Medistate

Ortopedi ve Travmatoloji

Spor Yaralanmaları

Spor Yaralanmaları

Spor insanların eğlenmek, vücudunu geliştirmek, beden sağlığını arttırmak, heyecanlanmak ve mutluluklarını arttırmak için   profesyonel veya amatör yaptıkları tüm aktivitere denebilmektedir.  Eskiden parmakla sayılabilecek kadar spor dalları varken günümüzde sayısı giderek artan miktarda yeni dallar duymaktayız. Bütün bunlar tabiki biz spor cerrahlarının görevini ve sorumluluğunu arttırmaktadır. Çok erken yaşlarda spora başlamak ve ilerleyen yaşlarda aktif spor yapmak yaralanmalı arttırırken yanlış yapılan aktivitelerde sakatlanmalara yol açmaktadır.     

Spor eğlence, yarışma, vücut geliştirme ve sağlık amacı ile kas-iskelet sistemi fonksiyonlarıyla yapılan bedensel hareketlerdir. Günümüzde profesyonel ve amatör olarak birçok insan tarafından çeşitli sporlar yapılmaktadır. Futbol, basketbol, tenis, kayak gibi ağır sporlarda spor yaralanmaları daha sık görülmektedir. Özellikle sporu spor olsun diye ara sıra yapan bazı amatör sporcularda, çok basit bir travmayla daha kolay spor yaralanması gelişebilmektedir.

Spora başlamadan önce yapmamız gerekenleri belirlemeli ve tüm hazırlıkları tamamlamalıyız. Bunların başında sağlık kontrolümüz gelmektedir. Sağlık taraması ile spora engel bir durumun olup olmadığı belirlenmelidir. Daha sonra  yapacağımız spor dalına uygun çevresel faktörleri  en ideal hale getirmeliyiz.  En son olarak vücudumuzun kondisyonunu belirlemeli ve buna uygun seviyeden spora başlamalıyız.

Bilimsel araştırmalar, spor yaralanmalarını önleyici programlarla spor yaralanmalarının azaltılabileceğini göstermişlerdir. Profesyonel destek alınması ve bilinçli spor yapılması önemlidir. Bir o kadar da kendimizi iyi ölçmeli ve değerlendirmeliyiz.

Örneğin yürümek güzel bir spordur. Bunda sakatlık nasıl olur diyebiliriz. Düşünelim; Ne zaman yürüyoruz, saat kaçta yürüyoruz, kimle yürüyoruz, dağda mı bağdamı yürüyoruz, yağmurda mı karda mı, güneşte mi bulutta mı, spor ayakkabısıyla mı botla mı, elli kiloda mı, seksen kiloda mı, her gün mü, haftada üç gün mü, elbiseyle mi, eşofmanla mı, on dakikamı, bir saat mi, bayır aşağımı…

Görüldüğü gibi sadece yürümek dediğimiz sporda birçok faktör var ve biz bunları hesap etmediğimiz bir anda tökezleyip düşebilir ve ciddi bir sakatlık yaşayabiliriz. Bu sebeple önce spor yaparken yaralanmamayı öğrenmeliyiz.

Peki, Spor yaralanmaları nelerdir:

Özellikle temas sporu yapanlarda olmakla beraber bireysel sporlarda da sıklıkla  kas-iskelet sistemine ait çeşitli yaralanmalar olmaktadır.

Cilt cilt altı yaralanmaları en fazla gördüğümüz tablolardır. Spora dönüşü hızlandırma anlamında önem arz etmektedir.

Adale ezilmesi, adale liflerinde yırtılmalar ve tendon kopmaları (Aşil tendon kopmaları, omuz rotator adale yırtıkları, quadriseps tendon yırtıkları, kasıkta tendon kopmaları, uyluk arkasında hamstring adale yırtıkları sıklıkla görülmektedir. Özellikle amatör spora başlayanlarda daha sık karşılaşılır ve yanlış yapılan sporun ilk belirtileridir.

Yaptığınız sporda aktivite arttıkça bağ (ligaman) yaralanmaları ön plana çıkmakta; Eklemlerde burkulma ve dönmeler sonucunda bağlarda gerilme, esneme ve kopmalar (ayak bileği burkulması ile bağ yaralanmaları, diz iç yan, dış yan ve çapraz bağ yaralanmaları)

Birebir temas sporlarında travmanın şiddetine, yönüne ve düşme şekline göre çeşitli kemik kırık ve çıkıkları   oluşabilmektedir.  Burada birçok faktör göz önünde tutulmalıdır.  Sporu yaptığımız mekân, iklim şartları, birlikte spor yaptığımız kişinin kondisyonu ve heyecanı, bireysel sporlarda kendi kondisyonumuz ve heyecanımız, daha önceden yeterli antreman yapıp yapmadığımız, vücudumuzu yetirince tanıyıp tanımadığımız, yaşımız ve buna uygun spor yapıp yapmadığımız, sporu ne amaçla yaptığımız, Battal Gazi ruhu taşıyıp taşımadığımız, Dedemiz Battal Gazi gibi korkusuzca atlayışımız… Bu ve bunun gibi birçok faktör yaralanmanın şiddetini, travmadaki enerjinin ne kadar yüksek olup olmayacağını belirler. Bundan dolayı önce koruyacağız sonra başımıza gelirse tedavi edeceğiz.

Spor yaralanmalarında ilk yardım olay yerinde yapılan işlemdir. İlk yardım genellikle çevredekiler  tarafından yapılmaktadır. Spor alanında yaralanan herhangi bir sporcuya bilinçli ve doğru  yaklaşmak gerekir. Aksi takdirde istenmeyen daha kötü sonuçlar oluşabilir. Yaralanan sporcu uygun bir şekilde spor alanı dışına alınmalıdır. Yaralanan bölge istirahat pozisyonuna alınır ve kanamayı azaltmak için hemen soğuk uygulama yapılmalıdır. Buz ve benzeri malzemeler  direk cilt ile temas etmemeli, 20-30 dakika süre ile uygulanmalıdır. Soğuk uygulama 2 saat ara ile günde 5-6 kez uygulanabilir. Daha sonra yaralanan bölgeye göre doktora ulaşıncaya kadar  bandaj ile kompresyon veya atel uygulanmalı özellikle  ekstremite dolaşımına dikkat etmeli, morarma durumunda hemen bandaj gevşetilmeli, ekstremite kalp seviyesinde tutulmalıdır. Yaralanan sporcu  en kısa zamanda uygun bir merkeze götürülerek, Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı tarafından  değerlendirilmesi sağlanır.

 Kesin tanı en kısa zamanda  muayene ve doğru  görüntüleme yöntemleri ile yapılır. Yaralanma anından ne kadar zaman geçerse şişlik nedeniyle muayene yapılamayabilir  ve tanıda hatalar oluşabilir. Bu sebeple zaman geçirmeden hekime ulaşmamız gerekir.  Kırık ve çıkıklar için direk grafi veya bilgisayarlı tomografi tetkiki, yumuşak doku yaralanmaları için manyetik rezonans veya ultrason tetkiki yapılabilir.

 Spor yaralanmasının şiddetine, hasarına ve yerine göre konservatif veya cerrahi tedavi yapılır. Konservatif tedavi ameliyat dışında ki seçeneklerdir; Elastik bandaj, özel ateller, sirküler alçı, ortez ile ekstremite istirahate alınır. 

Cerrahi tedavideki amacımız kişiyi en kısa sürede normal aktivitesine ve yaşamına döndürmektir. Yaralanmanın şekline göre tedavi seçenekleri değişmektedir. Tüm dünyada bilinçlenme ile artan spor aktivitesi beraberinde  yaralanmaları da arttırmış ve bunlarla ilgilenen Spor Cerrahisi branşını geliştirmiştir.  Sadece profesyonel   sporculara değil tüm yaralanmalara da bakışımız aktif yaşama hızla dönmektir.

Giriş

Giriş

Medistate Kavacık Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü kas-iskelet sistemi ile ilgili tüm hastalıkların tanı ve tedavisini uzman hekimler eşliğinde multidisipliner bir yaklaşımla sunmaktadır.

Özel dalları ile de hizmet veren Ortopedi ve Travmatoloji bölümü her türlü ameliyathane koşullarına ve teknolojik imkanlara sahiptir.

Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’ nde verilen başlıca hizmetler şunlardır; Ortopedik Travma Cerrahisi, Spor Travmatolojisi, Protez Cerrahisi, Ortopedik Onkoloji, Çocuk ortopedi ve Travmatolojisi, El Cerrahisi ve Mikrocerrahi, Boy Uzatma ve Bacak Eşitsizlikleri, Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi, Artroskopik Cerrahi, Omuz Cerrahisi, Omurga Cerrahisi, Kalça Eklemi.

Artroskopik Cerrahi

Artroskopik Cerrahi

Küçük kesilerden bir kamerayla eklemin içine girilerek bu bölgelerdeki bozuklukların tedavi edildiği artroskopik cerrahi, son yıllarda çok önem kazanmaya başladı. Diz, omuz, kalça, dirsek, ayak bileği ve el bileği gibi vücudumuzdaki tüm eklemlerde uygulanabilen bu cerrahi işlem ameliyat sonrasında hastaya kaliteli bir yaşamın kapılarını açıyor.

Artroskopik cerrahi, ağırlıklı olarak dizde meydana gelen sorunlarda kullanılıyor. Eklemin en fazla zarar gördüğü, yük bindiği, travmatize olduğu yerler olan diz bölgeleri vücut ağırlığımızın dört katı kadar fazla ağırlığı taşıyor. Bu nedenle de bu bölgelerde ortaya çıkan sorunlar yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Medistate Kavacık Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Tekkeşin, önceleri açık cerrahiyle yapılan ameliyatların; eklemler, yumuşak doku ve kıkırdağa zararları olduğunu belirterek aynı zamanda hastaların gündelik yaşamları ve işe dönüş sürelerinin de çok uzun olduğuna dikkat çekti. Uzman Op.Dr. Mustafa Tekkeşin konu ile ilgili sorularımızı cevapladı…

Artrospokipik cerrahi hangi durumlarda kullanılıyor?

Diz, omuz bölgesi travmaları, kalça, ayak bileği travmaları da artroskopik cerrahinin kullanıldığı alanlar. Eklemin en fazla zarar gördüğü, yük bindiği, travmatize olduğu yerler olan diz bölgeleri, vücut ağırlığımızın dört katı kadar fazla ağırlık taşıyor. Bu nedenle artroskopik cerrahinin en yaygın kullanıldığı bölge diz bölgesi. Çünkü her insanın yaşamının herhangi bir anında diz bölgesinde meydana gelen ve yaralanmasına neden olan travmalar, aktivite kısıtlamasına neden olur. Dirseğinde ya da omuzunda bir sorun olan kişi, ağrı uykudan uyandırıncaya ya da hareketi kısıtlanıncaya kadar hekime başvurmazken, dizindeki ağrı nedeniyle yürüyemediği ve hareket edemediği için daha çabuk hekime başvurur.

Diz bölgesinde hangi sorunlar görülüyor?

Daha çok menisküs yaralanmaları ve yırtılmaları görülüyor. Ön çapraz bağ ve arka çapraz bağ yaralanmaları, dizdeki kıkırdak lezyonları, kireçlenmeye bağlı ve kıkırdakları ilgilendiren problemler de en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer alıyor.

KIKIRDAK LEZYONLARI

Kıkırdak lezyonları bazen travmalar, bazen de sebebinin bilinmediği nedenlerden kıkırdağın kemik bölgesinden ayrılmasıyla ortaya çıkıyor. Her yaşta görülebilen bu sorunda dizin bir bölgesinde kıkırdak halka şeklinde kopuyor ve kıkırdak yerinden koptuktan sonra arkasında başka kıkırdak doku olmadığı için vücut kendini yenileyemiyor. Kopan parça kıkırdak arasına düştüğünde eklemin hareketini engelliyor. Buna bağlı olarak da hastada takılmalar, ağrı ve kilitlenmeler görülüyor. Sıklıkla diz bölgesinde görülen kıkırdak lezyonlarına aynı zamanda dirsek, ayak bileği ve omuz gibi eklem olan her yerde rastlanıyor. Kıkırdak lezyonları da artroskopik cerrahi ile başarılı sonuçlara ulaşılan sorunlardan biri.

MENİSKÜS YIRTIKLARI

Menisküste meydana gelen sorunlar neden önemli?

Menisküs dizin içindeki önemli bir yastık, süspansiyon mekanizması çok değerli bir yapı. 7-8 yaşlarındaki çocuktan 80 yaşındaki bir kişiye kadar her yaş grubunda menisküs yırtılmaları görülüyor. Menisküs kayıpları sonrasında gelişen artrozlar, problemler, aktivite azlığı ile adale zayıflaması, kondüsyonel yetersizlik gibi sorunlar beraberinde dizde yeni problemlerin oluşmasına neden olabiliyor.

Menisküs neden yırtılıyor?

Yırtılmaların temel sebebi yüksek enerjili travmalar. Bunun yanında menisküste yırtıklar, kağıt yırtığına benzer küçük yırtıklarla başlayıp, 40-50'li yaşlarda büyük yırtıklara dönüşebilir. Bu durumda birçok hasta yırtılmanın niye yaşandığını anlamıyor. Ancak bu sonuç dejenerasyon dediğimiz olaydır ve zaman içindeki Yıpranmalar sonucunda basit hareketlerde bile yırtılma yaşanabilir.

Hastada nasıl belirtiler görülüyor?

Ani ortaya çıkan menisküs yırtıklarında hasta şiddetli bir ağrı yaşıyor, eğilip kalkamaz hale geliyor, merdiven çıkmakta zorlanıyor. Bir anda bıçak saplanması şeklinde tarif edilen ağrılar yaşıyor. Bu ağır şikayetlerden dolayı hasta bir an önce hekime giderek ağrılarından kurtulmak istiyor. Dejenerasyon sonucu ortaya çıkan yırtıklar ise zamanla ortaya çıkıyor ve belirtileri de yırtık büyüdükçe artıyor.

Erken yaşlarda ortaya çıkan menisküs yırtıkları sonraki dönemlerde hareket kabiliyetini azaltıyor mu?

Eskiden menisküs ameliyatlarından yaklaşık 10-15 yıl sonra eklemler incelendiğinde çok ciddi oranda kireçlenmelerin yaşandığı görülüyordu. Bu nedenle hastaların yaşam kalitesi çok ciddi oranda düşüyordu. Ancak artroskopik cerrahi sonrasında bu sorun artık görülmüyor.

Erken teşhisin avantajları neler?

Erken dönemde teşhis ve tedavi menisküs kayıplarının önüne geçiyor. Erken yapılan ameliyatlar sonrasında menisküs kaybı ancak yüzde 10 oranında yaşanırken, hastanın önemsememesi, geciktirmesi ve yeni bir travmayla büyük bir yırtık oluşması sonrasında hasta yüzde 70 oranında kayıpla karşılaşılabiliyor. Sonuçta dizin içerisinde süspansiyon yapan bu yastık kayboldukça aşırı yüke bağlı olarak kıkırdağın harabiyeti de daha fazla oluyor.

ÇAPRAZ BAĞ YARALANMALARI

Ön çapraz bağ yaralanmaları çoğunlukla spor yaparken ortaya çıkıyor. Özellikle son yıllarda insanlar spor yapmaya daha fazla önem verdikleri için genç yaşın hastalığı olarak bilinen bu sorun artık ileri yaşlarda görülmeye başlandı. Ön çapraz bağ yaralanmalarında da artroskopik cerrahi başarıyla uygulanıyor. Ameliyat sırasında artroskopik olarak ön çapraz bağ yenileniyor. Hastalar normal yaşantılarına çok kısa sürede dönebiliyor. Hastanın biyolojik yaşı, isteği ve yaşam kalitesi uyuyorsa her yaşta bu ameliyatlar yapılabiliyor.

ARTROSKOPİK CERRAHİ ile hastaların yaşam kalitesi artıyor

Artroskopik cerrahide deneyim arttıkça ameliyat süreleri gittikçe kısaldı. Bu sürelerin kısalmasıyla da doğal olarak hastalar aynı gün içinde evlerine ve günlük yaşantılarına da çok daha hızlı dönebilir hale geldi. Bunun yanında genel olarak bu cerrahinin avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Ameliyat sırasında 0.5 cm.'lik kesilerden işlem yapıldığı için büyük bir cilt kesisi yok. Kesi küçük olduğu için yara iyileşmesi sorunları ve enfeksiyon gibi istenmeyen problemler çok az görülüyor.
  • Hastanede yatış süresi kısalıyor. Genellikle aynı gün ya da ertesi gün hasta taburcu ediliyor.
  • Hastaların iş yaşamlarına dönmeleri, açık ameliyatlarda 1-2 ayı bulabilirken, artroskopi sonrasında masa başı işi yapanlar birinci haftada, ayakta çalışma zorunluluğu olanlar ise 2-3 haftada işe dönebiliyorlar.
  • Açık ameliyattan farklı olarak koltuk değneği kullanımı gerekmiyo. Hasta ameliyat sonrası eğer menisküs veya bağ tamiri yapılmamışsa tam yük vererek üzerine basabiliyor.

Ameliyat sonrasında hastanın dikkat etmesi gerekenler neler?

Ameliyat sonrasında özel olarak dikkat edilmesi gereken bir şey bulunmuyor. Önemli olan vücudumuzu ve kapasitesini tanımak. Neyi, ne kadar ve ne süreyle taşınması gerektiği bilinmeli. Bunlara dikkat edildiği sürece de sakatlanma ihtimali düşüyor. Artroskopik ameliyat geçirmiş hastanın da egzersizle kondisyonunu artırması ve vücudunu güçlendirmesi yeterli oluyor. Ancak artroskopik cerrahide başarılı sonuçlara ulaşabilmek için bu işlemin yıllardır başarıyla gerçekleştirilen hekim ve ekipler tarafından yapılması gerekiyor.

Diz Kapağı ve Çevresi Ağrıları

Diz Kapağı ve Çevresi Ağrıları

DİZKAPAĞI (PATELLA) VE ÇEVRESİ AĞRILARI DİZİNİZİN KABUSU OLMASIN!

SON YILLARDA SIKÇA RASTLANAN DİZKAPAĞI AĞRILARININ SEBEBİ NEDİR?

Dizkapağı ağrıları, diz eklemini ilgilendiren sorunların başında gelmektedir. Başlangıçta dizin belli pozisyonlarında ağrı olarak ortaya çıkan bu sorunlar, ciddiye alınmadığı ve tedavisi geciktirildiğinde ciddi kıkırdak aşınmalarına sebep olabilmektedir.

Bu problemlerin en başında dizkapağı kemiğinin pozisyonel olarak özellikle dışa doğru yerinden kayması veya dış bölgede sıkışması gelmektedir. Dizkapağı kemiği üstte uyluk ön kasına, altta patellar tendon adını verdiğimiz bağla, bacak kemiği üst ön bölümüne bağlıdır. Uyluk ön kasının kasılması ile katlı olan bacağımız düz hale gelir. Bu hareket esnasında dizkapağımız uyluk kemiği alt ön kısmında bulunan dizkapağı ön oluğu içinde kayarak hareket eder. Gerçekte dışa açılanmış durumda bulunan uyluk ön kası, her kasılışında dizkapağını bir miktar dışarı doğru çeker. Uyluk ön kasının iç ve dış kısmında bulunan ve dizkapağının iç ve dış kısımlarına yapışan “vastus lateralis ve medialis” kasları dizkapağını, dizkapağı oluğunda düzgün baskı yapacak şekilde tutar. Zamanla vastus medialis adı verilen uyluk iç kasının giderek zayıflaması, dizkapağımız dışa doğru kaymasına veya dizkapağı kemiğimizin dış kısmında bası artışına sebep olur.  Bu durum klinik olarak özellikle merdiven inip çıkma, çömelip kalkma ve uzun süre diz bükük pozisyonda oturmada ağrıya sebep olabilir. Bu sorunu olan bazı insanlarda ağrı olmayabilir. Dizkapağının bu problemlerini ortaya koymak üzere geliştirmiş olduğum ve bilimsel uluslararası diz cerrahisi dergisinde yayınlanmış olan “Quadriceps bası – çekme” testim başlangıç halindeki hastalarda dahi doğru uygulandığında bulgu verebilmektedir. Dizkapağının dışa kayması ve dış kısımda sıkışması, dizkapağının dış kısmının arka kısmı ile karşısına gelen uyluk kemiği, alt dış kısım kıkırdaklarında aşırı bası artışına sebep olur. Normalin üzerindeki bu bası artışı, başlangıçta bu bölgede kıkırdak yumuşamasına ve şişmesine, eğer erken tedbir alınmazsa bu bölge kıkırdaklarının daha erken aşınması ile uzun dönemde bu bölgenin artrozuna yani halk deyimiyle kireçlenmesine yol açabilmektedir. Hasta erken dönemde kıkırdak aşınmalarının olmadığı veya henüz başladığı dönemde başvurmuşsa, hastaya kıkırdak güçlendirici ve ağrıyı azaltıcı bir tedaviye başlanır ve dizkapağı egzersiz programı verilir. Bu tedaviye yanıt alınamayan veya biraz daha ilerlemiş kıkırdak aşınması evresinde olan hastalarda cerrahi tedavi uygulanabilir. Cerrahi olarak dizkapağının dışa kaymasını ve sıkışmasını ortadan kaldıran kendi geliştirmiş olduğum daha önce de belirttiğim muayene yöntemi ile aynı makalede yayınlamış olduğum “full arthroscopic lateral retinaculer release” adını verdiğim cerrahi tekniğimle dizkapağı kayma ve sıkışmalarını düzeltebilmekteyim. Uzun dönemli takiplerimiz ameliyat uygulamalarımızın aşınma sorununu ciddi olarak geciktirmektedir.

DİZ ÖN BÖLGESİNDE AĞRIYA SEBEP OLAN BAŞKA SORUNLAR VAR MIDIR VE TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Diz ön bölgesinde ağrıya sebep olan sorunlar arasında, diz içinde dizkapağı çevresinde yer alan plika adını verdiğimiz dokular, dizkapağının enfeksiyon ve tümörleri, dizkapağı alt kısmında bulunan patellar tendon adını verdiğimiz bağın ve bu bağın arkasında ve dizin içinde yer alan Hoffa yağ dokusunu aşırı kullanmaya bağlı gelişen mikrobik olmayan iltihabı, dizkapağı kemiğinin ön, üst ve alt bölgelerinde yer alan içinde az miktarda sıvı barındıran keseciklerin değişik nedenlerle şişmesi sayılabilir.

Bunların içinde hastalarda en fazla görülen ve diz eklemine uzun dönemde zarar verecek oluşumlar plikalardır. Dizde dizkapağının üst kısmında, alt kısmında iç ve dış kısımlarında olmak üzere dört plika mevcuttur. Sırasıyla dizkapağının iç, dış ve alt kısmında bulunan plikalar sorun yaratabilir. Dizkapağının iç ve dış tarafındaki plikalar, dizkapağı ile uyluk alt ucunun iç ve dış eklem yüzeylerine sürtünen bant veya elbise katlantısı şeklinde tıbbi ismi sinovya olan diz iç zarı katlantılarıdır. Bu dokular dizin hareketleri esnasında, önden yana kayarak bu bölgelerdeki kıkırdak ve kemik dokuya sürtünürler. Değişik yaş gruplarında ağrıya sebep olabilen bu dokular, hastada çömelme ve kalkma esnasında dizde ağrı, diz içinde atlama ve çatlama sesi şeklinde şikayetlere sebep olabilir. Uzun süreli oturmada da hastayı rahatsız edebilir. Plikalar dizin aşırı ve zorlayıcı kullanılmasında ve sürtünme gücünü arttıran aşırı kilo gibi durumlarda daha erken ve hızlı kıkırdak aşınmalarına sebep olabilir. İç ve daha az sıklıkla dış plika, orta yaşlara doğru yaşıtlarına göre bu hastalarda daha erken yaşlarda diz kireçlenmesine sebep olur. Gerek plikaların sürtünmesiyle gerekse dizkapaklarının aşırı baskısı ile diz eklemine dökülen kıkırdak parçacıkları diz eklemi içinde hareket ve diz eklemi iç zarının salgıladığı parçalayıcı enzimler ile öğütülüp mikroskopik partiküller haline dönüşür. Bu partiküllerin büyük bölümü diz iç zarı tarafından emilir ve yok edilir. Bir kısmı ise menisküslerin özellikle arka ve arka iç kısmında içine girerek menisküslerin yapısını bozar ve kolay menisküs yırtıklarına sebep olur. Ağrılı plika rahatsızlığı olan hastaların klinik ve MRI bulguları değerlendirilir. Erken dönemde ve özellikle genç hastalarda, kıkırdaklarda fazla sorun yoksa, ilaç tedavisi uygulanabilir ve plikaların sürtünme etkisini azaltıcı önerilerde bulunulabilir. Tedaviye rağmen şikayeti geçmeyen ve kıkırdak aşınma sorunu ileri evrelere geçmiş hastalarda, artroskopik olarak plika dokusunun çıkarılması ameliyatı yapılır. Bu işlemin yanı sıra varsa aynı operasyon esnasında dizkapağı kaymasının düzeltilmesi ve menisküs ameliyatlarının birlikte yapılması uygun olur.

HASTALAR BU TEDAVİLERDEN SONRA NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Dizde uygulanan plika ve dizkapağı gevşetme ameliyatlarından sonra hastalar verilen egzersizleri düzenli olarak yapmalı ve ilaç tedavilerine uymalıdır. Bu ameliyatlar, dizin mekanik olarak erken aşınmasına sebep olan sorunları ortadan kaldırarak, biyomekanik olarak daha uygun diz oluşturma ameliyatlarıdır. Bu nedenle hastalar iyileşme döneminde tedavilerine harfiyen uymalıdır.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--