neden olmamaktadır.
Bademcik ve geniz etinin ameliyatla çıkarılmasına çeşitli durumlarda ihtiyaç duyulabilmektedir. Bunlardan en sık görülenleri şunlardır.

      • Tekrarlayan tonsillit atakları (yılda 5’ten, birbirini takip eden 2 yılda her yıl 3’ten fazla)
      • Tonsillit atağına eşlik eden romatizmal kalp hastalığı
      • Bademcikler çevresinde apse gelişmiş olması
      • Özellikle çocuklarda geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı solunum problemleri( çocuğun sürekli ağız solunumu yapması, uyurken horlama, nefes almada güçlük)
      • Kronik tonsillit (bademcik kaynaklı dirençli boğaz ağrısı)
      • Tıkayıcı uyku apnesi sendromu
      • Bademciklerde büyüme nedeniyle özellikle çocuklarda beslenme problemleri.
      • Gelişme geriliği
      • Tekrarlayan ya da tedaviye cevap vermeyen sinüzit
      • Sık orta kulak iltihabı
      • Tedaviye dirençli orta kulakta sıvı birikmesi (kulağa tüp takılması ameliyatı ile beraber)
      • Bademcikte tümör şüphesi olması.

Bademcik ve geniz eti ameliyatının süresi anestezi uygulanması ve uyanmayla birlikte yaklaşık 30-40 dakika kadar sürmektedir.

Kulak Zarı Onarımı

Timpanoplasti (Kulak zarı onarımı)
Timpanoplasti ameliyatı orta kulak ve kulak kemiği içinde bulunan iltihabın temizlenerek kulak zarı ve ses iletim sisteminin onarılması işlemidir.

Bu ameliyat kulağında kronik orta kulak iltihabı (kulak zarında delikle beraber tekrarlayan kötü kokulu kulak akıntısı)bulunan kişilere uygulanır. Kulak çevresinde bulunan kas kılıfı (faysa) ve kıkırdak gibi dokulardan faydalanılarak kulak zarındaki delik onarılır. Ameliyat öncesinde hastaya işitme testi ve tomografi çekilerek kulağın işitme durumu ve kulak kemiğinin iç yapısı ile ilgili bilgi edinilir. Ameliyat hastalığın durumu göz önüne alınarak kulak arkasından kesi yapılarak yada kulak kanalı içinden gerçekleştirilebilir. Kulak kemiği içinde hastalıklı dokuların bulunduğu durumlarda kulak kemiğinin içi temizlenir (mastoidektomi).

Sinüzit

Sinüzit nedir?
Sinüsler burun boşluğu çevresinde bulunan hava dolu boşluklardır. Göz altlarında, alın bölgesinde ve her iki gözün ortasındaki bölümde bulunurlar. Sinüsler mukus denilen bir salgı üretirler. Bu salgıyı küçük delikler vasıtasıyla burun boşluğuna dökülür. Bir nedenden dolayı bu deliklerden mukus salgısının burun boşuluğuna dökülememesi ya da sinüsler içindeki mukus taşınmasının bozulması sonucu sinüsler içinde enfeksiyon meydana gelir. Bu durumu “sinüzit”, yada günümüzde daha doğru bir isimlendirme ile “rinosinüzit” denmektedir.

Sinüzit neden meydana gelir?
Sinüzite yol açan nedenlerde en sık görüleni viral üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Enfeksiyon sırasında burun içinde meydana gelen ödem nedeniyle mukusun burun boşluğuna dökülmesi bozulmakta ve enfeksiyon meydana gelmektedir. Diğer önemli bir neden ise allerjik rinite bağlı olarak sinüs deliklerinin tıkanmasıdır. Sinüzite neden olan diğer sık nedenler arasında burun kemik eğrilikleri (deviasyon), burun eti büyümesi (konka hipertrofisi), burun içinde polipler sayılabilir.

Sinüzitin belirtileri nelerdir?
Sinüziti olan kişilerde genellikle bir viral üst solunum yolu enfesiyonunu takiben başlayan göz altları ve alın bölgesinde ağrı, yüzde dolgunluk hissi, iltihaplı geniz ve burun akıntısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma hafif orta derecede ateş semptomlarından birkaçı bulunur.

Sinüzitin tedavisi nasıl yapılmaktadır?
Sinüzit tedavisinde öncelikle ilaç tedavisi uygulanmalıdır. İlaç tedavisine rağmen düzelmeyen ya da düzelmesine rağmen sık tekrarlayan sinüzit varlığında cerrahi tedavi gündeme gelir.
İlaç tedavisinde antibiyotikler, burun içindeki ödemi gidermeye yönelik ilaçlar, alerjik durumu baskılayıcı ilaçlar, mukus akışkanlığını arttıran ilaçlar uygulanır. Serum fizyolojik solüsyonlarla burun içinin yıkanması tedavinin önemli bir parçasıdır.
Yeterli ilaç tedavisi sonrası beklenen düzelme olmayan yada şikayetleri sık tekrarlayan kişilerde cerrahi tedavi kararı verilebilir. Bunun için tedaviye cevapsızlığın radyolojik olarak (genellikle tomografik inceleme) ispatlanması gerekir. Yine bu sayede burun içinde bulunan ve sinüzite sebep olabilecek olan yapısal durumların(deviasyon, burun eti büyümesi, burun içinde polip) detaylı incelemesi yapılabilir.
Günümüzde teknolojik gelişmeler ile birlikte sinüzit cerrahisinde (fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi) büyük aşamalar kaydedilmiştir. Gerek görüntüleme sistemlerinde gerek cerrahi ekipmanda olsun hasta ve hekim konforunu arttıran çok sayıda yenilik bulunmaktadır. Bu sayede ameliyat süresi ve sonrasındaki iyileşme süresi kısalmıştır.
Cerrahi işlem burun içinden 4 mmlik kameralar yardımıyla yapılır. Ameliyat sırasında yüze herhangi bir kesi uygulanmaz. Ameliyattan sonra yüzde morluk şişlik gibi durumlar oluşmamaktadır. Yapılan cerrahinin yaygınlığına göre hasta aynı gün taburcu olabileceği gibi, 1 gün hastanede kalması gerekebilmektedir.

Burun İçi Eğrilik Düzeltilmesi

Septum Deviasyon (burun içi eğrilik) Düzeltilmesi (Septoplasti)
Septoplasti burun iç bölmesindeki eğriliğin düzeltilmesi işlemidir. Bu ameliyat burun iç bölmesinde (septum) bulunan eğrilikler nedeniyle burundan nefes alma güçlüğü çeken kişilere uygulanmaktadır. Ameliyatın süresi, anestezi uygulaması ve hastanın uyanması ile beraber yaklaşık 30-60 dk kadar sürmektedir. Burun şeklinde bir değişiklik oluşmaz. Burun dış kısmında yada yüzde herhangi bir iz kalması söz konusu değildir. Ameliyat  sonrasında burun içine tampon yerleştirilmez. Bunun yerine nefes almayı  sağlayan silikon destekler yerleştirilir. Bu destekler 2-3 gün sonra çıkartılır. Ameliyattan sonra yüzde, göz altlarında  morluk ve şişlik kesinlikle oluşmamaktadır. Hasta ameliyattan birkaç saat sonra taburcu edilebilir.

Kulağa Tüp Takılması Ameliyatı

Bu işlem genellikle kulaklarında uzun süreli sıvı birikmesi (kronik seröz otit) bulunan çocuklara, sıklıkla geniz eti ameliyatı ile birlikte uygulanmaktadır. Uzun süreli orta kulaklarında sıvı birikimi olan ve tedavi edilmeyen çocuklarda işitme azlığına bağlı olarak konuşmada azalma, çevreye karşı duyarsızlık, sosyalleşme problemleri, okul başarısızlığı görülmektedir. Bu işlem sayesinde orta kulaktaki sıvı birikmesinin önüne geçilerek hem çocuğun işitme durumunun düzelmesi sağlanmakta, hem de bu sıvı birikimine bağlı uzun dönemde ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilmektedir. Ameliyat sırasında mikroskop eşliğinde kulak zarına yaklaşık 1-1.5 mm boyutlarında tüp yerleştirilir. Bu tüpler ortalama 6 ay ile 1 yıl arasında kulakta kalırlar ve daha sonra kendiliğinden dış kulak yoluna düşerler. Kulak zarı çok büyük oranda kendiliğinden iyileşir.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--