Organization Accredited by Joint Commission International
ONLINE RANDEVU

Depresyon

Depresyon; duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Üzüntü duygusuna ve keyif alınan etkinliklere karşı ilgi veya zevk kaybına neden olur.  Gündelik yaşamda herkes zaman zaman kendini moralsiz, üzgün, mutsuz hatta karamsar hissedebilir. Depresyon hastalığında gündelik olağan moral bozukluğundan farklı olarak kişinin;

  • Duygusal olarak; üzgün, mutsuz, kederli hissetmesinin yanı sıra,
  • Düşünce olarak; durumuyla ilgili ümitsizlik, çaresizlik ve karamsarlık içinde olması, kendini bu durum içinde yetersiz ve değersiz olarak algılaması ve hatta intiharı çözüm olarak görmesi,
  • Davranış olarak; kendini toplumdan soyutlaması, içine kapanması, giderek durgunlaşması, hiçbir şeyden zevk alamaması ve isteksizlik göstermesi,
  • Bedensel olarak; uykusunun ve iştahının bozulması söz konusudur.

Depresyon en yaygın görülen ve en çok yeti kaybı oluşturan ruhsal rahatsızlıklardan birisidir. DSÖ verilerine göre; dünyada depresyon sıklığı ortalama %3.4 civarındadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre de; ülkemizde yetişkinlerde depresyon sıklığı ortalama %9 saptanmıştır. Kadınlarda depresyon sıklığı erkeklerden yaklaşık 2 kat daha fazladır. Biyolojik, psikolojik, genetik ve sosyal faktörler depresyona neden olabilir. İyi tedavi edilmemiş depresyon; alkol ve madde kullanım sorunlarına, başka ruhsal hastalıklara, ayrıca bedensel hastalıklara da zemin hazırlamakta ve diyabet, kalp hastalıkları gibi bedensel hastalıkların gidişini kötüleştirip ölüm riskini arttırmaktadır. Öte yandan, etkili tedavi edilmeyen depresyonda intihar ile ölüm riski (tamamlanmış intihar riski) %15 civarındadır. Bunun dışında, hastalar yaşam içindeki aktivitelerini sürdüremezler ve iş, aile ve sosyal yaşamları olumsuz etkilenir.

Depresyon, ruhsal rahatsızlıkların en etkili biçimde tedavi edilebilir olanlarından birisidir. Tedavi görenlerin %80’inde, hastalık belirtileri 4-6 hafta içinde belirgin biçimde azalmaktadır. Tedaviye yanıt oranı %65 civarındadır. Ancak; depresyonu olanların sadece üçte biri tedavi arayışına girmekte, tedaviye başlayanların da ancak yarısı tedaviyi sürdürmektedir.

Depresyon hastalığında mutlaka bir etkili tedavi yapmak gerekirken, sadece moral bozukluğu veya yaşadığı olaylara bağlı üzüntü veya mutsuzluk yaşayan bir kişi hastaymış gibi tedavi edilmemelidir. Ancak çalışmalar; depresyon hastalık düzeyinde bulunduğunda, antidepresan ilaçların çok başarılı sonuç verdiklerini göstermektedir. Antidepresan ilaçlar, tedavide kullanılan ve beynin çalışmasında düzenlemeler yaparak etki gösteren kimyasal maddelerdir.

Depresyonda; antidepresan ilaçların yanı hastalara psikoterapiler de uygulanmaktadır. Bu tedaviler çeşitli kuramlara dayanan ve yıllar içinde bilgi birikimiyle temelleri oturtulmuş yöntemlerdir. Bu terapilerin başlıcaları; psidodinamik terapiler denilen, insanın bilinçdışı ruhsal çatışmalarını ve bozulmuş ilişki örüntülerini çözmeye yarayan tedaviler ile bilişsel-davranışçı terapi denilen, insanın düşünce yapısındaki olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını işlevsel olanlar ile değiştirmeye yarayan tedavilerdir. Psikoterapiler hafif depresyon tedavisinde tek başına, orta ila şiddetli depresyonda ise genellikle antidepresan ilaçlarla birlikte uygulanır. 

Sonuç olarak, depresyon psikiyatrik hastalıklar içinde en yaygın olan ve en çok yeti kaybı yapan hastalıklardan birisidir. Doğru tanındığında, etkili biçimde tedavi edilebilmektedir. Depresyon belirtileri yaşıyorsanız, yapmanız gereken ilk şey aile hekiminize veya bir psikiyatriste başvurmak olmalıdır.


Bölüm Doktorları

Prof. Dr. Serhat Çıtak
Psikiyatri