Embriyolarda Genetik İnceleme ve Hastalık Araştırılması
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD / PGT), gebelik oluşmadan önce tüp bebek yöntemiyle elde edilen embriyolardan hücre alınarak genetik hastalıkların, kanser yatkınlıklarının ve kromozom anomalilerinin taranmasını sağlayan gelişmiş bir genetik tarama yöntemidir. Bu işlem sayesinde kalıtsal hastalık taşımayan sağlıklı embriyolar seçilerek rahim içerisine transfer edilebilir.
- 1 Embriyolarda Genetik İnceleme ve Hastalık Araştırılması
- 2 a) Genetik Hastalıklar
- 3 b) Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları
- 4 Riskli Ailelerde Kanser Yatkınlığının Tespiti
- 5 Embriyoda Değerlendirilen Kromozomlar
- 6 PGD (Preimplantasyon Genetik Tanı) Yönteminin Avantajları
- 7 PGD Yönteminin Riskleri
- 8 Genetik Tanıda Yeni Teknolojiler ve Gelecek Yaklaşımları
- 9 Sıkça Sorulan Sorular
Embriyolarda Genetik İnceleme ve Hastalık Araştırılması

Embriyolarda hastalık araştırılmasının (Preimplantasyon Genetik Tanı - PGD/PGT) temel amacı; kendiliğinden gebe kalabilen ancak taşıyıcı oldukları genetik bozukluklar nedeniyle hastalıklı bebek dünyaya getirme riski taşıyan çiftlerde, henüz gebelik oluşmadan sağlıklı embriyoların tespit edilmesidir. Seçilen sağlıklı ve taşıyıcı olmayan embriyoların rahim içine transfer edilmesiyle risksiz bir gebelik süreci elde edilir.
Kalıtsal geçiş gösteren pek çok hastalık anne, baba veya her iki ebeveynden bebeğe aktarılabilir. Genetik taşıyıcılığı veya riski saptanan çiftlerde, tüp bebek aşamasında embriyolara uygulanan bu testler sayesinde sağlıklı bebek sahibi olmak mümkündür.
Embriyo düzeyinde tespiti yapılabilen başlıca hastalık grupları şunlardır:
a) Genetik Hastalıklar
-
Talasemi (Akdeniz Anemisi)
-
Kistik Fibrozis
-
Myotonik Distrofi
-
Frajil X Sendromu
-
Doğumsal İşitme Kaybı
-
Akondroplazi
-
Alfa-1 Antitripsin Eksikliği
-
Hemokromatozis
-
Huntington Hastalığı
-
Orak Hücreli Anemi
-
Spinal Müsküler Atrofi (SMA)
-
Konjenital Adrenal Hiperplazi
-
Ataksi-Telenjektazi
b) Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları
-
Faktör V ve Protrombin Eksikliği
-
Faktör VIII Eksikliği (Hemofili A)
-
Leiden Faktör V Mutasyonu
Riskli Ailelerde Kanser Yatkınlığının Tespiti
Bazı kanser türleri geni kalıtımsal özellik gösterir ve aile bireyleri arasında yüksek kanser yatkınlığına yol açar. Bilimsel verilere göre her yeni jenerasyonun bu tür kalıtsal kanserlerden etkilenme riski kademeli olarak artış gösterebilir. Tüp bebek aşamasında embriyo düzeyinde genetik yatkınlığı taranabilen başlıca hastalık ve kanser türleri şunlardır:
-
Meme Kanseri (BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları)
-
Mesane Kanseri
-
Prostat Kanseri
-
Retinoblastom (Göz içi tümörü)
-
Lenfoma ve Lösemi (Kalıtsal yatkınlık panelleri)
-
Alzheimer (Ailesel/Erken başlangıçlı genetik tipler)
Embriyoda Değerlendirilen Kromozomlar
Anomali taramalarında, gebelik kayıplarında ve başarısız tüp bebek denemelerinde en sık rastlanan kromozom bozuklukları incelenir. Anöploidi taramasında öncelikli olarak 13, 16, 18, 21, 22, X ve Y kromozomları değerlendirilir.
Bu 7 temel kromozomun en önemli klinik özelliği; üzerlerindeki sayısal veya yapısal bozukluklara rağmen embriyonun rahime tutunabilmesi ve gebelik oluşturabilmesidir. Ancak bu gebelikler çok büyük oranda düşükle (spontan düşük) sonuçlanır. Özellikle gebeliğin ilk 10 haftasında yaşanan düşüklerin önemli bir kısmından bu kromozom anomalileri sorumludur.
Gebelik düşükle sonuçlanmayıp ilerlediğinde ise çiftlerin fiziksel veya zihinsel engelli (Down Sendromu, Edwards Sendromu, Patau Sendromu vb.) bir bebeğe sahip olma riski doğar. Bu nedenle riskli gruplarda bu 7 kromozomun taranması kritik önem taşır.
Anne veya babada daha önceden tespit edilmiş farklı kromozomal düzenlenim bozuklukları (örneğin translokasyon) bulunuyorsa, ilgili kromozomlar özel olarak incelemeye alınır. Örneğin toplumda en sık görülen 14. ve 21. kromozomlar arası translokasyonlarda, kromozomlar arasındaki genetik parça değişim noktaları önceden belirlenerek embriyoda doğrudan bu bölgeler analiz edilir.
PGD (Preimplantasyon Genetik Tanı) Yönteminin Avantajları
-
Anormal Bebek Doğumu ve Gebelik Sonlandırılması Riski Azalır: 35-39 yaş arası kadınlarda anöploidili (kromozom sayısı bozuk) bebek dünyaya getirme oranı %1 iken, 40-45 yaş aralığında bu oran %3'e yükselir. PGD yöntemi bu anomalilerin %90'ını kısa sürede tespit ederek sakat veya hastalıklı bebek doğum riskini %90 oranında düşürür.
-
Tüp Bebek (IVF) Başarı Oranı ve Gebelik Şansı Artar: Kadın yaşı ilerledikçe kaliteli embriyo ve gebelik oranları dramatik olarak düşer. Başarılı kliniklerde bile 20-33 yaş aralığında transfer edilen her embriyo başına gebelik oranı %28 seviyesindeyken, 39 yaş sonrasında bu oran %9'a geriler. Bu düşüşün ana sebebi yaşla birlikte artan anöploidili embriyo sayısıdır. PGD ile genetik olarak sağlıklı embriyolar seçildiğinde gebelik başarısı belirgin şekilde artar.
-
Düşük Riski Önemli Ölçüde Azalır: 35 yaş üzerindeki gebelerin yaklaşık %35'i düşük yaşamaktadır ve bu düşüklerin %50'sinden kromozomal anomaliler sorumludur. PGD sayesinde sadece genetik olarak normal (öploid) embriyolar transfer edildiğinden canlı doğum oranı yükselir, düşük riski minimize edilir.
PGD Yönteminin Riskleri
-
Biyopsi Esnasında Embriyo Hasarı Riski: Biyopsi işlemi sırasında embriyonun zarar görme riski son derece düşüktür (%1 civarında kabul edilir). Embriyodan tek bir hücre alınması doğacak bebeğin herhangi bir organının eksik olması anlamına gelmez; çünkü bu evredeki embriyo hücreleri (totipotent/pluripotent) tek başlarına tüm vücut dokularını oluşturabilme kapasitesine sahiptir.
-
Hatalı Sonuç (Mozaiklik veya Yanılma) Olasılığı: Uygulanan yöntemlerde çok düşük de olsa (%1-2) tanısal yanılma payı bulunabilir. Sağlıksız bir embriyonun hatalı şekilde sağlıklı değerlendirilip transfer edilmesi durumunu önlemek adına gebelik elde edildikten sonra rutin prenatal taramalar (NIPT, Amniyosentez vb.) önerilebilir.
Genetik Tanıda Yeni Teknolojiler ve Gelecek Yaklaşımları
Genetik teknolojilerindeki hızlı ilerlemeler embriyolojik tanı süreçlerine yeni boyutlar kazandırmıştır:
-
Kapsamlı Kromozom Taraması (CGH - Comparative Genomic Hybridization): Embriyodan alınan hücrelerde 24-48 saat içerisinde tüm 23 çift kromozomun eksiksiz incelenmesine olanak tanır.
-
Biyoçip (Microarray) Teknolojisi: Küçük genetik çipler üzerine yerleştirilen özel problar sayesinde tek bir embriyo hücresinden aynı anda yüzlerce farklı genetik hastalık ve DNA mutasyonu yüksek güvenilirlikle saptanabilmektedir. Bu sistemler tanı güvenilirliğini artırırken işlem sürelerini de oldukça kısaltmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
PGD / PGT işlemi her tüp bebek hastasına uygulanmalı mıdır?
Hayır, genetik inceleme; ileri kadın yaşı (35 yaş ve üzeri), tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları, tekrarlayan düşük öyküsü, eşlerde bilinen genetik/kromozomal taşıyıcılık veya kalıtsal hastalık öyküsü varlığında önerilir.
Embriyo biyopsisi bebeğe veya gebeliğe zarar verir mi?
Deneyimli embriyologlar tarafından yapılan biyopsi işlemlerinin embriyoya zarar verme veya dejenere etme riski %1'in altındadır. Hücre alınması bebeğin sakat doğmasına veya organ eksikliğine yol açmaz.
PGD ile bebeğin cinsiyeti belirlenebilir mi?
PGD/PGT işlemleri sırasında kromozomlar (X ve Y) incelendiği için embriyonun cinsiyeti teknik olarak tespit edilebilir. Ancak Türkiye'deki yasal mevzuatlar gereğince, cinsiyete bağlı geçiş gösteren tıbbi bir genetik hastalık riski olmadığı sürece keyfi cinsiyet seçimi yapılması ve bildirilmesi yasaktır.
SMA veya Akdeniz Anemisi taşıyıcısı olan çiftler PGD ile tamamen sağlıklı bebek sahibi olabilir mi?
Evet, anne ve babanın taşıyıcı olduğu durumlarda tüp bebek yöntemiyle elde edilen embriyolara PGD/PGT uygulanarak hastalık taşımayan veya sadece taşıyıcı olan sağlıklı embriyolar seçilir ve rahim içerisine transfer edilir.
Web ve Tıbbi Yayınlar Kurulu bu içeriğin geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Web sitemizdeki bilgiler bireylere yol göstermeyi veya belirli tedaviler sağlamayı amaçlamamaktadır. Doktorunuza danışmadan herhangi bir teşhis veya tedavi işlemi yapmayın. İçerik, Medistate Hastanesi'nin tedavi amaçlı sağlık hizmetleriyle ilgili bilgileri içermemektedir.