Medistate

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Tiroid’in Üreme Sağlığına Etkileri

Tiroid’in Üreme Sağlığına Etkileri

TİROİD BOZUKLUKLARI ERKEK KISIRLIĞINDA %30, KADIN KISIRLIĞINDA %35 ETKİLİ

Tiroid vücutta mekanizmayı etkisi altına alabilen, önemli bir bezdir. Bunun doğru çalışmaması halinde, çoğu organ olumsuz olarak etkilenmektedir. Bunların başında üreme organları gelir. Tiroid bezinin az ya da çok çalışması kadın ve erkeklerin üremeyle ilgili hormonlarını doğrudan etkilediğinden gebe kalamamanın başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

Tiroid hormonları cinsiyet hormonlarını doğrudan etkiliyor

Tiroid hormonları vücutta başta cinsiyet hormonları olmak üzere, tüm hormonlarla etkileşim halindedir. Kadınlarda yumurtalıkların, erkeklerde testisin normal işlevlerini yerine getirebilmesi için, tiroid hormonlarının seviyesinin normal düzeyde olması gerekir. Normalden az olan tiroid seviyeleri kısırlık sorununu beraberinde getirdiği gibi, bebeğin anne karnındaki gelişimini de olumsuz etkileyebilir. Tiroid hormonları erkek kısırlığında % 30 oranında etkili olurken, kadın kısırlığında % 35 oranında etkili oluyor.

Hipotirioidi ve hipertiroidi gebeliği nasıl etkiler?

Tiroid bezinin az çalışması (Hipotiroidi), yumurtlamayı sağlayan FSH ve LH hormonlarının seviyesini düşürerek halk arasında süt hormonu olarak bilinen prolaktinin seviyesini yükseltir.Bu durum sağlıklı yumurtlamanın önüne geçmektedir. Ayrıca, tiroid bezinin az çalıştığı gebelerde, düşük, erken doğum ve bebek ağırlığının normalden az olması sık görülen durumlar arasında yer alır. Tiroid bezinin çok çalışması (Hipertiroidi) ise yumurtlama ile ilgili sorunlar oluşturarak gebe kalmayı önler.

Gebelik öncesi dönemde tiroid hastası olduğu bilinen anne adaylarının mutlak suretle hormon düzeylerinin kontrol altına alınması gerekmektedir. Gebe kalmak isteyen anne ve baba adayları eğer tiroid hastası ise mutlaka bir Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı tarafından takip edilerek uygun tedavi yöntemi planlanmalıdır. Tiroid hastalarının gebelik sürecinde de ana prensip, Tiroid hormonlarının doğuma kadar olan süreçte normal değerlerde olmasının sağlanmasıdır. Bu sebeple tiroid hastası anne adayları multisidipliner bir yaklaşımla Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı, Kadın Doğum Uzmanı ve Riskli Gebelik Uzmanı tarafından takip edilmelidir.

Kış Mevsiminde Tiroid İltihabına Dikkat!

Kış Mevsiminde Tiroid İltihabına Dikkat!

KIŞ MEVSİMİNDE TİROİD İLTİHABINA DİKKAT!

Kış mevsiminde çok sık görülen bademcik ve üst solunum yolu enfeksiyonları genellikle virüs kaynaklı olarak gelişiyor ve zaman zaman boynun ön kısmında bulunan ve metabolizmada önemli görevleri olan tiroid bezine geçebiliyor. Tiroid bezinin iltihaplanması (subakut tiroidit) boynun ön kısmında şiddetli ağrı, baskı, yutma zorluğu ve özellikle akşam saatlerinde artan kırgınlık, ateş, üşüme ve titreme gibi sorunlara neden oluyor.

TİROİD BEZİ İLTİHABI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tiroid iltihabının özellikle hava değişiminin hızla yaşandığı kış mevsiminde görülüyor. Değişen hava sıcaklığına adapte olamayan vücutlar viral enfeksiyonlara çok sık yakalanıyor. Enfeksiyonların tiroid bezine geçmesiyle de boyun bölgesinde ağrı, hassasiyet, yutma zorluğu, boyunda baskı ve özellikle akşam saatlerinde baş gösteren ve artan ateş, kırgınlık, üşüme ve ürperme semptomları görülüyor.

TİROİD İLTİHABI ÖMÜR BOYU HİPOTİROİDİ’YE NEDEN OLABİLİYOR

Kişilerde tiroid iltihabının gelişmesi ile tiroid bezi de normalden fazla çalışmaya başlayarak hipertiroidi oluşmasına sebep oluyor. Çarpıntı, titreme, sinirlilik, terleme ve kilo kaybı ile seyreden hastalık, aylar içinde tiroid bezinin çalışmasının yavaşlaması ile yerini kilo alma, kalbin yavaş çalışması, unutkanlık, ciltte kuruma, el ve ayaklarda şişme ve ödem gibi belirtilere bırakıyor. İlaç tedavisi ile 6 ay içinde düzelmesi beklenen tiroid iltihaplanması hastalığı, yüzde  yirmi civarında ömür boyu tiroid hapı alınmasını gerektiren hipotiroidi hastalığının gelişmesine sebep olabiliyor. Hastalığın erken dönemlerinde tespiti ve tedavisi ile tamamen düzelme görülebildiğinden dolayı, belirtiler görüldüğünde Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümüne başvuru büyük önem taşıyor.

Kimlere Diyabet Taraması Yapılmalıdır?

Kimlere Diyabet Taraması Yapılmalıdır?

Ülkemizde 40 yaş üzeri nüfusun %10 ‘dan fazlasında diyabet bulunduğu için kilosu ne olursa olsun 40 yaşından itibaren 3 yılda bir diyabet check up yapılmalıdır.

Ayrıca, Vücut kitle indeksi >25 kg/m2 olan kişilerin aşağıdaki risk gruplarından birine dahil olmaları halinde daha genç yaşlardan itibaren diyabet taraması yaptırması gerekir.

1.Birinci ve ikinci derece yakınlarında diyabet bulunan kişiler
2.İri bebek doğuran veya daha önce gebelik şekeri tanısı almış kadınlar
3.Tansiyonu yüksek bireyler
4. Kolesterol yüksekliği olan bireyler
5. Daha önce gizli şeker saptanan bireyler
6.Kistik yumurtalık hastalığı olan kadınlar
7. Kalp damar hastalığı bulunan bireyler
8.Fiziksel aktivitesi düşük olan bireyler
9. İnsülin direnciyle ilgili hastalığı buluna bireyler

Diyabet tanısı alan hastalar ise ; Oluşabilecek erken ve geç dönem organ hasarları açısından düzenli olarak takip edilmelidirler. Diyabetli hastaların tedavisinin planlanması için, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Kardiyoloji ,Göz Hastalıkları ve Nöroloji kliniği başta olmak üzere multidisipliner bir yaklaşımla hastalık ele alınmalı ve düzenli takip gerçekleştirilmelidir.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Endokrinoloji ve metabolizma  hastalıkları uzmanlığı hormon  hastalıkları ile ilgilenir. Bu nedenle geniş bir hastalık yelpazesini içerdiğinden günümüzde önemi giderek artmaktadır. Salgılanan  çeşitli hormon düzeyleri fazla veya az olduğunda  çeşitli hastalıklar oluşur. Şeker hastalığı (Diabet), şişmanlık, tiroid (guatr) hastalıkları en bilinen endokrinolojik  hastalıklardandır. 

Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar kliniğinin temel ilgi alanı olan hastalıklar şu şeklide sıralanabilir;

  • Hipoglisemi (düşük kan şekeri)
  • Cushing sendromu
  • Addison hastalığı
  • Prolaktinin (süt bezi hormonu) fazla salgılanması ile ilgili hastalıklar (prolaktinoma),
  • Akromegali,
  •  Hipofiz bezindeki  hormon salgılamayan  diğer tümörler,
  • Kadınlarda kıllanma ve adet düzensizliği  ile ilgili bozukluklar  
  • Böbrek üstü bezinden salgılanan  diğer hormonlardan olan aldesteron,
  • Adrenalin ile ilgili çeşitli hastalıklar
  • Diabetes insipidus (şekersiz şeker hastalığı)
  • D vitamini eksikliğine bağlı osteomalasi  ve osteoporoz 

Diyabeti Önlemek Mümkün Mü?

Diyabeti Önlemek Mümkün Mü?

Kalp damar hastalıkları, gözde damar tıkanması ve körlüğe kadar giden durumlar, katarakt oluşumu, böbrek yetmezliği, duyu/his eksikliği ve uzuv kayıpları gibi önemli sorunlara yol açabilen diyabetin önlenmesi, riskli kişilerin ortaya çıkarılması koruyucu programlarla önlenebilir.

Gizli şekere dikkat!

Pre-diabetik olarak adlandırılan gizli şeker tanısı konmuş kişilerde 10 yıl içinde tip 2 diyabet gelişme riski yaklaşık olarak %50'dir Buna karşılık basit yaşam tarzı değişiklikleri ile tip 2 diyabet riskinin %58’e varan oranlarda önlenebileceği veya ortaya çıkışının geciktirilebileceği gösterilmiştir. Toplumda çok daha yaygın olarak görülen tip 2 diyabetin önlenmesine yönelik olarak çocukluk çağından itibaren tedbirler almak mümkündür.

Hareketli ol, sağlıklı kal

Şişmanlık ve hareketsizlik yüzünden, günümüzde erişkin tip diyabetin görülme yaşının çocukluk-ergenlik çağına kadar inmiş duruma gelmiştir. Haftanın en az 5 günü, düzenli olarak minimum 30 dk orta yoğunlukta yapılan yürüyüş ve benzeri aktiviteler diyabet riskini %35-40 oranında azaltmaktadır.

Tip 2 diyabet ve uzun dönemli organ hasarlarını önlemek için, hareketli olmanın yanı sıra alınması gereken diğer tedbirleri de şu şekildedir:

  • Boya uygun vücut ağırlığı hedeflenmeli ve bu ağırlığın korunmasına çalışılmalıdır.
  • Yeterli ve dengeli beslenmeli; günde en az 5 (beş) porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
  • Günlük enerjinin %25-30’ u yağlardan sağlanmalı, enerjinin doymuş yağ asidinden gelen oranı %10’ un altında olmalıdır.
  • Şeker gibi basit karbonhidratlar günlük enerjinin ≤%10’ unu aşmamalı, basit karbonhidratlar yerine kurubaklagiller, tam tahıl ürünleri tercih edilmelidir.
  • Günlük alınan tuz miktarı 5 gr’ı aşmamalıdır.
  • Sigara kullanılmamalı ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.

Diyabet Cinsel Hayatınızı Etkilemesin

Diyabet Cinsel Hayatınızı Etkilemesin

Diyabet hastalarının korkulu rüyalarından biri de cinsel hayatlarının bu hastalıktan olumsuz etkilenmesi. Uzun süreli kontrol altına alınmayan diyabete bağlı sinir harabiyeti, cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyebilir. 

Kontrolsüz diyabet cinsel hayatı vuruyor

Cinsel sorunların gelişmesindeki en önemli nedeni; diyabete bağlı sinirlerin harabiyeti  ve beraberinde damar yapısında önemli bozuklukların gelişmesidir. Diyabetin kontrolsüz seyrettiği bazı erkeklerde sinirlerdeki hasar ereksiyon kusuruna yol açabilir ya da  ereksiyon için gerekli olan kan akımını kontrol eden damarların işlevini bozabilir. Kadınlarda ise bu durum kendini cinsel isteksizlik, vaginal kuruluk ve ağrılı cinsel ilişki ile gösterir.

Ne yapmalı?

Diyabetle birlikte ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozuklukları tedavi edilebiliyor. Böyle bir durumda yapılması gerekenin öncelikle konuyu kişinin diyabet hekimiyle paylaşması gerekir. Sorunun tam olarak kaynağının anlaşılabilmesi için mutlaka hekime danışılmalı. Psikolojik kaynaklı cinsel bozukluklarda hasta gerekirse terapiste yönlendirilmeli, vasküler kaynaklı cinsel disfonksiyonlarda ise ürolog, jinekolog, endokrinolog, psikolog ve hatta kardiyolog da sürece dahil olarak multidispliner bir yaklaşım sergilenmelidir. Nöropatik sorunların tedavisinde de her şeyden önce hastanın diyabetini iyi bir şekilde regüle etmek gerekir. Kısa dönemde hipo ve hiperglisemileri önlemek, cinsel yaşamı dolaylı yoldan iyileştirebilir. Uzun dönemde kan şekerinin iyi kontrol edilmesi, diyabet ile ilgili komplikasyonların önlenmesine yardımcı olup cinsel fonksiyonların düzelmesini sağlayabilir. Bu nedenle diyabet hastaları kan şekerlerini regüle etmelerinin önemini kavramaları gerekir.

Diyabet Hastasıysanız EMG Çektirmeyi İhmal Etmeyin!

Diyabet Hastasıysanız EMG Çektirmeyi İhmal Etmeyin!

Diyabet hastalarının ortak sorunlarından biri de el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, donma ve yanmadır. Birçok diyabetlinin bu durumun bir hastalık habercisi olduğunun farkında olmadığını belirten Medistate Kavacık Hastanesi Nöroloji Uzmanları, “El ve ayaklardaki yanma ve uyuşukluk gibi belirtilerin diyabetin olumsuz bir nörolojik sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Yüksek şeker düzeyi sonucu oluşan ve diyabetik nöropati olarak bilinen sinir hasarlarında, bu gibi şikayetler yaşanmakta, erken teşhis edilememesi halinde ileri safhalarda diyabet hastalarına ciddi problemler yaratmaktadır.” dediler.

Diyabetlilerin yarısında nöropati var

Hiperglisemi, yani kan şekeri yüksekliği sonucu ortaya çıkan sinir hasarı olan diyabetik nöropatinin en bilinen şeklinin el, ayak ve bacaklardaki ağrı, dokunma ve sıcaklık duyularını beyne ileten sinirlerin hasar görmesidir. Nöropati gelişiminin erken safhalarda tespit edilerek kötüye gidişini engellemek için yılda 1 kez mutlaka EMG çekilmesi gerekir.Diyabet hastalığı farkedilmeden önce bile bu şikayetlerin başlayabileceğini belirten Halaç, başlangıçta sinir hasarı nedeniyle ortaya çıkan şikayetlerin hasta tarafından önemsenmemesi sonucu zamanla sürekli bir hal aldığını belirterek ayaklardaki uyuşukluğun artışıyla suyun sıcaklığının dahi hissedilemediğini, ellerdeki kuvvet kaybı nedeniyle anahtar çevirmede ya da kavanoz açmada  güçlükler yaşanabildiğini söyledi. Nöropati denilen sinir sıkışmasının diyabetlilerde yaşanan parmak çürüme ve kopmalarının en önemli nedeni olduğunun altını çizen Dr Gülistan Halaç, “Diyabet hastalarının el ve ayak duyularının yılda bir kez EMG ile test edilmesiyle, nöropati gelişimi erken evrelerde saptanabilir ve zamanında müdahale edilerek daha kötüye gidişi engellenebilir. EMG sırasında sinirlerin bazı vücut alanlarında sıkıştığı saptanırsa, bu sinirler cerrahi işlemle basıdan kurtarılıp el ve ayaklara tekrar duyu kazandırılabilir.” şeklinde konuştu.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--