Organization Accredited by Joint Commission International
ONLINE RANDEVU

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Travma; bireyin fiziksel, duygusal ve ruhsal esenliği üzerinde kalıcı olumsuz etkileri olan, kişinin yaşamsal bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturan, dehşet, korku ve çaresizlik duyguları uyandıran, beklenmedik ve olağandışı olaylara ya da kalıcı koşullara maruz kalmanın yol açtığı bireysel deneyimdir. Kaza, fiziksel ya da cinsel saldırı, bir yakının ölümü, doğal afet, savaş, çocukluk dönemi ihmal veya istismarı gibi travmatik deneyimler, hayat boyu sürebilecek yıkıcı ve zorlayıcı sonuçlara yol açabilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ise; travmatik bir olaya maruz kalma sonucu gelişen bir ruhsal rahatsızlıktır. Belirtileri; olayın geri dönüşler (flash back) ve kâbuslar aracılığıyla yeniden yaşantılanması, olayı hatırlatan durumlardan kaçınma, aşırı tetikte olma hali, fiziksel, ruhsal ve zihinsel değişiklikler şeklindedir. 

Toplum içinde ruhsal travmaya yol açan olaylar çok yaygındır. Araştırmalar her iki kişiden birinin bu tür olaylarla hayatında en az bir kez karşılaştığını göstermektedir. Ruhsal travmayla karşılaşma olasılığı herkes için eşit değildir. Suç oranının yüksek olduğu yerlerde yaşayanlar, başka ruhsal hastalığı veya alkol-madde bağımlılığı olanlar, askerler, polisler, itfaiye personeli olanlar korkutucu olaylarla daha sık karşılaşırlar. Kadınlar, geçmişte ruhsal travma yaşayanlar, başka ruhsal veya bedensel hastalığı olanlar ve travmayı daha şiddetli yaşayanlar daha fazla risk altındadır. TSSB, herhangi bir etnik köken, milliyet veya kültürden ve her yaşta ortaya çıkabilir. Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olmasına rağmen ancak bir kısmı travma sonrası stres hastalığı belirtileri gösterir. Bu da bazı kişilerde hastalığa bir yatkınlık olabileceğini, ya da bazılarının hastalığa karşı daha dayanıklı olduğunu düşündürür. Yapılan araştırmalar kadınların erkeklere oranla ruhsal travmalardan sonra TSSB’ye daha sık yakalandığını göstermektedir.

Ruhsal travma ne kadar şiddetli yaşanmış ise ruhsal etkiler de o kadar fazla ve uzun süreli olur. Ayrıca, travma sırasında yaşanan korkunun derecesi de önemlidir. TSSB ile eşzamanlı olarak başka ruhsal rahatsızlıklar da görülür. En sık görülen hastalık depresyondur. Bunun dışında, anksiyete bozuklukları, alkol ve madde kullanım bozuklukları da görülebilir.

TSSB belirtileri dört ana kategoride değerlendirilir:

1. Yeniden yaşama/Davetsiz düşünceler: 

Travmatik olayın; tekrarlanan istemsiz anılar şeklinde zihne gelen düşünceler ve rahatsız edici rüyalar aracılığıyla geri dönüşü. (flash-back) Olayla ilgili görüntüler ve sesler, kişi onları düşünmek istemediği veya aklına getirecek bir durum olmadığı halde zihnine gelebilir. Bu anıların canlanması kişiyi genellikle çok rahatsız eder ve iç sıkıntısı, çarpıntı, terleme, titreme, nefes alamama gibi bunaltı belirtilerine yol açar. Bu geri dönüşler bazen o kadar canlı olabilir ki, kişiler travmatik deneyimi yeniden yaşadıklarını veya gözlerinin önünde gördüklerini hissedebilirler: örneğin gördüğü hayallerle konuşabilir, bir tehlike olmadığı halde kaçmaya çalışabilirler.  

2. Kaçınma : 

Olayı hatırlamak büyük bir sıkıntı, acı ve korku hissine yol açtığı için; kişi olayı hatırlatan yer, durum, konuşma ve düşüncelerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışır. Bazen, olayın ayrıntılarını unutma görülebilir. Genellikle olayın en sıkıntı verici bölümleri unutulur veya çok güçlükle hatırlanır. Bu durum “olayı düşünmek istememek” ten farklıdır ve kişi hatırlamak istediği halde hatırlayamaz. Travmalardan sonra insanlardan uzaklaşma, gelecek beklentisinin kalmaması gibi belirtiler de görülebilir. Gelecekle ilgili plan yapılamadığı için sadece o günü yaşama, aktivitelerde azalma görülebilir. Kişiler olayı yaşamamış olanlardan duygusal olarak uzak hissedebilir, sadece aynı travmayı yaşamış kişilerle görüşmeyi tercih edebilirler. Duygularında körelme olur, sevinç ve üzüntü hissedemeyebilirler. Bazen kendilerine yardım etmeye çalışanlara öfke duyabilirler.

3. Ruhsal ve zihinsel değişiklikler: 

Travmatik olayın bazı yönlerini hatırlayamama, kendisi veya başkaları hakkında olumsuz düşünce ve duygular (örneğin, “ben kötüyüm”, “kimseye güvenilemez”), olayın nedeni veya sonuçları hakkında kendisini suçlama, korku, dehşet, öfke veya utanç duyguları, önceden zevk alınan faaliyetlere yönelik ilgide azalma, gelecekle ilgili plan yapamama, diğerlerinden kopmuş veya yabancılaşmış hissetme, olumlu duygular yaşayamama gibi belirtiler görülebilir.

4. Aşırı tetikte olma ve tepkilerde değişiklikler:

Ruhsal travmadan etkilenmiş kişiler; sürekli olarak olayın tekrarlanacağı korkusu nedeniyle, kendilerini diken üstünde, tetikte hissedebilirler. Davranışlarını bu ihtimali düşünerek şekillendirir, aşırı tedbirli davranırlar. Aşırı uyarılmanın diğer göstergeleri ani ses ve hareketlerde irkilme veya yerinden sıçramadır. Kapı çarpması, yüksek sesle konuşma, birinin aniden odaya girmesi gibi beklenmedik durumlar kişinin yerinden sıçramasına ve uzunca sürebilen bunaltı belirtilerine (çarpıntı, terleme, titreme, nefes daralması) yol açar. Çabuk sinirlenme, öfke patlamaları, kendine zarar verici davranışlar, şüphe ve tedirginlik duyguları, uykuya dalma güçlüğü ve kolay uyanma şeklinde uyku sorunları görülebilir. 

Travmatik bir olaya maruz kalan birçok kişi, olayı takip eden günlerde yukarıda açıklanan belirtileri yaşar. Ancak bir kişiye TSSB teşhisi konması için, belirtilerin bir aydan fazla sürmesi ve kişinin günlük işlevselliğinde önemli sıkıntı veya sorunlara neden olması gerekir. Birçok kişi travmadan sonraki üç ay içinde belirtiler gösterir, ancak belirtiler daha sonra da ortaya çıkabilir. TSSB’de genellikle depresyon, madde kötüye kullanımı, hafıza sorunları ve diğer sağlık sorunları da ortaya çıkar.

Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olmasına rağmen ancak bir kısmı TSSB belirtileri gösterir. Bu da bazı kişilerde hastalığa bir yatkınlık olabileceğini, ya da bazılarının hastalığa karşı daha dayanıklı olduğunu düşündürür. Kadınlar, geçmişte ruhsal travma yaşayanlar, başka ruhsal veya bedensel hastalığı olanlar ve travmayı daha şiddetli yaşayanlar TSSB açısından daha fazla risk altındadır.

Kaçınma ya da unutmaya çalışma travmanın etkilerini azaltmaz

Travma sonrasında kişinin olayın etkileriyle başa çıkmak için kullandığı yöntemlerin sonuçları etkileyebileceği düşünülmektedir. Olay olmamış gibi davranan ve bir an önce unutmaya çalışan kişilerde hastalığın iyileşmesi gecikirken; sorunları için yardım arayan, başkalarıyla paylaşan, hakkını arayan kişiler daha çabuk iyileşmektedir. Kişinin elde edebildiği sosyal destek de travma sonrasında iyileşmeye olumlu etkide bulunur. Sosyal destek az ise özellikle depresyon belirtileri daha fazla hissedilir.

Zaman travmanın etkilerini tamamen ortadan kaldırmaz

Yapılan çalışmalar travmalardan sonraki ilk günlerde olayı yaşayan kişilerin çoğunun ruhsal olarak etkilendiğini, korktuğunu, kâbuslar gördüğünü, ancak bu belirtilerin birçok kişide günler veya haftalar içinde geçtiğini göstermektedir. Ancak etkilenen her 5-6 kişiden birinde belirtilerin düzelmesi çok daha uzun sürebilir, bazen yıllarca devam edebilir. “Zaman her şeyin ilacıdır” sözü herkes için geçerli değildir.

TEDAVİ

TSSB tedavisinde hem ilaçların hem de psikolojik tedavilerin etkili olduğu gösterilmiştir. Travmatik olaydan herkesin aynı oranda etkilenmediği açıktır. Travmayla ilgili az sayıda ruhsal belirtisi olsa da hayatı çok fazla etkilenmemiş birçok insan vardır. Bazı kişiler için ise TSSB belirtileri iş ve sosyal hayatı çok ciddi biçimde engelleyebilir. Bu nedenle travmanın etkilerinin giderilmesi için herkesin ihtiyacına göre farklı tedavi yaklaşımları planlanmalıdır:

Tedavi yaklaşımları şu şekilde planlanabilir:

1. Travmadan az etkilenmiş, hayatını eskisi gibi sürdürebilen kişilere => bilgilendirme

2. Travmadan daha çok etkilenmiş, ciddi belirtiler yaşayan, ancak işini gücünü sürdürebilenlere => danışmanlık veya kısa psikolojik tedavi yaklaşımları

3. Hayatı ciddi derecede etkilenmiş, ağır belirtileri olanlara => yoğun psikolojik tedaviler, ilaç tedavileri veya hastaneye yatış.

4. Travma sonrası stres hastalığı depresyonla birlikte ise çoğu kez ilaç tedavisi eklenmelidir.

İlaç tedavileri

TSSH tedavisinde antidepresan ilaçlar birçok hastalık belirtisini yatıştırmakta yararlıdır. Özellikle depresyonla birlikte görüldüğünde TSSB tedavisinde antidepresanlar kullanılması gerekir. Tedaviler doktor kontrolünde sürdürülmeli, doktorun önerdiği tedavinin etkili olabilmesi için önerilen süre ve dozlara uyulmalıdır.

Psikoterapiler

Psikolojik tedaviler arasında etkili olduğu gösterilen tedavi türü bilişsel-davranışçı terapi adı verilen yöntemdir. Bu tedavide kişinin belirtilerinin sürmesine neden olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır. Ayrıca korku nedeniyle kaçındığı durumların üstüne gitmesi sağlanarak bu durumlarda yaşadığı korkunun azaltılması sağlanır. Psikolojik tedaviler bu konuda eğitim ve deneyimi olan psikiyatr ve klinik psikologlar tarafından uygulanır.

TSSB, kişiye ve ailesine büyük sıkıntı veren, ancak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Travmalardan etkilenmiş birçok kişi:

1. Yaşadıklarının bir ruhsal rahatsızlık olduğunu bilmediği veya belirtileri kendi güçsüzlüğüne-eksikliğine bağladığı için, 

2. Sorunların tedavi edilebileceğini bilmediği için, 

3. Tedavi imkanlarına nasıl ulaşacağını bilmediği için,

4. Maddi imkanları olmadığı için

5. Sorunlarını konuşmaya utanıp sıkıldığı için veya rahatsız olduğu için tedaviye başvurmuyor olabilir.

Oysa ki bu sorunların hem psikolojik açıdan hem de ilaçla başarılı biçimde tedavisi mümkündür. Ayrıca pek çok kişi, yardım kitapçıklarını okuyarak veya sorunu yaşamış başkalarından yardım alarak bazı sorunlarının üstesinden gelebilir.

İyileşme önündeki en temel engeller olan:

  • Yardım aramaya çekinme,
  • Umutsuzluk,
  • Olayı hatırlamaktan kaçınma
  • İnsanlara güvenini kaybetme
  • Aynı zamanda hastalığın da temel belirtileridir.

 

Kaynaklar:

1. TPD (Türkiye Psikiyatri Derneği) http://www.psikiyatri.org.tr

APA (American Psychiatric Association) https://www.psychiatry.org

Bölüm Doktorları

Prof. Dr. Serhat Çıtak
Psikiyatri