Medistate

Nöroloji

Giriş

Giriş
  • Baş Ağrısı
  • Epilepsi (Sara) (Teşhisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Elektroensefalografi - EEG)
  • Beyin Damar Hastalıkları (Felçler - İnme)
  • Demans (Alzheimer Hastalığı)
  • Baş Dönmesi ve Denge Bozuklukları
  • Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı
  • Demyelinizan Hastalıklar
  • Periferik Sinir ve Kas Hastalıkları (Teşhisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Elektromiyografi - EMG)
  • Uyku ve Uykuda Solunum Bozuklukları (Teşhis ve tedavisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Polisomnografi)
  • Klinik Nörofizyoloji bölümümüzde:
    1. ELEKTROMİYOGRAFİ
    2. VEP
    3. SEP
    4. BAEP
    5. ELEKTROENSEFALOGRAFİ
    6. POLİSOMNOGRAFİ (horlama-uyku-apne tetkikleri) yapılmaktadır.

Uyku Kliniği

Uyku KliniğiUyku Kliniği

AMACI NEDİR ?

Uyku testi bir tanı ve tedavi testidir. Yaklaşık olarak 86 hastalığın tanısında kullanılır. Uyku anında yaşanan normal ve anormal durumların tespit edilmesi ve klinik değerlendirilmesi aşamasında hastanın tanısında faydalanılacak parametrelerin kaydıdır. Tüm gece boyunca uyku laboratuvarında sürdürülen bir testtir.

Polisomnografi genellikle ağız ve burundan hastanın hava akışının izlenmesi, kan basıncı, EKG aktivitesi, kan oksijen seviyesi, beyin dalga hareketleri, göz hareketleri, solunum, kas ve bacaklarda hareket değişikliklerinin kaydını içerir.

Uyku Testi uyku çalışması verileri kayıt edilerek uyku döngüsü ve evrelerini ölçer:

  • Kan oksijen düzeyleri
  • Vücut pozisyonu
  • Beyin dalgaları (EEG)
  • Uykuda solunum durması ve oranı
  • Kasların elektriksel aktivitesi
  • Göz hareketi
  • EKG
  • Vücut hareketleri

Testin Amacı;

Polisomnografi uyku bozukluklarının teşhis ve değerlendirilmesine yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Tıkayıcı uyku apne sendromu; kilolu erkeklerde yaygın bir hastalıktır. Yüksek sesle horlama ve gece nefes alamama, tıkanma ile seyreder. Gündüzleri kişinin aşırı uykulu olma ve uyuklamasına neden olabilir. Polisomnografi ile değerlendirilen diğer hastalıklar narkolepsi, katapleksi, uykuda ani saldırgan davranışlar, uyku felci veya halüsinasyonlar, nöbet ve uyurgezerliktir. Bu durumlardan hasta ve ailesinin her zaman farkında olması pek olası değildir.

Uyku Apnesi teşhis ve tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır:

  • Hipertansiyon
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Felç
  • Kilo Problemleri, şişmanlık
  • Stres, sinirlilik hali ve davranış bozuklukları
  • Aşırı yorgunluk, halsizlik gün içerisinde aşırı uykulu hali
  • Konsantrasyon güçlüğü
  • Unutkanlık, hafıza sorunları
  • Depresyon
  • Gündüz uykululuk sırasında gelişebilecek Kazalar

UNUTMAYINIZ! Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre Uyku Apnesi olan hastalarda:

  • Kalp hastalığı
  • İnme
  • Sürücünün trafik kazası riski artmaktadır

Bu riskleri ortadan kaldırmak için yardıma hazırız.

EEG (Elektro - Ensefalografi)

EEG

Beyin birbirleriyle elektriksel ve kimyasal yöntemlerle bağlantı kuran milyarlarca hücreden oluşmuştur. Epilepsi beyindeki elektriksel uyarıların anormal ve düzensiz ortaya çıkmasıdır. Teşhisinde EEG tetkikinden faydalanılmaktadır.


Elektroensefalografi ya da EEG, beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel olarak ölçen yöntemdir. Elektroensefalografi ya da halk arasında yaygın deyimle "beyin elektrosu çekme" diye adlandırılan bu teknik, Alman ruh hekimi Hans Berger tarafından geliştirilmiştir.


İnsanın sinir sistemi, yaklaşık 10 milyar sinir hücresi içerir. Her beyin hücresi 5.000-50.000 sinir hücresiyle bağlantılıdır. Sinir ileti akımları sinir lifleri boyunca taşınır ve beyinde elektrik dalgalarına yol açar. Bu elektrik dalgaları kafa derisinden ölçülebilir.
Yetişkinlerde çekime gelmeden önce saçın bir gün önceden temizlenmesi gereklidir. Çocuklarda çekim genellikle uykuda yapılmaktadır.

Uyku ve Uykuda Solunum Bozuklukları

Uyku ve Uykuda Solunum Bozuklukları

POLİSOMNOGRAFİ; HORLAMA VE UYKU APNESİ

Uyku apnesi (sadece apne olarak da bilinir), uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalıktır. Uyku apnesi uykuda hava akımının en az 10 saniye süreyle normal değerinin altına düşmesi ile tanımlanabilir. Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır ve karbondioksit miktarı artar.

Uyku apnesi merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle (merkezi uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabilir. Bazen de bu her iki durum birlikte olmaktadır (bileşik uyku apnesi). Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil aynı zamanda solunumun azalması (hipopne) da hesaba katılmaktadır.

Yüksek tansiyon, gürültülü horlama, yorgunluk, aşırı sinirlilik, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme, sık idrara çıkma, mide yanması gibi sorunlar uyku apnesinin sonuçları olarak ortaya çıkabilir. Hastalarda, hastalığın seviyesine göre bu sorunların biri, birden fazlası ya da hepsi birden görülebilir. Uyku apnesi belirtilerini gösteren ve benzer şikayetlere neden olan değişik uyku bozukluğu hastalıkları da vardır. Bu nedenle uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi laboratuvarda yapılan uyku çalışması adı verilen gelişmiş bir teknikle mümkündür. Uyku laboratuvarlarında "poligrafik tetkik" adı verilen incelemelerin yapılması gerekmektedir. Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği "poligrafik tetkik", beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler veren modern bir laboratuvar yöntemidir.

Bu hastalık ne kadar ciddîdir?

Çağımızın önemli rahatsızlıklarından biri olarak kabul edilen uyku apnesi, önlem alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilmektedir. Hastalığın bu denli ciddi sonuçları olduğu toplum içinde çok fazla bilinmemektedir. Bu hastalığa yakalanan kişilerin büyük bir çoğunluğu hastalığı fark etmedikleri ya da önemsemedikleri için genellikle hekime gitmemektedirler.

Solunum durmaları (apne) veya azalmaları (hipopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilmekte ve bunların ancak çok az bir kısmı hastanın yakınları tarafından fark edilmektedir. Bu nedenlerle ve doğuracağı sonuçlar bakımından uyku apnesi uzmanlarca sinsi ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilmektedir.

Uyku apnesi acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır. Zamanında tedavi edilemezse kalp krizi, felç, düzensiz kalp atışları gibi sorunlara yol açar. Ayrıca kazalara, iş verimsizliğine ve sosyal problemlere neden olabilen gün içi aşırı uyku haline sebep olur. Gündüz uykululuğun trafik kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

Uykuda nefesin durması

Apneli hastalarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir. Uykuları boyunca saatte 10’dan fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği oluşmaktadır. Bunların sonucu olarak hastalarda büyük sorunlara rastlanmaktadır.

Gündüz aşırı uyku hali

Gece uyku kalitesinin bozulması nedeniyle gün boyunca kendini yorgun hisseden hastaların kitap okurken ya da televizyon seyrederken uyuklamaları olabilir. Bu özellikle araç kullanan hastalar için önemlidir. Uyku apne sendromu olan hastaların trafik kazası yapma riski normalden 8 kat fazladır.

Teşhis ve tedavisi

Uyku apnesi tedavisinde kullanılan CPAP cihazı

Çoğu uyku apnesi vakalarının tedavisinde, hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılır. Bu cihazlardan bazıları şunlardır:

    * Özellikle tıkayıcı apnenin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazının uygulanmasıyla olur. Bu cihazın kullanılmasındaki amaç hastaya sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uyku sırasında kapanan üst hava yollarını açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen ya da burun ve ağızı tamamen içine alan, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Hafif ve orta şiddetli vakaların tedavisinde kullanılan bu cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.

    * Tıkayıcı uyku apnesinin daha ağır olan vakalarında hem nefes alma hem de nefes verme durumlarına göre özel olarak hava basıncını ayarlayan BIPAP® (Bi-level Positive Airway Pressure) cihazı kullanılır. Kullanımları aralıklı kontrollerdeki basınç ayarlarıyla ömür boyudur.

Uyku Apnesi

Uyku Apnesi

Huzursuz Gecelerinizin Nedeni Uyku Apnesi Olabilir

Uyku apnesinin en önemli etkileri trafikte yaşanıyor. Dünyada özellikle uzun yol şoförlerinde trafik kazalarının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Bunun yanında konsantrasyon güçlüğü, iş gücü kaybı da yaşanabiliyor.

Zihinsel ve fiziksel sağlığımızın devamlılığını sağlayabilmemizde düzenli ve kaliteli uykunun çok büyük önemi bulunuyor. Bizi her gün yeni bir güne yenileyerek hazırlayan uyku, hayatımızın üçte birini kapsayan bir dönem. Her ne kadar boşa geçen bir zamanmış gibi görünse de aslında uyku dönemi son derece aktif bir dönemi oluşturuyor. Bu dönemde ortaya çıkabilecek sorunlar kişinin sağlığının bozulmasına neden olabileceği gibi yaşam kalitesini de azaltıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bugün trafik kazalarının ortaya çıkmasının altında uyku sorunları yatabiliyor.

Uyku sorunlarından bazılarının yaşamı tehdit edici boyutlara ulaşabilir, yaklaşık 85 farklı uyku sorunundan en sık rastlanılanın uykuda solunum durması hastalığıdır. (Obstrüktif Uyku Apne Sendromu)

Hastalık başka sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor mu?

Özellikle diyabetli hastalarda ve kalp hastalarında hem hastalığın ilerlemesine neden oluyor hem de damar hastalıklarını beraberinde getiriyor. Bu kişiler çoğunlukla antihipertansif ilaç kullanmak zorunda kalıyor. Hastanın gece yaşadığı sorunlar düzeltilmediği taktirde dirençli hipertansiyon ortaya çıkıyor. Uykuda geçirdiğiniz yaklaşık sekiz saat boyunca, bir kişinin ağzınızı kapatarak nefes almanızı engellediğini ve bunun da yüzlerce defa tekrarlandığını düşünün. Yaklaşık 20-30 saniye ve bazen de bir dakikayı bulan sürelerde nefessiz kalınması, normalde yüzde 90 olan oksijen seviyesinin de yüzde 50’lere kadar inmesine neden olabiliyor.

Uyku sorunlarının en yaygın olanları hangileri?

En sık karşılaşılan, uykuda solunum bozuklukları ve uykuda tıkayıcı tipte solunum bozukluğudur. Dünyada ve Türkiye’de erkeklerde daha sık görülmek üzere yüzde dört oranında rastlanıyor.

Bu sorun kimlerde daha çok görülüyor?

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’na erkeklerde daha sık rastlanıyor. Bunun yanında kilolu, kısa boylu ve kısa boyunlu kişiler uyku apnesi açısından risk grubunda yer alıyor. Sıklıkla 30’lu yaşlarda ortaya çıkmakla birlikte altta yatan genetik bir etken varsa daha erken yaşlarda da görülebiliyor.

Sorunun ortaya çıkmasına neden olan etkenler neler?

Hastalığın ortaya çıkmasında birçok etken rol oynuyor. Örneğin geçirdiği bazı hastalıklara bağlı olarak bazı kişilerin sadece bademcikleri büyüyerek tıkayıcı etki yaratabiliyor. Hasta bu durumda ayakta rahat nefes alabiliyor. Ancak yattığı zaman konum değiştiği için bademcik ve geniz eti soluk borusunu kapatacağı için içeriye hava girmesini engelleyerek horlamaya başlıyor.

Uyku apnesi kendini hangi belirtilerle gösteriyor?

Sorun uykuda ortaya çıktığı için kişinin kendisinin bu durumu fark etmesi zor olduğundan genellikle uyku partneri ya da ev halkı tarafından hekime getiriliyor. Çünkü hastanın horlaması basit horlama olmuyor. Öyle ki eşi tarafından sürekli uyandırılmak durumunda kalınan, şiddetli, adeta kükrer gibi horlamalar yaşanıyor.

Apne zaman içinde ağırlaşabiliyor mu?

Evet ağırlaşıyor çünkü yaşanan bu durum kısır döngüye giriyor. Başlangıçta normal olan küçük dil yapısı horlamanın titreşimine bağlı olarak uzamaya başlıyor. Kükrer şekildeki horlama kişinin küçük dil, yutak, damak yapılarında bozulmalara neden oluyor. Küçük dilin uzaması hava yolunu kapatıyor ve horlama şiddeti artıyor. Ve bu kısır döngü birbirini takip ederek durumun daha da kötüleşmesine neden oluyor.

Uyku apnesi tedavi edilmezse ne oluyor?

Tedavi edilmeyen uyku apnesinin en önemli sonucu uykuda ani ölümler oluyor. İnme ve uykuda ani kalp krizlerine neden olabiliyor. Uyku apnesine sahip genç hastalarda, genetik, diyabet hastalığı gibi altta yatan birtakım sebepler yoksa gençken bu durum tolere edilebiliyor. Ancak zaman içinde ortaya çıkan damak sarkması, dil uzaması sonrasında yaşın da ilerlemesiyle birlikte daha kötü sonuçlarla karşılaşılabiliyor.

Uyku sorunlarının varlığı nasıl tespit ediliyor?

Uyku ve uykuda solunum bozuklukları laboratuvarında bir gece yatış sonrasında, yaklaşık 85 hastalık taranabiliyor. Uyku hemşiresinin tüm gece gözlemi altında hastaya yaklaşık 20 kablo bağlanıyor. Ve elde edilen veriler bilgisayara aktarılıyor. Veriler sonrasında uykuda solunum bozukluğu ağırlıklı olmak üzere; uyurgezerlik, uykuda davranış bozukluğu, REM davranış bozukluğu başta olmak üzere, sadece uykuda görülen sara hastalıkları da ayırt edilebiliyor.

Hastalık nasıl tedavi ediliyor?

Öncelikle hasta uyku laboratuvarında iki gece yatıyor. Bu sırada uyku ile ilgili tüm bilgiler alınıyor ve tanı ve tedavi aynı yerde yapılıyor. Bazı hastalarda şiddetli horlama olmamakla birlikte ekstremite yani vücut hareketleri ve huzursuz bacak sendromuna bağlı olarak gece uyanmaları olabiliyor. Elde edilen verilere dayalı olarak tanı konuluyor. Eğer hastada tıkayıcı tipte apne tespit edilirse ikinci gece tekrar çağrılıyor. Ve hastanın nefesi durduğunda ona belli bir basınçla oksijen vermeyi sağlayan Cpap cihazı titrasyonu ayarlanıyor. Eğer hastanın bademcikleri çok büyükse ya da yolu tıkayıcı farklı bir şey varsa cerrahi olarak öncelikle ameliyat ediliyor. Böyle bir durum yoksa ikinci gece Cpap’daki basınç ayarı yapılıyor. Hasta ömrü boyunca uyurken bu maskeyi kullanıyor. Başlangıçta kullanımı zor gibi gelse de gece konforlu uyku sağlayan bu cihaza zamanla alışılıyor. Gözlük gibi vücudun bir parçası haline geliyor.

Hastanın Günlük Yaşantısında Ne Tür Sorunlar Ortaya Çıkabiliyor?

Hasta yaşadığı bu eforlu gece sonrasında çok yoruluyor. Eğer genç yaşta ise vücut bir şekilde tolere etmeye çalışıyor. Ancak hasta yaşlıysa beraberinde kalp yetmezliği, tansiyon, damar bozuklukları eklenebiliyor ve hasta gece terleyerek uyanıyor. Boyun ve yüze doğru aşırı terleme yaşıyor. Farklı bir hastalık olmamasına karşın gece idrara çıkma sıklığı artıyor. Bunun yanında hasta yeterli uyku saatini geçirse dahi ertesi gün hiçbir şekilde dinlenmiş olarak uyanamıyor, gün içinde uyuklamalar yaşıyor. Bu uyuklamaların en önemli etkileri ise trafikte yaşanıyor. Uyku apnesi dünyada da özellikle uzun yol şoförlerinde trafik kazalarının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Bunun yanında konsantrasyon güçlüğü, iş gücü kaybı da yaşanabiliyor. Hastalar da genellikle bu şikayetlerin artmasıyla hekime başvuruyor.

Periferik Sinir ve Kas Hastalıkları

EMG

EMG, elektromiyografi teriminin kısaltılmış adıdır. Vücudumuzdaki sinir ve kasların elektriksel yöntemle izlenmesidir. Hastayı fazla rahatsız etmeyecek şiddette uyarı akımı kullanılarak, sinirlerin elektrik iletme fonksiyonları ve kasların da bu uyarı deşarjı ile ortaya çıkardıkları potansiyeller ölçülür.

Neden istenir?

Sıklıkla bel ve boyun fıtıklarının, uç sinirlerin belli noktalarda sıkışmasının neden olduğu ağrılı durumlarda ve his kusurlarında (yanma, karıncalanma, kaşıntı hissi), kol ve bacak güçsüzlüklerinin görüldüğü bazı durumlarda, sınırlı veya yaygın kas erimelerinde sinir ve kasların ne kadar zarar gördüğünü ölçmek amacıyla kullanılır.

EMG hangi durumda gereklidir?

  1. Sinirlerin fonksiyonlarını bozan hastalıkların teşhisi (G. Barre, paraneoplastik hastalıklar, diabetes m. ve vaskülit gibi hastalıklar)
  2. Kas hastalıkları
  3. Bel ve boyundaki sinir kökü basıları (Bel ve boyun fıtıklaşmaları)
  4. Tuzak nöropatileri (Karpal tünel, kübital tünel, tarsal tünel)
  5. Motor Nöron Hastalığı
  6. Miyastenya gravis
  7. Sinir kesileri

EMG çekim süresi

EMG incelemesi, süresi değişebilmekle birlikte yaklaşık 30 dakika ile 2 saat arasında sürebilen bir incelemedir.

EMG ÇEKİMİNE GELİRKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

  • Aç olmanız gerekmez (Tok olmanız tercih edilir).
  • Düzenli olarak kullanmakta olduğunuz ilaçlar varsa bunları almanızda sakınca yoktur. Ancak kan sulandırıcı olarak coumadin alıyorsanız, kan pıhtılaşması ile ilgili bozukluğunuz varsa bunu tetkik öncesinde mutlaka  hekiminize bildiriniz.
  • Giyeceğiniz kıyafetin gerektiğinde üst kısmı omuzlara, alt kısmı kalçaya kadar sıyrılabilecek bollukta olmalıdır. Bu nedenle rahat bir giysi giymeniz incelememizi kolaylaştıracaktır. Mümkünse üzerinizde herhangi bir ziynet eşyası bulundurmayınız. Krem, yağlı losyon kullanılmaması gerekir.
  • Tetkik sırasında cep telefonunuzu kendinizden uzak bir alanda ve kapalı tutunuz.
  • Kalp pili taşıyorsanız inceleme öncesi hekiminize mutlaka belirtiniz.
  • Hepatit B, Hepatit C ve AIDS gibi bulaşıcı hastalıklardan herhangi birine sahipseniz, diabetes m. ve yüksek tansiyon gibi hastalıklarınız varsa, mutlaka tetkiki yapacak hekime belirtiniz.

UYANDIRILMIŞ POTANSİYELLER

Gözlerin standart ışık uyarısı ile uyarılarak kayıtlanan potansiyeller “görsel uyandırılmış potansiyel (visual evoked potential,VEP )’’, Periferik sinirlerin uyarılması ile kayıtlanan potansiyellere “somatosensoryel uyarılmış potansiyel” (somatosensory evoked potential, SEP), ses uyarısı verilerek kayıtlanan potansiyellere “beyinsapı işitsel uyandırılmış potansiyeli” (brainstem auditory evoked potential, BAEP ya da brainstem auditory evoked response audimetry, BERA ) olarak adlandırılır.

Görsel uyandırılmış potansiyel (VEP) incelemesinde göze bilgisayar ile kontrol edilen bir ekran ya da özel ışık kaynakları aracılığı ile belirli standartlarda ışık uyarısı verilir. Beyin sapı işitsel uyandırılmış potansiyel (BAEP) incelemesinde ses şiddeti kontrol edilebilen bir kulaklık ile kulağa belirli standartlarda ses uyarısı verilir. Somatosensoryel uyandırılmış potansiyel incelemelerinde kol ve bacaklardaki sinirler ya da derinin belirli bir bölgesi düşük şiddetteki bir elektrik uyarısı ile uyarılır. Bu incelemelerde duyu organlarına verilen uyarılar duysal sinirler ile merkezi sinir sistemine iletilirler. Bu sinyaller ileti yolları üzerinde ve merkezi sinir sisteminin ilgili yerlerine yakın cilt bölgelerine volum kondüksiyonu ile iletilirler ve çok düşük voltajlı (hemen her zaman mikrovolt düzeyinde) biyoelektriksel sinyaller oluştururlar. Bu sinyaller ilgili alanlarından özel elektrodlarla kaydedilir. Kayıtlanan sinyal ölçülerek değerlendirilir.

GÖRSEL UYANDIRILMIŞ POTANSİYELLER ( VEP )

Dış ortamdan aldığımız görüntüleri oluşturan ışık uyarısı görme yollarını takip ederek beynin arka kısmındaki görme alanına ulaşır. Göze verilen ışık uyarıları beynin arka kısmındaki görme alanına uyan saçlı deri bölgesine yerleştirilen elektrotlar ile kaydedilir. Göze verilen uyarının görme alanına erişme zamanı ölçülür. Görme alanından potansiyellerin kaydedilememesi veya gecikmiş olarak kaydedilmesi görme yollarında bir etkilenmeyi gösterir. VEP görme yollarındaki bu etkilenmeyi araştıran bir incelemedir. Bu tetkik de SEP gibi hastanın klinik ve diğer laboratuvar verileri ile birlikte değerlendirilmelidir.

VEP'in kullanıldığı alanlar:

  1. Görme siniri hastalıkları (Optik Nöropatiler)
  2. Görme yollarını etkileyen damarsal hastalıklar ve tümörler
  3. Multipl Skleroz (MS)

SOMATOSENSORİYEL UYANDIRILMIŞ POTANSİYELLER

(Somatosensory Evoked Potentials=SEP)

Bu incelemede seçilen bir periferik sinire ya da derinin belirli bir bölgesine ardışık elektrik uyarısı verilir. Bu uyarı periferik sinirin merkeze doğru giden kalın myelinli lifleri ile omuriliğe ve buradan arka kordon lifleri ve medial lemniskus yolu ile beynin duysal merkezine (karşı taraf paryetal kortikal bölgesine) ulaşır.

  • SEP kaydı yapılırken el ve ayaklardaki çevresel sinirler uyarılır ve kafa üzerindeki saçlı deride el ve ayağa uyan alanlara yapıştırılan elektrotlar ile bu potansiyeller kaydedilir. Duysal yollarda bir etkilenme varsa bu potansiyeller kaybolur veya gidiş zamanları gecikir. Travmatik olmayan, iyi tolere edilen tehlikesiz bir testtir. Kendisi tek başına tanı koydurucu olmamakla birlikte hasta kliniği ve diğer testlerle birlikte kullanılarak tanıyı desteklemesi amaçlanır. Kullanım alanları;
    1. Çevresel sinir sistemi hastalıkları
    2. Çevresel sinir kesileri
    3. Omurilik yaralanmaları
    4. Omurilik hastalıkları ve tümörleri
    5. Skolyoz
    6. Multipl Skleroz (MS)
    SEP incelemesinde uyandırılmış potansiyellerin kaybolması, ortaya çıkış sürelerinde gecikme ya da amplitüd azalması patolojiyi gösterir.

UYANDIRILMIŞ POTANSİYEL İNCELEMELERİ ÖNCESİNDE NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

  • Uyandırılmış potansiyel incelemeleri teknik olarak EMG incelemesine benzer. UP incelemesi uzun zaman gerektiren hassas bir inceleme olduğundan acil durumlar dışında genellikle hasta ve hekim için uygun zaman belirlenir ve randevu verilerek yapılır. Her UP incelemesi genellikle bir saat ile 2 saat arasında zaman alan bir işlemdir. Birden fazla inceleme yapılacak ise bu süre orantılı olarak artar. İncelemenin planlanandan daha fazla zaman alması, hastanın hareket kısıtlılığı ya da kooperasyon eksikliği nedeniyle nörofizyoloğun incelemeyi planladığı süreden daha uzun sürede sonuçlandırması sık karşılaşılan durumlardır. Bu nedenle size verilen randevu saatinden daha uzun süre beklemeniz gerekebilir. Size yapılacak incelemenin de 1 -2 saat sürebileceğini dikkate alıp UP laboratuvarında yaklaşık 1,5 ila 2 saat geçirebileceğinizi planlayarak gelmeniz önerilir.
  • İncelemeye kolayca çıkarıp giyebileceğiniz, olabildiğince bol giysilerle gelmeniz uygun olur. Yüzük, bilezik, saat gibi takıların incelemeden önce çıkarılması incelemenin rahat yapılabilmesini sağlayacaktır.
  • VEP incelemesi yapılırken kırma kusurunu düzelten gözlük ya da lensinizi kullanmanız istenecektir. Bu nedenle incelemeye gelirken gözlük ya da lensinizi yanınızda getiriniz.
  • Yapılacak işlemlerde derinizin elektriksel iletkenliği önemli olduğu için cildinize krem ya da benzeri maddelerin sürülmemiş olmasına, cildinizin, yağlı, tozlu olmamasına dikkat etmeniz önerilir. UP incelemesini yapacak nörofizyoloğun incelemeyi planlayabilmesi ve rapor oluşturması için durumunuz ile ilgili bilgilere ihtiyacı olabilir. Bu nedenle doktorunuzun size verdiği UP istek formunu ve durumunuzla ilişkili önceden yapılmış olan incelemelerin raporlarını (radyolojik incelemeler, laboratuvar incelemeleri ve önceki UP incelemelerinin sonuçlarını) yanınızda getiriniz.
  • Hepatit, AIDS gibi kan yolu ile bulaşan bir hastalığınız varsa ya da taşıyıcı iseniz, size UP incelemesini yapacak nörofizyoloğunuza inceleme öncesinde durumunuzu bildiriniz.
  • Kullanmakta olduğunuz ilaçları yanınızda getirin ya da isimlerini bir kağıda not alınız.
  • Pace maker (kalp pili) taşıyorsanız ya da kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, bu durumu incelemeyi yapacak olan nörofizyoloğunuza bildirin. SEP incelemesi sırasında size küçük elektrik uyarıları verilecektir. Bu uyarılar kesinlikle zararsızdır.
  • Epilepsi, katarakt, glokom, kalp hastalığı varsa bildirilmelidir.
  • Tetkik öncesi aç kalmanız gerekmez. (Tok olmanız tercih edilir.)

Epilepsi

Kişinin zaman zaman tekrar eden nöbetler yaşamasına neden olan epilepsi beyinde bulunan sinir hücrelerinin aktivitesinin değişikliği sonucu ortaya çıkan bir merkezi sinir sistemi rahatsızlığı. Genellikle istemsiz hareketler ve bilinç değişikliği ile karakterize edilen epilepsi, tekrarlayıcı ataklarla kendini gösteren kronik bir hastalık.

Belirtileri nelerdir?

Epilepsinin genel olarak vücutta kasılma, istemsiz hareketler, morarma ağızdan köpük gelmesi gibi tipik belirtiler verdiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr.Gülistan Halaç, hastalığın kişiden kişiye değişebilen belirtilerinin de olduğuna dikkat çekti. “Örneğin; kişinin aniden dalgınlaşması, soruları yanıtsız bırakması ve kasılmalar epilepsi belirtisi olabiliyor. Bu tip şüpheli durumlarda mutlaka hekime başvurulmalı.”dedi.

Epilepsi ile karıştırılan durumlar nelerdir?

Epilepsi rahatsızlığının çoğu zaman diğer tıbbi sorunlarla karıştığının altını çizen Halaç, psikojenik nöbetler, senkop, serebrovasküler hastalıklar, migren, uyku bozuklukları, hareket bozuklukları, metabolik sorunlar ile epilepsi belirtilerinin benzerlik gösterdiğini bu sebeple hastalığa tanı konulmadan önce detaylı tetkiklerin yapılması gerektiğini belirtti.

Epilepsi ilaçla tedavi edilebilen bir hastalıktır

Erken teşhisin her hastalıkta olduğu gibi epilepsi tedavisinde de önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Uzman Dr Gülistan Halaç, “Gözden kaçan ve tedavi edilmeyen nöbetler daha sonra büyük nöbetlerle geri dönebiliyor. Ancak, uygun tedavi ile epilepsi hastalarının dörtte üçünden fazlası nöbet geçirmeden normal bir yaşam sürebilir” şeklinde konuştu.

Alzheimer

Alzheimer

SÜREKLİ UNUTUYORSANIZ DİKKAT!

Sık sık randevularınızı unutmaya mı başladınız? Hesaplama zorlukları çekiyor,  her zaman yaptığınız günlük işlerin sıralamasında karışıklık mı yaşıyorsunuz? Konuşma ve anlamada zayıflama, kelimeleri ifade ederken kayma mı yaşıyorsunuz? Sürekli yaptığınız yemeklerin lezzeti aynı değil mi? Bu belirtilere sahipseniz hemen bir uzmana başvurmanız gerekli. Medistate Kavacık Hastanesi Nöroloji Uzmanları “ Her unutkanlık Alzheimer belirtisi değildir, ancak unutkanlık ile beraber beceri kaybı da görülüyor ve kişilik özellikleri değişim gösteriyorsa daha dikkatli olmak gerekir” dedi.

Alzheimer hastalığı kimlerde ve ne sıklıkta görülür ?

Demans,  hafıza ve diğer zihinsel fonksiyonlarda ilerleyici bozulma ile ortaya çıkan, entellektüel kapasitenin kaybı durumudur. Beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesiyle sonuçlanır. Demansın; beyin ya da beyin dışı olmak üzere, tedavi edilebilen ya da edilemeyen birçok nedeni vardır.  Alzheimer hastalığı  demans çeşitlerinden yalnızca biridir ama en sık görülen tipidir. Alzheimer hastalığı 65 yaş üzerindeki insanlarda %10, 85 yaş üzerinde ise %50 oranında görülür. Diğer demans nedenleri;

  • Beyin damar hastalıkları,
  • İlerleyici beyin hastalıkları,
  • Genetik nedenler,
  • Travma,
  • Tümör, enfeksiyon,
  • Beyin dışı hastalıklar (Şeker hastalığı, vitamin b12 eksikliği, guatr hastalıkları, vb)

En sık görülen belirtileri nelerdir?

Alzheimer hastalığının ilk belirtisi unutkanlıktır. Yakın zamana ait bilgileri hatırlamama veya yeni bilgileri öğrenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, kişileri tanıyamama ya da yolunu kaybetme gibi zihinsel sorunlar, ayrıca davranış ve kişilik bozuklukları hastalık belirtilerine eşlik eder. Özellikle hastalık ilerledikçe birçok hastada depresyon, saldırganlık, huzursuzluk, hayaller görme, uyku bozuklukları ya da amaçsızca dolaşma gibi ruhsal sorunlar görülmektedir.

Alzheimer hastalığının tedavisi var mıdır?

Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi olmamakla birlikte, belli bir süre hastalığın ilerleme hızını durduracak ya da yavaşlatacak bazı yeni tedavi olanakları bulunuyor. İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durduramaz, ancak bellek kaybı dahil çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini sağlar. Böylelikle hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre korunur.

Alzheimer hastalarının bakımında nelere dikkat edilmelidir?

Alzheimer hastaları için, ilaç tedavisinin yanısıra özenli bir bakımın da öneminin büyük. Yemek yeme, giyinme, tuvalete gitme veya yıkanma gibi günlük yaşam aktiviteleri, hastalığın ilerlemesiyle birlikte kötüleşebilir ve hasta gittikçe daha çok bakıma muhtaç duruma gelebilir. Duygusal açıdan da hastaya destek vermek ve boş zamanlarında oyalanması için çeşitli uğraşlar yaratarak, yaşama bağlanmasını sağlamak önemlidir. Alzheimer hastasının ev dışında da güvenliğini sağlamak da çok önemlidir. Alzheimer hastalarının tek başlarına araba kullanmamaları ve büyük paralarla alışveriş yapmamaları gerekir.

 

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--